Weldment türkçesi Weldment nedir

  • Kaynatma.
  • Kaynaklı parça.
  • Birçok kaynaklı parçadan oluşan ünite.
  • Bir çok parçanın birbiriyle kaynamasından oluşmuş birim.

Weldment ingilizcede ne demek, Weldment nerede nasıl kullanılır?

Weld defect : Kaynak kusuru. Kaynak bozukluğu. Kaynak hatası.

Weld profile : Kaynak profili. Kaynak yanayı.

Weld size : Kaynak büyüklüğü.

Weld together : Birbirine kaynatmak. Bir araya getirmek. Birbirine iliştirmek. Birleştirmek.

Weld zones : Kaynak bölgesi. Kaynak zonu.

Flash weld : Yakma alın kaynağı.

Forge weld : Dövme kaynağı. Dövme kaynak yapmak.

Fusion weld : Erime kaynağı. Kaynaşma kaynağı. Ergitme kaynağı.

Lap weld : Bindirme kaynak. Bindirmeli bağlantı.

Arc weld : Elektrik kaynağı yapmak. Ark kaynağı yapmak. Ark kaynağı.

İngilizce Weldment Türkçe anlamı, Weldment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Weldment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Decoction : Dekoksiyon. Kaynatarak hazırlanan öz. Kaynatarak yapılan içki. Kaynatılmış öz.

Simmers : Patlamak üzere olmak. Galeyana getirmek. Galeyan. Yavaş yavaş kaynamak. Pişmek (kaynama noktasının biraz altında bir derecede). İçten içe kaynatmak. İçten içe kaynamak. Kaynamak (gizli bir iş). Pişirmek (kaynama noktasının biraz altında bir derecede).

 

Brewings : Mayalanma. Mayalama. Maya.

Brewing : Bira yapımı süreci. Biranın mayalanması. Maya. Mayalanma. Bira yapım işi. Bir seferde üretilen bira miktarı. Mayalama.

Simmer : Galeyana getirmek. Galeyan. Kaynamak (gizli bir iş). İçten içe kaynamak. Yatışmak. Pişmek (kaynama noktasının biraz altında bir derecede). Pişirmek (kaynama noktasının biraz altında bir derecede). Patlamak üzere olmak. Yavaş yavaş kaynamak.

Assembly : Çevirme. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çatma. Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme. Çevirme (bilgisayar). Birleştirme. Topluluk. Kongre. Kurul. Dizileme.

Boil : Kısaltmak. Haşlamak. Kaynamak. Kaynatmak. Pişirmek. Çıban. Galeyana gelmek. Fokurdamak. Kaynama.

Seething : Haşlama. Kaynayan. Köpüren. Çok heyecanlı. Çok tedirgin. Kuduran. Fokurdayan. Aşırı derecede heyecanlanmış.

Elixation : Isınma. Isı ile yumuşatma. Isıtma. Haşlama.

Boiling : Kavurucu. Çok sıcak. Bir sıvının doygun buhar basıncının bulunduğu ortamın basıncına denk olduğu durumda, kabarcık oluşumuyla birlikte buhar evresine geçişi. Köpüren. Kaynama. Kaynayan. Kızgın. Kaynar. Haşlama.