Draw a bead on someone türkçesi Draw a bead on someone nedir

  • Birisine nişan almak.
  • Nişan almak.
  • Birisine silah doğrultmak.

Draw a bead on someone ingilizcede ne demek, Draw a bead on someone nerede nasıl kullanılır?

Draw : Berabere biten oyun. Çizmek. Karalamak. Çekmek. Cazibe. Kura. Yem. Futbol, bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Bir oyunu takımların golsüz ya da eşit sayıda gol atarak bitirmesi. Berabere kalmak.

A : Bir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. (herhangi) bir. Amperin simgesi. En yüksek not. Argonun simgesi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Pek iyi. La (müzik terimi). Herhangi bir.

Bead : Arpacık (silahta). Tespih. Çubuk. Arpacık (silah). Ç.tespih. Boncuk dizmek. Tane. Damla. Boncuk. Hava kabarcığı.

On : Devrede. Yönünde. Giyilmiş. Olmakta olan. İle. Esnasında. Üstünde. De. Üzerinde.

Someone : Önemli kimse. Birisi. Bir kimse. Kimse. Şahsiyet. Biri.

Draw a bill : Poliçe keşide etmek. Senet düzenlemek. Borç senedi düzenlemek.

Be hard on someone : Birine karşı haşin olmak. Birine kötü davranmak. Bir kimseye karşı sert davranmak. Birine karşı sert olmak. Birini üzmek.

Draw a breath : Ferahlamak. Nefes almak. Soluklanmak.

Enforce something on someone : Birisini birşeyler yapmaya zorlamak. Zorla birisini birşeyleri yapmaya itmek.

Draw a blank : Başarısız olmak. Kurada veya piyangoda hiçbir şey alamamak. Üstüne bir bardak su içmek. Avucunu yalamak. Hiçbir şey elde edememek. Boş çıkmak (piyangoda). Çuvallamak. Bir şeyi düşünememek. Bulamamak. Hava almak.

 

İngilizce Draw a bead on someone Türkçe anlamı, Draw a bead on someone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Draw a bead on someone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aim at : Hedef seçmek. Arzu etmek. Muradetmek. Kastetmek. Niyet etmek. Nişanlamak. Hedeflemek. Amaçlamak. Çalışmak ( e).

Presented : İleri sürmek. Ortaya koymak. Çıkarmak. Doğrultmak. Vermek. Aday göstermek. Sahneye koymak. Doğrultmak (silah). Sunulan.

Range : Yayılma genişliği. Bölgede yaşamak. Sıralı olmak. Erişme uzaklığı. Tüketicinin bir malı satın almak için gitmeyi göze alabileceği en uzak mesafe, bir başka deyişle malların tüketiciye ekonomik olarak taşınabileceği en uzak mesafe. Bir merminin ya da öğeciksel parçacığın bir özdek içinde ulaşabildiği uzaklak. Ulaşı. Sıra (dağ veya tepe). Bir aracın, dolu depo ile, yeniden yakıt almadan gidebileceği uzaklık.

Leveled : Düzleştirmek. Eşitlemek. Düzeltmek. Eşit düzeye getirmek. Yıkmak. Hedef almak. Yerle bir etmek. Düzey. Ufki bir yüzey sağlamak.

Presents : Vermek. İbraz etmek. Doğrultmak. Takdim etmek. Arzetmek. Aday göstermek. Sahneye koymak. İleri sürmek. Doğrultmak (silah).

Ranges : Erişmek. Gezmek. Boyunca gitmek. Uzanmak. Sürtmek. Bölgede yaşamak. Katılmak. Sıra halinde olmak. Dizmek.

Aimed : Kastetmek. Fırlatmak (füze). Niyet etmek. Hedeflemek. Yöneltmek. Çalışmak ( e). Doğrultmak.

Draw a bead on : Tüm ilgisini birine yöneltmek. Silahını doğrultmak. Dikkatle nişan almak. Göz koymak.

 

Sight : İbraz etmek (çek vb.). Görmek. (aranan birini veya bir şeyi) görmek. Göz erimi. Hedeflemek. Ç.görülmeye değer yerler. Gözlemlemek. Nişangah. Görüş alanı.

Levels : Düzeltmek. Eşitlemek. Düzleştirmek. Dengelemek. Yöneltmek. Hedef almak. Yerle bir etmek. Yıkmak.

Draw a bead on someone synonyms : alm, ranging, ranged, levelled, aim.