Toplama nedir, Toplama ne demek

"Toplama" ile ilgili cümle

  • "Bu nurani adamın sözleri dağılan içimi toplamama yardım etti." - K. Bilbaşar
  • "Eser konu bakımından eski farslar gibi bir toplamadır." - F. İz
  • "Toplama bilgisayar."

Yerel Türkçe anlamı:

1.Açık ekmek, yufka ekmeği. 2.Mısır ekmeği.

Altı okkalık sepet : Bağdan bir toplama üzüm aldım.

Kaymak, yoğurt ve benzeri şeyler yapılması için her gün azar azar sağılan ve toplanan süt : Toplama kabı doldurdu, çalkalanacak.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Bir soyut küme üzerinde tanımlanan ve sayılardaki toplama işlemine benzer özellikler sağlayan ikili işlem. Simgesi : + .

Gerçek ya da karmaşık sayılar kümeleri üzerinde tanımlanan ikili işlem. Simgesi : +.

İngilizce'de Toplama ne demek? Toplama ingilizcesi nedir?:

sum, addition

Osmanlıca Toplama ne demek? Toplama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

cem'

Toplama hakkında bilgiler

Toplama, matematikte iki veya daha fazla çokluğun nicel değerlerinin bir arada ifade edilmesidir. Temel matematik işlemlerinden biridir. Artma veya çoğalma anlamı taşır.

 

Aritmetik'te "+" işaretiyle gösterilir. Yapılan toplama işaretinin sonucu da eşittir işareti ile gösterilir.

Toplama ile ilgili Cümleler

  • Japon öğrencilerin bilgi toplamada çok iyi olduklarını düşünüyorum.
  • Ali düşüncelerini toplamak için bir an durakladı.
  • Hasan'ın toplama arabalarla dolu bir garajı vardı.
  • Bilgi toplamak, gezinin temellerinden biridir.
  • Bavulumu toplamakla meşguldüm, çünkü iki gün içinde Fransa'ya gidiyordum.
  • Radyo önümüzdeki deprem hakkında bizi uyardı ve eşyalarımızı toplamaya başladık.
  • Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.
  • Toplamayı severim ama çıkarmayı değil.

Toplama kısaca anlamı, tanımı:

Toplam : Toplama işleminin sonucu, mecmu, yekûn.

İşlem : Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.

Toplama işareti : Toplama işlemini gösteren “+” işareti.

Toplama kampı : Düşman olan milletten sivil halkın, savaş tutsaklarının veya siyasi tutukluların topluca tutuldukları yer, temerküz kampı.

Veri toplama : Verileri bir araya getirme.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Toplamak : Vergi veya bağışı verecek olanlardan almak. Artırıp biriktirmek. Devşirip kaldırmak. Bir araya getirmek. Devşirmek. Bir araya getirmek, düzene sokmak, düzeltmek. Dağınıklıktan kurtarmak. Sayıları veya nicelikleri birbirine ekleyip toplamını bulmak. Hizmete çağırmak. Şişmanlamak, kilo almak. Çıban, yara irinlenmek.

 

Ağzını toplamak : Söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek.

Alkış toplamak : Çok alkışlanmak.

Bohçasını toplamak : Eşyasını toplamak.

Cesaretini toplamak : Kendine güven duygusunu, yürekliliğini ve atılganlığını bir araya getirmek.

Derleyip toplamak : Dağınık olan şeyleri bir araya getirip düzenlemek, düzene sokmak.

Dikkatini toplamak : Duygu ve düşünceyi bir konu veya yapılmış olan iş üzerinde yoğunlaştırmak.

Eteğini toplamak : Birinin kötü yaptığı işleri düzeltmek. birinin derli toplu olmasını sağlamak, birini düzenli yaşatmak.

Eteklerini toplamak : Düzenli, temiz veya namuslu olmak.

İlgi toplamak : İlgisini yoğunlaştırmak, belli etmek. ilgi görmek.

İmza toplamak : Bir dilekçeyi veya öneriyi, destekleyenlere imzalatmak.

Kafasını toplamak : Sağlıklı düşünebilir olmak.

