Push about türkçesi Push about nedir

  • Zorluk çıkarmak.
  • Öteye beriye bakmak.

Push about ingilizcede ne demek, Push about nerede nasıl kullanılır?

Push : İtelemek. Kakma. İlerleme. İtmek. Merdiven dayamak. Basmak. Yardım. Çaba harcamak. Reklamını yapmak. Çaba.

About : Hakkında. Yakınında. Etrafında. Üstünde. Çevresinde. Sularında. -den ne haber?. Buralarda. Baresinde. Üzerine.

Push along : Kalkmak. Gitmek. Devam etmek. Kaçmak. Yaylanmak.

Push around : Emirler yağdırmak. Boyun eğmeye zorlamak. (birisini) sindirmek. Kabadayılık etmek. İtip kakmak. Gözünü korkutmak. Şamar oğlanına çevirmek.

Push away : Bir kenara itmek. İtip defetmek. Bir yana itmek. Geriye itmek veya püskürtmek.

Push back : Uçağın geriye itilmesi. Uçağın yerde çekilmesi. Geri itmek. Geri püskürtmek. Geriye itmek.

İngilizce Push about Türkçe anlamı, Push about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Push about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hampers : Olmak. Köstek olmak. Engellemek. Aksatmak. Engel olmak. Yokuş yapmak. Güçleştirmek. Engel oluşturmak. Kösteklemek.

Make it warm for somebody : Burnundan getirmek. Anasından emdiği sütü burnundan getirmek.

Fashed : Canını sıkmak. Zahmet vermek.

Demur : Karşı çıkmak. Duraksama. Kabul etmemek. Tereddüt etmek. İtiraz etmek. İtiraz. Etmek. Karşı koymak. Tereddüt.

 

Hampering : Engellemek. Aksatmak. Engel olmak. Engelleyen. Engelleyici. Köstek olmak.

Demurs : İtiraz. Tereddüt. Kabul etmemek. Karşı koymak. Tereddüt etmek. Karşı çıkmak. İtiraz etmek. Duraksama. Etmek.

Demurring : Duraksama. Tereddüt. Tereddüt etmek. İtiraz etmek. Karşı çıkmak. Kabul etmemek. Etmek. İtiraz. Karşı koymak.

Make difficulties : Sorun yaratmak. Yokuşa sürmek. Yokuş yapmak. Yolu yokuşa sürmek. Zorluk yaratmak. Güçlük çıkarmak. İşi yokuşa sürmek.

Stonewall : Kaybetmemek için oynamak. Geciktirme taktiklerine başvurmak. Engellemek. İhtiyatla vurmak. Sıkı savunma. Önünü tıkamak. Siyasi engelleme. (bilerek) yardımcı olmamak. Köstek olmak.

Demurred : Karşı koymak. İtiraz. Kabul etmemek. Etmek. Duraksama. Karşı çıkmak. İtiraz etmek. Tereddüt. Tereddüt etmek.

Push about synonyms : fashes, raise difficulties, hampered, hamper, fash.