Topla nedir, Topla ne demek

Topla tanımı, anlamı:

Toplaç : Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç, kolektör.

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

Toplama : Değişik parçaların bir araya getirilmesiyle oluşmuş. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulma işlemi, cem. Toplamak işi. Kalın bazlamaya benzer bir çeşit tandır ekmeği. Toplanarak bir araya getirilmiş.

Toplama işareti : Toplama işlemini gösteren “+” işareti.

Toplama kampı : Düşman olan milletten sivil halkın, savaş tutsaklarının veya siyasi tutukluların topluca tutuldukları yer, temerküz kampı.

Toplamak : Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Şişmanlamak, kilo almak. Dağınıklıktan kurtarmak. Devşirip kaldırmak. Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Bir araya getirmek. Çıban, yara irinlenmek. Artırıp biriktirmek. Hizmete çağırmak. Devşirmek. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak.

Toplanan : Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri.

Toplanık : Toplanmış durumda olan.

Toplanılma : Toplanılmak işi.

Toplanılmak : Toplama işi yapılmak.

Toplanış : Toplanma işi.

Toplanma : Toplanmak işi.

 

Toplanmak : Bir araya gelmek. Toplantı yapmak. Toplama işine konu olmak. Seyahat etmek, taşınmak vb. için hazırlanmak. Şişmanlamak. Kendine çekidüzen vermek.

Toplantı : Toplanma, bir araya gelme, kabarıklık oluşturma. Birden çok kimsenin belirli amaçlarla bir araya gelmesi, içtima. Bir meclisin bir yıl içindeki birleşimlerinin her biri.

Toplantı salonu : Toplantıların yapıldığı geniş mekân.

Toplantı yeri : Toplantının yapıldığı yer veya merkez.

Toplardamar : Kirli kanın vücudun her yanından kalbe gitmesini sağlayan damar, vena, verit.

Toplaşma : Toplaşmak işi.

Toplaşmak : Toplanmak. Top durumuna gelmek.

Toplatılma : Toplatılmak işi.

Toplatılmak : Toplama işi yaptırılmak. Yasa dışı olarak satılan mallar satıcılardan alınmak.

Toplatma : Toplatmak işi.

Toplatmak : Toplama işini yaptırmak.

Toplayış : Toplama işi.

Ağzını toplamak : Söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek.

Alkış toplamak : Çok alkışlanmak.

Ana toplardamar : Oksijeni az olan kanı kalbin sağ kulakçığına boşaltan iki büyük toplardamardan her biri.

Basın toplantısı : Yetkili bir kimsenin, bir veya birden fazla konu üzerinde açıklamada bulunmak için kitle iletişim araçlarında görevli kimselerle yaptığı toplantı.

Bilimsel toplantı : Uzmanların katılımı ile gündemi bilimsel konulardan oluşan toplantı.

Bohçasını toplamak : Eşyasını toplamak.

Cesaretini toplamak : Kendine güven duygusunu, yürekliliğini ve atılganlığını bir araya getirmek.

Cinleri başına toplanmak : Öfkelenmek.

Davulu biz çaldık parsayı başkası topladı : "biz çalıştık, uğraştık, başkası yararlandı" anlamında kullanılan bir söz.

 

Derleyip toplamak : Dağınık olan şeyleri bir araya getirip düzenlemek, düzene sokmak.

Dikkat toplaşımı : Dikkatin sürekli olarak bir nesne veya konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması, konsantrasyon.

Dikkatini toplamak : Duygu ve düşünceyi bir konu veya yapılmış olan iş üzerinde yoğunlaştırmak.

Doruk toplantısı : Devlet katındaki en yetkili kişilerin bir araya gelerek yaptıkları görüşme, zirve toplantısı.

Eteğini toplamak : Birinin kötü yaptığı işleri düzeltmek. birinin derli toplu olmasını sağlamak, birini düzenli yaşatmak.

Eteklerini toplamak : Düzenli, temiz veya namuslu olmak.

İlgi toplamak : İlgi görmek. ilgisini yoğunlaştırmak, belli etmek.

İmza toplamak : Bir dilekçeyi veya öneriyi, destekleyenlere imzalatmak.

Kafasını toplamak : Sağlıklı düşünebilir olmak.

Kauçuk toplamak : Otomobil yarışlarında pistteki lastik parçalarını yavaş gidip lastik üzerine yapışmasını sağlayarak toplamak.

Keli körü toplamak : İşe yaramaz kimseleri toplamak.

Kendinde toplamak : Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı içinde yer almasını sağlamak.

Kuvvetini toplamak : Gücünü artırmak, kuvvetlenmek.

Nal toplamak : Herhangi bir alanda geride kalmak. at, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak.

