Bulma nedir, Bulma ne demek

  • Bulmak işi

"Bulma" ile ilgili cümleler

  • "Bu genç kadında kendisini büyüleyen şeyin ne olduğunu bulmaya uğraşıyor." - A. İlhan

Bulma tanımı, anlamı:

Bulmaca : Çeşitli biçimlerde düzenlenen ve düşündürerek, aratarak buldurmayı amaç edinen oyun.

Bulmak : İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Seçmek. Sağlamak, temin etmek. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Hatırlamak. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Bir şeyi elde etmek. Cezaya uğramak.

Abes bulmak : Gereksiz, saçma sapan olarak kabul etmek.

Açığını bulmak : Kasıtlı olarak yaptığı yanlışı veya hileyi yakalamak.

Afiyet bulmak : İyileşmek, sağlığını kazanmak.

Alıcı bulmak : Müşteri bulmak.

Aman bulmak : Kurtulmak.

Antipatik bulmak : Sevimsiz bulmak, kanı kaynamamak.

Ara bulma : Anlaşmazlık durumunda bulunan kimseleri uzlaştırma işi.

Arasını bulmak : Araları bozulmuş iki kişiyi uzlaştırmak, barıştırmak.

Arka bulmak : Bir koruyucu, kayırıcı bulmak.

Az bulmak : Yeterli görmemek, az saymak, azımsamak.

Bahane bulmak : Bir işi yapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek.

 

Beka bulmak : Ölmezlik erdemine ulaşmak, ölümsüzleşmek.

Belasını bulmak : Hak ettiği cezayı görmek.

Bir kolayını bulmak : Kolaylıkla yapabilmeyi sağlamak veya yapma yolunu bulmak.

Bir yolunu bulmak : Çare bulmak, çözüm üretmek.

Bokunda boncuk bulmak : Birine hak etmediği hâlde çok değer vermek.

Bula bula bunu bulmak : Kötü bir şeye rastlamak. var olanların en değersizini seçmek.

Can bulmak : Dirilmek, canlanmak.

Canımı sokakta bulmadım : "tehlikeye veya herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok" anlamında kullanılan bir söz.

Canını sokakta bulmamak : Sağlığı değerli ve önemli olmak.

Cezasını bulmak : Hak ettiği kötü sona uğramak.

Damarını bulmak : Hoşlanabileceği biçimde davranıp uysallığını sağlamak.

Derdine deva bulmak : Sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliği yenmek.

Dibini bulmak : Aslına veya sonucuna ulaşmak. içindekini tüketmek.

Doğru bulmak : Uygun görmek, onamak.

Doyurucu bulmak : Yeterli görmek.

Etme bulma dünyası : "kötülük eden kötülük bulur" anlamında kullanılan bir söz.

Etrafı boş bulmak : Kendisini engelleyecek kimse olmamak.

Ettiğini bulmak : Yaptığı kötü davranışın karşılığını görmek.

Felah bulmak : Kurtulmak, onmak.

Fena bulmak : Ölmek, yok olmak.

 

Fırsat bulmak : Uygun, elverişli zaman bulmak.

Formül bulmak : Bir işi çözümleyecek çıkar yol bulmak, çözüm bulmak.

Garip bulmak : Yadırgamak, tuhaf ve anlaşılmaz olarak nitelemek.

Gökte ararken yerde bulmak : Çok güçlükle ele geçirebileceğini sandığı şeyi veya kimseyi birdenbire bulmak.

Haddikifayeyi bulmak : Yeterince olmak.

Haklı bulmak : Davasını, iddiasını, düşüncesini, davranışını doğru bulmak, yerinde görmek.

Haksız bulmak : Bir iddiayı, düşünceyi, davranışı doğru ve yerinde bulmamak.

Havasını bulmak : Keyiflenmek, neşelenmek.

Hitam bulmak : Sona ermek, bitmek.

Husul bulmak : Husule gelmek.

Huzur bulmak : Ruhsal yönden rahatlamak.

İnkıraz bulmak : Batmak, çökmek, dağılmak, yok olmak, son bulmak.

İnşirah bulmak : İç açılmak, ferahlamak.

İşin ortasını bulmak : Ortak bir noktada anlaşmak.

İstikrar bulmak : Yerleşmek. karar kılmak.

İven kız ere varmaz varsa da baht bulmaz : "acele eden kız eşini iyi seçemeyeceği için mutlu olamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kabahati bulmak : Bir kusur, suç aramak.

Kafa bulmak : Alay etmek.

Kafayı bulmak : Sarhoş olmak.

Karar bulmak : Yatışmak. kararlı bir durum almak.

Kemal bulmak : Kemale ermek.

Kendini bir yerde bulmak : Farkında olmadan bir yere ulaşmış olmak.

Kendini bulmak : Kişilik kazanmak. maddi ve manevi konularda durumunu düzeltmek. kendine gelmek.

Kendini kapının dışında bulmak : Kovulmak, işten atılmak, bir yerden istenmeden uzaklaştırılmak.

Kıvamını bulmak : Gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, en uygun anında olmak.

