Stay türkçesi Stay nedir

  • Kalma süresi.
  • Önlemek.
  • ...olarak kalmak.
  • Germek.
  • Oyalanmak.
  • Dayanmak.
  • Kalmak.
  • Kalış.
  • Geçiştirmek.
  • Geciktirmek.
  • Erteleme.
  • Alıkoymak.
  • Durmak.
  • Bırakmamak.
  • Durdurmak.
  • Bastırmak.
  • Kalma.
  • İkamet etmek.
  • Bastırmak (açlığı).
  • Sürdürüp tamamlamak.
  • Ertelemek.
  • Sabitlemek.
  • Beklemek.

Stay ile ilgili cümleler

English: Ali agreed to stay in Boston.
Turkish: Ali Boston'da kalmayı kabul etti.

English: "How late did you stay up last night?" "We were up until about 2:30."
Turkish: "Dün gece kaça kadar uyumadın?" "2.30'a kadar ayaktaydım."

English: A stay of execution was ordered at the eleventh hour.
Turkish: On yedinci saatte yürütmenin durdurulması emredildi.

English: "If you're not feeling good today you should stay home" "No, no. I'll be fine."
Turkish: "Bugün kendini iyi hissetmiyorsan evde kalman gerekir"."Hayır, hayır. Ben iyi olacağım "

English: "Soon it will get colder," said Mother Bat. "We will fly south where it is warmer and stay there all winter. This is what it means to migrate. We will travel to a cave where we will meet other bats. This is a wonderful time for us."
Turkish: "Yakında soğuk olacak." dedi anne yarasa. "Daha ılık bir yere uçacağız ve bütün kış orada kalacağız. Göçün anlamı budur. Diğer yarasalarla buluşacağımız mağaraya yolculuk edeceğiz. Bu bizim için harika bir zaman."

 

Stay ingilizcede ne demek, Stay nerede nasıl kullanılır?

Stay alive : Hayatta kalmak.

Stay an order : Kararı durdurmak.

Stay at home : Dört duvar arasında oturan kişi. Evde durmak. Evde oturmak.

Stay awake : Uyanık kal.

Stay awake till morning : Sabahlamak. Sabahı bulmak.

Stay bar : Gergi çubuğu.

Stay down : (tehlike anında vb) eğilmek.

Stay away : Çağrıya uymama. Başka yerde kalmak. Uzak durmak.

Stay down strike : Oturma eylemi. Oturma grevi.

Stay cool : İstifini bozmamak.

İngilizce Stay Türkçe anlamı, Stay eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stay ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Avert : Meydan vermemek. Engellemek. Olmasını önlemek. Başka tarafa çevirmek. Başka yöne çevirmek. Menetmek. Gidermek. Defetmek. Önüne geçmek.

Dallies : İşi ağırdan almak. Sallanmak. Haylazlık etmek. Vakit öldürmek. Eğlenmek. Zaman öldürmek. Oynaşmak.

Deferment : Tehir. Vade. Ödemeyi geciktirme. Ertelenme. Talik. Tecil. Gecikme.

Cunctation : Tereddüt. Geciktirme. Tehir.

Buy time : Vakit kazanmak. Vakit geçirmek. Zaman kazanmak.

Hinderance : Mani (hindrance olarak da yazılır). Önüne geçme. Engel. Engelleme. Set.

Abutted : Bitişik olmak.

Immobilizes : Hareketsiz kılmak. Hareketsiz hale getirmek. Bloke etmek. Yerinde tutmak. Kımıldayamaz duruma getirmek. Felce uğratmak. Hareketsizleştirmek. Tedavülden kaldırmak. Hareketini kısıtlamak.

Delay : Tehir. Rötar. Yankı. Eğlemek. Askıda bırakmak. Savsaklamak. Sonraya bırakmak. Yubanmak.

Awaits : Hazır olmak. Gözlemek. İntizar etmek.

Stay synonyms : stay together, stay fresh, fudges, continuance, continue, indwelt, belate, be predicated on, hang out, averts, lift, delays, avoids, alleviating, allayed, abolishes, discontinued, fudging, brazen it out, abolish, bear down, flexes, clamp, dillydally, be waiting, assuage, adjournments, dodged, assuages, bargain on, stick to, persistency, come to a stop.

 

Stay zıt anlamlı kelimeler, Stay kelime anlamı

Change : Çoğunlukla liradan küçük ufak madeni para. Değişime uğratmak. Değiş tokuş etmek. Üzerini değişmek. Tebdil etmek. Aktarmak. Haline gelmek. Takas etmek. Bilgisayar, masa tenisi, ekonomi alanlarında kullanılır. Değişmek.

Travel : Kaçmak. Yol almak. Gazlamak. İşlemek. Seyahat. Yolculuk etmek. Dolaşmak. Gezi. Topuklamak. Yolculuk yapmak.

Move : Kıpırdamak. Kıpırdatmak. Taşıma. İlerlemek. Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. Duygulandırmak. Oynamak. Hamle. Kıpırdanmak.

Stay ingilizce tanımı, definition of Stay

Stay kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A support. To stop. To stand still. To hold up. A large, strong rope, employed to support a mast, by being extended from the head of one mast down to some other, or to some part of the vessel. Those which lead forward are called fore-and-aft stays. To continue in a place. To remain. To fix firmly. Those which lead to the vessel`s side are called backstays. To prop. That which serves as a prop. To stop from motion or falling. To abide fixed for a space of time. To support.