Accumulation türkçesi Accumulation nedir

  • Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme.
  • Toplama.
  • Birikim.
  • Teraküm.
  • Yığma.
  • Yığılma.
  • Biriktirme.
  • Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi.
  • Toplanma.
  • Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
  • Birikme.
  • İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon.
  • Birikinti.
  • Yığın.

Accumulation ingilizcede ne demek, Accumulation nerede nasıl kullanılır?

Accumulation coefficient : Birikim katsayısı. Bir yüzeyde yüzerilen özdecik yoğunlaşması artış hızının, söz konusal özdeciklenin değişim evresindeki yoğuşumuna oranı.

Accumulation of capital : Bir ekonomide zaman içerisinde sermaye stokunda meydana gelen artış. krş. yatırım marksist kuramda, üretim süreci sonucunda elde edilen artık değerin bir kısmının sermayeye dönüştürülme süreci. Sermaye birikimi. Kapital birikimi.

Accumulation of energy : Enerji birikimi.

Accumulation of heat : Isı birikimi.

Accumulation of liquid : Belli bir süre içinde birikmiş olan sıvı miktarı. Sıvı birikimi. Sıvı toplanması.

 

Capital accumulation constraint : Sermaye birikim kısıtı.

Capital accumulation funds : Firmanın sermaye fonlarının yer aldığı bütçe kalemi. Sermaye birikim fonları.

Bassin of accumulation : Akarsuların tüm beslenme teknesiyle, buzulların sürekli kar sınırının üstünde kalan yukarı kesimi. Beslenme bölgesi.

Accumulation point : Yığılma kümesi. Yığılma noktası.

Capital accumulation : Sermaye birikimi.

İngilizce Accumulation Türkçe anlamı, Accumulation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accumulation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pile : Tepeleme doldurmak. Direk. İstiflemek. Tüy. Stok yapmak. Kümelenmek. Kazık döşemek. Yığınak yapmak. Birikmek.

Agglomerate : Yığılmış. Yığmak. Toplamak. Yığışma. Yığışım. Bir araya toplamak. Yığılmak. Toplanmak.

Additions : Katkı. Ek. Katılan şey. Artış. Eklenti. Ekleme. İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın artmasına yol açan dışsatım, yatırım ve hükümet harcamalarından oluşan kalemler. krş. sızıntılar. İlave. Katma.

Coacervation : Koaservasyon.

Collage : Kolaj tekniğiyle yapılmış resim. Dermece. Kolaj. Kolaj resim.

Collection : Posta kutusunu boşaltma. Tecimsel bir belgitte, bir arıtma belgitinde ya da bir başka ödeme belgitinde yazılı paranın alınması, para alma. Para alımı. Biriktiri. Toplanan para. Bir bilgi erişim dizgesinde, derlenmiş ve kullanıcının araştırmasına sunulmuş belge tutanaklarının tümü. derlem kitaplar, bilimsel ve teknik bildiriler, tezler, teknik notlar gibi türlü yayınlanmış belgeler ya da sözleşmeler, antlaşmalar, yönetmelikler, tüzükler, yasalar, mahkeme kararları, üst mahkemelerin görüş birleştirme kararları vb. belgeleri ya da bunlardan belli bir ana konuyla ilgili olanları kapsayabilir. Tabaka. Tahsil.

 

Coming together : Kavuşma. Bir araya gelme.

Law : Doğa olaylarının oluş nedenlerini ortaya koyan ve gelecekteki olayları önceden kestirme olanağı veren bağıntı; newton kanunu, kepler kanunları. Usul. Nizam. Tüze. Uzay, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yasa. Bilimsel araştırmanın gözlem, varsayım ve deneyimden sonra kurulan basamağı olarak, doğa olaylarının zorunlu oluşum ve gelişimini belirleyici nedensel ilişkiyi açıklayan kural ve genelleştirmeler. Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı; olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzenleyen buyurucu davranış kuralları ve ölçüleri. Kanun. Kural.

Aggradation : Tabakalaşma.

Data : Bir gözlem ya da ölçülere ilişkin olarak verilmiş değerler. Veriler. Olgu, kavram ya da komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimsel ve uzlaşımsal bir gösterimi. elverişlilik, kişiler ya da özdevimli makinelerle iletişim, yorum ya da işleme uygunluk biçiminde düşünülür, bk. bilgi. Olaylar. Veri. Girdi. Malumat. Esaslar. Deneysel ölçümler ya da sayımlar sonucu elde edilen sayılar kümesi. Deneysel ölçme sonucu bulunan nicelik ya da sayı.

Accumulation synonyms : troponomy, long suit, coin collection, nuclear club, art collection, extragalactic nebula, hit parade, petting zoo, bottle collection, defense lawyers, oort cloud, stamp collection, troponymy, rogue's gallery, subroutine library, defense team, rule book, assemblages, cumulated, bunching, treasure trove, mail, gathering, procession, crop, post, talus, set, combination, amassments, lot, backup, zoology.

Accumulation zıt anlamlı kelimeler, Accumulation kelime anlamı

Decrement : Eksiklik. Azalım. Azaltım. Kayıp. Azaltma miktarı. Azaltma. Azalma. Zayiat. Eksilme. Bir tarihten diğerine geçen sürede değerdeki azalma.

Decrease : Eksiltmek. Eksiltme. Küçülmek. Küçültmek. Eksilmek. İnmek. Azalma. Düşüş. Eksilme. Azaltmak.

Fauna : Direy. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Bir ülkede, yetiştirme işlemlerine bağlı olmadan yaşayan ve çoğalan hayvanların tümü. a. bk. asalakbilimsel direy. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Bölge hayvanlarının tümü. Hayvanat. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar. Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü. Hayvan topluluğu.

Accumulation antonyms : flora, prosecution, defense.

Accumulation ingilizce tanımı, definition of Accumulation

Accumulation kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, an accumulation of earth, of sand, of evils, of wealth, of honors. The act of accumulating, the state of being accumulated, or that which is accumulated.