Kaynama nedir, Kaynama ne demek
"Kaynama" ile ilgili cümle örnekleri
- "Kırılan kaval kemiği yeni yeni kaynamaya başladığında arkadaşları ona içkiye devam ederse sakat kalacağını söylediler." - İ. O. Anar
Yerel Türkçe anlamı:
Kum ve kireçten yapılmış olan harçla örülen sağlam duvar.
Kimya'daki anlamı:
Bir sıvının buhar basıncının, bulunduğu ortamın basıncına eşit olduğu durumda, kabarcık oluşturarak buhar haline geçişi.
Bilimsel terim anlamı:
Bir sıvının doygun buhar basıncının bulunduğu ortamın basıncına denk olduğu durumda, kabarcık oluşumuyla birlikte buhar evresine geçişi.
Bir sıvıda, en yüksek buğu basıncının dış basınca eşit olduğu sırada, kabarcık çıkması olayı.
İngilizce'de Kaynama ne demek? Kaynama ingilizcesi nedir?:
boiling
Fransızca'da Kaynama ne demek?:
bouillonnement, ébullition
Osmanlıca Kaynama ne demek? Kaynama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
galeyân
Kaynama hakkında bilgiler
Kaynama, sıvının buhar basıncının dış basınca eşit olduğunda, sıvının her yerinden gaz kabarcıklarının çıkması. Saf maddelerin kaynama noktası sabittir. Kaynama süresi boyunca sıcaklık değişmez. Sıvı bir maddenin içinde katı bir madde çözünmüşse karışımın kaynama noktası yüksektir. Çözünen madde miktarı arttıkça kaynama noktası yükselir. Kaynama süresince sıcaklık sabit değildir. Aynı ortamda bütün sıvıların kaynama anındaki buhar basınçları eşittir. Maddenin cinsine, saflığına ve ortamın basıncına bağlıdır.
- Kaynama sıcaklıkları: - Su: 100 - Etil Alkol: 78 - Cıva: 357 - Eter: 35 - Kurşun: 1750 - Aseton: 57 - Bakır: 1769
Kaynama ile ilgili Cümleler
- Kestaneler en azından on beş dakika kaynamalı.
- Su kaynamaya başlıyor.
- Su kaynamaya başladı.
- Kaynama noktası dış basınca bağlıdır.
- Normal şartlar altında, suyun kaynama sıcaklığı 100 santigrat derece.
- İzlenen demlik asla kaynamaz.
Kaynama anlamı, tanımı:
Buhar : Isı etkisiyle sıvıların ve bazı katıların dönüştükleri gaz durumu.
Kabarcık : İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik. Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik. Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi. Kabartı.
Kaynama noktası : Bir sıvının üzerindeki basınçla o sıcaklıktaki doygun buhar basıncının denk olduğu sıcaklık.
Kaynamak : Gerektiği gibi yapılamamak. Coşmak, heyecanlanmak. Yerden çıkmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yara kapanmak, iyileşmek. Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Arada kaybolmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Çok miktarda bulunmak. Mide ekşimek. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak.
Arada kaynamak : Karışık bir durumda gereken ilgiyi görmemek.
Beyni kaynamak : Aşırı sıcaktan sersemlemek, bunalmak.
Bir kazanda kaynamak : Anlaşmak, uyuşmak, bağdaşmak.
Cadı kazanı gibi kaynamak : Dedikodu, kargaşa çok olmak.
El kazanıyla aş kaynamaz : "önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir" anlamında kullanılan bir söz.
Fıkır fıkır kaynamak : Bir şeyden bir yerde çok bulunmak. yerinde duramamak.
İçin için kaynamak : Aşırı heyecan, gözü peklik ve hareket içindeyken bunu belli etmemek.
İki baş bir kazanda kaynamaz : İki at bir kazığa bağlanmaz.
İkisini bir kazana koysalar kaynamazlar : "aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Kanı kaynamak : Coşkun ve kıpırdak olmak.
Karınca yuvası gibi kaynamak : Çok kalabalık ve hareketli olmak.
Kazan kaynamayan yerde maymun oynamaz : "hiçbir iş karşılıksız yapılmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Kazanı kapalı kaynamak : İçyüzü bilinmemek. ne yaptığı, nelerle uğraştığı anlaşılamamak.
Kazanmayanın kazanı kaynamaz : "kazancı olmayan kişinin evinde yemek pişmez" anlamında kullanılan bir söz.
Tenceresi kaynamak : Geçimleri az çok yerinde olmak.
Yüreği kaynamak : İçinde şüphe ve endişe uyanmak.
Boya : Yazmak için kullanılan mürekkep. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya. Aldatıcı görünüş.
Film : Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Sinemalarda gösterilen eser.
Hava : Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Tarz, üslup. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Keyif, âlem. Çevreyi kuşatan boşluk. Gökyüzü. Müzik parçalarında tür. Çekicilik.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Bulunma : Bulunmak işi.
Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.
Basın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.
Kaynama noktası yükselimi : Yabancı özdeciklerin katılmasıyla, arı bir sıvının kaynama noktasının daha yüksek sıcaklığa ağması. Bir çözücünün kaynama noktasının, uçucu olmayan bir çözünenini özdeciksel yoğunlaşımı ölçüsünde yükselimi
Kaynama noktası yükselmesi : Bir sıvı içinde bir maddenin çözünmesiyle sıvının kaynama noktasının yükselmesi.
Kaynama noktasını yükseltme : Sıvılara çözünen maddeler eklenerek kaynama noktasının yükseltilmesi işlemi.
Kaynama sıcaklığı : [Bakınız: kaynama noktası]
Kaynama yokluğu : Yalancı eklem.
Diğer dillerde Kaynama anlamı nedir?
İngilizce'de Kaynama ne demek? : n. boiling, welding, joining, conglutination, simmer
Fransızca'da Kaynama : ébullition [la], bouillonnement [le], effervescence [la], soudure [la]
Almanca'da Kaynama : n. Wallung
Rusça'da Kaynama : n. кипение (N), вскипание (N), бурление (N)


Bu kısımda Kaynama nedir? Kaynama ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kaynama tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kaynama hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.