Parsayı başkası toplamak : Bir emeğin karşılığını o emeği çeken değil, başka biri almak.

Pılı pırtı toplamak : Gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak.

Puan toplamak : Puan kazanmak. saygınlık sağlamak.

Sokaktan toplamak : Kolayca sağlamak, masrafsız ve zahmetsiz elde etmek.

Top toplayıcı : Futbol maçlarında oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse, ikibuçukluk. Maçlarda oyun sahasının dışına çıkan topları getiren kimse.

Veri toplama : Verileri bir araya getirme.

Yuvarlak masa toplantısı : Göz temasının kolaylıkla yapılabilmesi için yuvarlak bir masa etrafında geniş katılımlı gerçekleştirilen önemli toplantı.

Zihnini toplamak : Kendine gelmek, sağlıklı düşünmeye başlamak.

Zirve toplantısı : Doruk toplantısı.

Zümre toplantısı : Aynı dersi okutan branş öğretmenlerinin ders konularını veya öğrenci sorunlarını ele aldığı kurul.

Parmak : Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Bir işe karışmış olma ilgisi. Arşının yirmi dörtte biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. Eni bu organ kadar olan. İnç. İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri.

Dirgen : Genellikle harmanda sapları yaymaya yarayan demirden, çatallı bir tarım aracı, diren.

Üç : Bir şeyin kenarı. Bir şeyin başı, tepesi. Dış kenar, periferi. Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası. Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılmış olan madde. Bir şeyin baş veya son noktası. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem. Bir uzaklığın son noktası.

Topla durma : Karşı takımın çemberine doğru top sürerek ilerliyen oyuncunun birden duruvermesi.

Topla giriş : Bir oyuncunun, topla ilerlerken ya da dururken, savunan tarafın bıraktığı boşluklardan sepete doğru birden dalışı.

Toplak : Cami. Sayıtım düzeneğinde üzerinden ortalama alınan, iriölçekteki özellikleri eş, ancak özdeciksel duruları değişik, birbirine denk dizgeler topluluğu. Toplaştırılma işlemiyle oluşturulmuş iri filiz parçası. metalbilim: Öğütülmüş ya da doğal olarak toz biçimindeki tözlerden ısıtma yoluyla oluşturulmuş iri töz parçası.

Toplaklama : metalbilim: Toz durumundaki tözleri ısıtarak topak biçimine getirme işlemi.

Toplalak : Tarlada yetişen, kökü kaynatılarak em yapılan bir çeşit ot.

Toplam ağırlık : Bir arabanın yüklü durumdaki ağırlığı.

Toplam akciğer kapasitesi : En zorlu soluk almadan sonra akciğerlerde bulunan toplam hava hacmi.

Toplam asitlik : Asitlik değeri.

Toplam basınç : Yan ve hız basınçlarının toplamı. Akış doğrultusuna karşı konan bir boru yardımıyla okunan basınç. Bundan yan basınç çıkarılarak alın basıncı bulunur.

Toplam bolluk : Bir topluluğun içindeki birkaç boyda ya da türdeki bolluk sayılarının toplamı.

Topla ile ilgili Cümleler

  • Ali oyuncak ayıları, kartpostal ve pulları, eski paraları, taş ve mineralleri, trafik plakaları ve jant kapaklarını yani kısacası hemen hemen her şeyi toplar.
  • Toplam 7.65 dolar, lütfen.
  • Bilgi toplamak, gezinin temellerinden biridir.
  • Ali toplantıda hiçbir şey söylemedi.
  • Toplam 30 dolar.
  • Topladığımız tüm cümleleri Creative Commons Attribution lisansı altında serbest bırakıyoruz.
  • Toplam 3000 yene varıyor.
  • Toplam 100 dolara ulaştı.
  • "Neden toplantıda değildin?" "Bir iş çıktı."
  • Toplam bir yüzdür.
  • Ali bir AA toplantısındaydı.
  • Topladığımız paranın miktarı önemsizdi.
  • Ne toplantı odasına bir hamam böceği getirdi?
  • Hasan'ın toplama arabalarla dolu bir garajı vardı.

Diğer dillerde Topla anlamı nedir?

İngilizce'de Topla ne demek? : [Topla] n. ball, globe, knob, roll, cannon, gun, pellet, scoop, bun, poof [sl.], pouf [sl.], pouffe [sl.], queen [sl.], fagot [sl.], faggot [sl.], fairy [sl.], pill

v. collect, assemble, bring together, sum up, add together, add up, combine, pick up, gather, gather up, clear away, accumulate, add, agglomerate, aggregate, amass, build, call in, cast up, club, compile, concentrate, congest, congregate, consolidate