Koca bulmak : Kız veya kadın kendisi ile evlenecek bir erkek bulmak.

Kolayını bulmak : Kolay bir biçimde yapma yolunu bulmak.

Komik bulmak : Gülünç saymak.

Kör şeytandan bulmak : Kaderi kötü olmak.

Kucağında bulmak : Beklemediği bir durumla karşı karşıya kalmak.

Kulpunu bulmak : Yapılacak uygunsuz bir iş için, yasallığı tartışılabilecek bir çözüm yolu bulmak.

Kusur bulmak : Bir şeyin eksikliğini, özrünü görmek. gereğinden çok titiz ve hoşgörüsüz davranmak.

Layığını bulmak : Hak ettiği cezayı bulmak. dengini, yaraşır eşini bulmak.

Mazeret bulmak : İçinde bulunulan durumu açıklayacak bir sebebi ortaya koymak.

Mevlasını bulmak : İstediğini elde etmek.

Meydanı boş bulmak : Kendisini engelleyecek kimse görmeyerek aşırı davranışlarda bulunmak.

Moral bulmak : Yürek gücünü, maneviyatını güçlendirmek.

Münasip bulmak : Uygun olduğunu, yerinde görüldüğünü kabul etmek.

Muvafık bulmak : Uygun görmek kabul etmek.

Necat bulmak : Kurtulmak.

Neşesini bulmak : Neşeli bir duruma gelmek, neşelenmek.

Neşvünema bulmak : Gelişmek.

Noksan bulmak : Beğenmemek, uygun bulmamak.

Ortasını bulmak : Ilımlı derecesini bulmak, uzlaştırmak.

Papazı bulmak : Beklemediği kötü bir sonuçla karşılaşmak, belasını bulmak.

Pundunu bulmak : Punduna getirmek.

Revaç bulmak : Geçerli ve değerli sayılmak.

Sabahı bulmak : Sabahlamak. bir şey sabaha kadar sürmek.

Salah bulmak : Düzelmek, iyileşmek, onmak.

Şifa bulmak : İyi olmak, onmak.

Şifayı bulmak : Hastalanmak veya hastalığı artmak.

Şöhret bulmak : Ün sahibi olmak, üne kavuşmak, ünlenmek.

Son bulmak : Bitmek, tükenmek.

Sübut bulmak : Tanıtlanmak, ispat edilmek.

Şüyu bulmak : Herkes tarafından duyulmak, yayılmak.

Tadını bulmak : Tadı yerine gelmek.

Tadını tuzunu bulmak : Kıvamına gelmek, beklenen ölçülere ulaşmak.

Tam adamını bulmak : En uygunsuz kişiyi seçmek. en uygun kişiyi seçmek.

Tamam bulmak : Bitmek, sona ermek.

Tavını bulmak : İş vb. için en uygun şartları yakalamak.

Teselli bulmak : Avunmak.

Ucunu bulmak : Sona erdirmek, kolayını bulmak.

Üstün bulmak : Bir şeyi veya kimseyi başkasından daha değerli bulmak veya görmek.

Uygun bulmak : Yakışır, yaraşır görmek.

Vesile bulmak : Sebep yaratmak, bahane göstermek.

Vücut bulmak : Oluşmak.

Vuku bulmak : Olmak, meydana gelmek.

Vusul bulmak : Ulaşmak, varmak.

Yatkın bulmak : Uygun görmek.

Yer bulmak : Bir kimse bir işe, görev yapacağı bir yere yerleşmek. oturacak yer sağlamak.

Yerinde bulmak : Doğru olduğunu kabul etmek.

Yerini bulmak : Kendine yakışan makamı, durumu bulmak. uygun olan yerde olmak.

Yol bulmak : Çare bulmak.

Yolunu bulmak : Yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak.

Yüz bulmak : İlgi ve yakınlık görmek.

Zeval bulmak : Bozulup yok olmak, çökmek.

Bulma ile ilgili Cümleler

  • Bulmacaları seviyoruz.
  • Bulmaca tamamlandı.
  • Onlar kestirme bir yol bulmaya çalışırken haritayı incelediler.
  • Beni bulma.
  • Bulmaca tamamlanmak üzere.
  • Bulmacaları seviyorum.
  • Bulmacayı çözdüm.
  • Şimdi onları bulmam gerekiyor.
  • Bulmaca çözmeyi sever misin?
  • Bulmacayı çözdüğüm için rahatladım.
  • Burak bile neyin yanlış olduğunu bulmaya çalışmadı.
  • Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.
  • Kimse o hazineyi bulmayacaktır.
  • Ne yazık ki, polis seri katil hakkında daha fazla bilgi bulmaya çalışmak için başka bir mağdur buluncaya kadar beklemek zorunda kaldı.

Diğer dillerde Bulma anlamı nedir?

İngilizce'de Bulma ne demek? : [Bulma] n. finding, find, invention, ascertainment, detection, obtainment, procurement, procuring

Fransızca'da Bulma : découverte [la], détection [la], invention [la]

Almanca'da Bulma : n. Entdeckung, Erfindung

Rusça'da Bulma : n. обнаружение (N)