Buy time türkçesi Buy time nedir

  • Vakit kazanmak.
  • Zaman kazanmak.
  • Vakit geçirmek.
  • Geciktirmek.

Buy time ile ilgili cümleler

English: Tom needs to buy time.
Turkish: Tom'un vakit kazanması gerekiyor.

English: Ali knows he has to buy time.
Turkish: Ali zaman kazanmak zorunda olduğunu biliyor.

Buy time ingilizcede ne demek, Buy time nerede nasıl kullanılır?

Buy : Satın almak. Yutmak. Kabul etmek. İnanmak.

Time : Temposunu belirlemek. Kez. -in zamanını ölçmek. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Süre. Süre tutmak. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Ayarlamak. Müddet. Defa.

Buy a pig in a poke : Körü körüne satın almak. İyice kontrol etmeden satın almak. Körü körüne alışveriş etmek. Görmeden almak. Körü körüne almak. Gözü kapalı satın almak. Bir şeyi görmeden satın almak. Gözü kapalı almak. Kandırılmak.

Buy and sell : Aksata etmek.

Buy at first hand : Birinci elden satın almak.

Buy back : Bir ülkedeki kamu veya özel kesim fırmasının, diğer ülkedeki kamu veya özel kesim firmasına makine-donanım, üretim teknolojisi veya anahtar teslimi fabrika satması durumunda kurulacak tesislerde üretilecek malların, satış bedeli kadarlık kısmını veya bir bölümünü geri satın alması. Geri satın almak. Geri satın alma. Geri alım.

 

Buy back agreement : Geri alım anlaşması. Geri satın alım anlaşması. Bir ülkedeki kamu veya özel kesim fırmasının, diğer ülkedeki kamu veya özel kesim firmasına makine-donanım, üretim teknolojisi veya anahtar teslimi fabrika satması durumunda kurulacak tesislerde üretilecek malların, satış bedeli kadarlık kısmını veya bir bölümünü geri satın almasına dayanan anlaşma.

İngilizce Buy time Türkçe anlamı, Buy time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Buy time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kill time : Sinek avlamak. Vakit öldürmek. Zaman öldürücü. Zaman öldürmek. Oyalayıcı. Zaman geçirmek.

Hang back : Gönülsüz olmak. Tereddüt etmek. Geç çıkmak. Geri kalmak. Çekinmek. Geri durmak. Ağır olmak. Askıya almak. Sakınmak.

Pottering : Nebraska eyaletinde yerleşim yeri. Ufak işlerle oyalanmak. Sinek avlamak. Georgia eyaletinde şehir. Oyalanmak. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Çömlekçi. New york eyaletinde yerleşim yeri.

Stalls : Stop etmek. Parter. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Saplanmak. Oyalamak. Ön yerler. Hızı kesilerek düşmek. Çok katlı tiyatrolarda, taban katın sahneye yakın kesiminde bulunan seyir yerlerinin tümü. Koltuk.

Stalled : Durmak (motor). Oyalamak. Hızı kesilmek. Hızı kesilerek düşmek. Saplanmak. Stop etmek.

Save time : Zamandan kazanmak. Zamandan tasarruf etmek. Zaman kazandırmak. Zamanın boşa gitmesine veya zaman kaybetmeye mani olmak. Zamanı kurtarmak.

Stall : Stop ettirmek. Arızalanarak stop etmek (motor). Durmak (motor). Hızı kesilerek düşmek. Saplanmak. Ağırdan almak. Oyalamaya çalışmak. Kaçamak yanıt vermek. Hızı kesilmek.

 

Dillydally : Oyalanmak. Ertelemek. Ağır davranmak. Zaman geçirmek. Ayak sürümek. Başka bir zamana bırakmak. Vakit öldürmek. Sallanmak. (argo) oyalanmak.

Dillydallying : Ağır davranmak. Zaman geçirmek. (argo) oyalanmak. Ayak sürümek. Ertelemek. Oyalanma. Sallanmak. Vakit öldürmek. Başka bir zamana bırakmak.

Fiddle around : Vakit öldürmek. Oyalanmak. Aylaklık etmek. Vaktini boşa harcamak.

Buy time synonyms : detains, fooled, while away the time, delays, dillydallied, adjourns, delay, adjourning, fool, pottered, adjourned, potter, spend time, dillydallies, adjourn, hold off, detain, belate, fools, gain time, pass the time.