Kauçuk toplamak : Otomobil yarışlarında pistteki lastik parçalarını yavaş gidip lastik üzerine yapışmasını sağlayarak toplamak.

Keli körü toplamak : İşe yaramaz kimseleri toplamak.

Kendinde toplamak : Kendi üzerinde bulundurmak, kendi varlığı içinde yer almasını sağlamak.

Kuvvetini toplamak : Gücünü artırmak, kuvvetlenmek.

Nal toplamak : Herhangi bir alanda geride kalmak. at, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak.

Parsayı başkası toplamak : Bir emeğin karşılığını o emeği çeken değil, başka biri almak.

Pılı pırtı toplamak : Gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak.

Puan toplamak : Puan kazanmak. saygınlık sağlamak.

Sokaktan toplamak : Kolayca sağlamak, masrafsız ve zahmetsiz elde etmek.

Zihnini toplamak : Kendine gelmek, sağlıklı düşünmeye başlamak.

Kalın : Enli ve gür (kaş). Etli, dolgun. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Pes (ses). Yoğun, akıcılığı az olan.

Bazlama : Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek, bazlamaç. Tatlısı bol, kalın gözleme, bazlamaç.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Tandır : Bazı yerlerde, kışın ayakları ısıtmak amacıyla alçak bir masanın altına mangal konulup üstüne yorgan örtülerek yapılmış olan düzen. Yere çukur kazılarak yapılmış olan bir fırın türü.

Nicelik : Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite. Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik. Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları.

Bulma : Bulmak işi.

Değişik : Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Yedek iç çamaşırı, giyecek. Farklı. Değiştirilmiş, muaddel. Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk.

Matematik : Sayıya dayalı, mantıklı, ince hesaba bağlı. Aritmetik, cebir, geometri gibi sayı ve ölçü temeline dayanarak niceliklerin özelliklerini inceleyen bilimlerin ortak adı, riyaziye.

Bir : Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Tek. Sayıların ilki. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda.

Toplama arabası : Yol yarışlarında, bozuk çiftekerlerle yarışı bırakan koşucuları toplamak için, en arkadan gelen ve önünde bir yargıcı bulunan araba.

Toplama balıkçılık : Aletsiz balıkçılık.

Toplama bölgesi : Bir selin ya da kol akarsuyun en üst bölümünde, yağmur sularının toplandığı, üç yanından kapalı huni biçimli çukurluk, bk. akıntı yolu, birikinti yelpazesi.

Toplama çevrimi : Sayısal imleri kullanarak toplama işlemini gerçekleştiren çevrim.

Toplama formülü :

Toplama kuralı : Olasılık kuramında bileşik bir olay için ayrık olasılığın bulunmasında başvurulan işlem kuralı, bk. çarpma kuralı.

Toplama simgesi :

Toplama uzlaşımı : Bir imce bir kez üsttakı bir kez de alttaki olarak geçtiğinde, söz konusu imcenin değer kümesi üzerinde toplamanın yapılması gerektiğini belirten uzlaşım. Örnek. (…)

Toplama ve çıkarma simgeleri : Toplama ve çıkarma için + ve — simgelerini XV-ci yüzyılın sonlarında Alman matematikçileri önermişlerdir.

Toplama vurgusu : İbrani diline özgü bir yazı vurgusu.

Diğer dillerde Toplama anlamı nedir?

İngilizce'de Toplama ne demek? : n. addition, summation, collecting, collection, rallying, agglomerate, agglomeration, aggregation, casting up, catchment, concentration, congregation, convention, cull, gathering, gleanings, grouping, picking, roundup

Fransızca'da Toplama : addition [la], concentration [la], groupement [le], racolage [le], rassemblement [le], totalisation [la]

Almanca'da Toplama : n. Addition, Akkumulation, Aufspeicherung, Einziehung, Lese, Sammlung, Summierung, Zusammenballung

Rusça'da Toplama : n. собирание (N), сбор (M), созыв (M), вербовка (F), концентрирование (N), концентрация (F), сосредоточение (N), уборка (F), сложение (N), укладка (F)