Pull a fast one türkçesi Pull a fast one nedir

Pull a fast one ile ilgili cümleler

English: I think she was trying to pull a fast one.
Turkish: Sanırım birini kandırmaya çalışıyordu.

English: Ali tried to pull a fast one.
Turkish: Ali kandırmaya çalıştı.

Pull a fast one ingilizcede ne demek, Pull a fast one nerede nasıl kullanılır?

Pull : Kenara parketmek. Fırt. Yudum. Kenara çekmek (araba). Toplamak. Çekmek. İçmek. Doldurmak. Yolmak. Kısa sandal gezintisi.

A : (herhangi) bir. Pek iyi. En yüksek not. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Miktar belirtir. Atom ağırlığı. Argonun simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. La (müzik terimi). En iyi kaliteyi simgeleyen harf.

Fast : Hızlı. Çabuk. Geriye sarmanın hızlı olanı. Süratli. Hızlı geriye sarma. Perhiz yapmak. Yapışmak. Dayanmak. Sıkı. Sabit (renk).

One : Kimse. Birisi. Bir sayısı. İnsan. Aynı. 1. Bir. Biri. Bir (sayı olarak). Bir tane.

Pull a fast deal : Hileli iş yapmak.

Pull a boner : Büyük bir gaf yapmak. Büyük bir pot kırmak.

Pull a long face : Surat yapmak. Yüzünden düşen bin parça olmak. Yüzünü asmak. Suratından düşen bin parça olmak. Surat asmak. Suratını asmak.

Pull a gun on : Silah çekmek.

Pull a face : Burun kıvırmak. Surat asmak. Yüzünü buruşturmak. Surat yapmak. Surat etmek.

 

İngilizce Pull a fast one Türkçe anlamı, Pull a fast one eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pull a fast one ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Surprise : Şaşkınlık uyandırmak. Sürpriz. Şaşkınlık. Hayret ettirmek. Birine sürpriz yapmak. Şaşırtmak. Baskın yapmak. Hayret uyandırmak. Baskın.

Deceived : Aldatılmış. Yitirmek. Aldatmak. Kaybetmek. Çarpmak. Kafeslemek. İhanet etmek.

Trapped : Köşeye sıkışmış. Hapsedilmiş. Tutsak kalmış. Kapak takmak (gaz kaçırmasın diye). Pusuya düşmüş. Yakalamak. Tuzağa düşürmek. Tuzağa düşmüş. Pusu kurulmuş.

Doublecrossing : İhanet etmek. Aldatmak. Bir sözü birini tutmamak.

Clipped : Tutturmak. Kavramak. İndirmek (argo terim). Koşmak. Mandallamak. Kırpılmış. Kısaltmak. Beklenmedik. Kırpık. Vurmak.

Cheated : Kazıklanmış. Keklemek. Razı etmek. Aldatmak. Hileyle elinden almak. İhanet etmek. Aldatılan.

Chisel : Sızdırmak. Yontmak. Oymak. Kalemle oymak. Yont. Keski. Kalem. Heykeltıraş kalemi.

Fob off : Aldatmak. Üçkağıtla benimsetmek. Kazı atmak. Hile yapmak. Kakalamak. Duymazdan gelmek. Değersiz bir şeyi kandırarak birine kakalamak. Yutturmak.

Doublecross : Bir sözü birini tutmamak. İhanet etmek. Aldatmak.

Pull a fast one synonyms : do somebody dirt, clip, bamboozling, bunco, argues, deceive, bilking, arguing, double crossing, fob somebody off, hoodwink, buncoed, chiselling, beguiles, befools, argue, chisels, deceives, buncoing, befooled, surprises, bamboozles, bamboozle, hoodwinking, burn, cheats, tricking, trick, bilk, buncos, humbug, foist off, beguile.