Someone türkçesi Someone nedir

Someone ile ilgili cümleler

English: A friend of mine is looking for someone who can speak French.
Turkish: Bir arkadaşım Fransızca konuşabilen birini arıyor.

English: "Hold on," Dima said, taking out his phone. "I know someone who could lend me some money."
Turkish: Dima " Bekle," "Ben, bana biraz borç verebilecek birini biliyorum." dedi.

English: A lawyer is a person who prevents someone else from getting your money.
Turkish: Bir avukat başka birinin paranı almasını önleyen bir kişidir.

English: A friend of mine is looking for someone who speaks French.
Turkish: Bir arkadaşım Fransızca konuşan birini arıyor.

English: A certain someone is being awfully fragile today.
Turkish: Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.

Someone ingilizcede ne demek, Someone nerede nasıl kullanılır?

Someone else : Başka bir kişi. Başka biri. Başkası. Bir başkası. Başka bir kimse.

Argue someone into : Tartışarak bir şey yapmaya ikna etmek. Birini bir şey yapmaya ikna etmek.

Argue someone out of : Birini bir şey yapmaması için ikna etmek. Tartışarak birini bir şeyden vazgeçirmek.

Be greatly indebted to someone for : Birine çok minnettar olmak. Bir kimseye çok borçlu olmak.

Catch someone in the act : Suçüstü yakalamak. Bir insanı birşeyler yaparken (genellikle yanlış birşeyler) yakalamak. İş üstünde yakalamak. Birini suçüstü yakalamak.

 

Do someone an injustice : Birine haksızlık etmek.

Do someone credit : Birinin göğsünü kabartmak. Birisine onur vermek.

Catch someone on the hop : Hazırlıksız yakalamak. Boş bir anında yakalamak. Birini gafil avlamak.

Do someone good : Birine iyi gelmek.

Does someone here speak english : Burada ingilizce konuşan biri var mı.

İngilizce Someone Türkçe anlamı, Someone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Someone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nonsmoker : Sigara içilmeyen kompartıman. Sigara içmeyen kimse. Sigara içmeyen.

Machine : Veri kartlarındaki bilgileri çeşitli düzeyler de işleyerek çizelgelemek ve işlemsel çözümlemeler yapmak üzere kullanılan çeşitli işletsel, elektriksel araçlar. İşleteç. İşlerge. Politika çarkı. Makineyle yapmak. Öndürmek. Makinede işlemek. Kuvveti ya da devinimi bir noktadan ötekine aktaran ya da birinden ötekine dönüştüren her türlü aygıt. 2-erkeyi bir halden başka hale dönüştürerek yararlı biçimde kullanılmasını sağlayan aygıt. Makine ile biçim vermek. Bilgisayar, fizik, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Sport : Takılmak. Spor yapmak. Spor. Gösteriş yapmak. Örnek insan. Oynamak. Sportif. Şaka söylemek. Eğlenmek. Övünmek.

Cads : Kişi. Bilgisayar destekli tasarım. Ahlaksız kimse. Cad. Kaba adam. Bdt. Aşağılık herif. Kanada doları. Terbiyesiz ve kaba adam.

Namer : İsimlendiren kimse. Tanımlayan kimse. İsimlendirici. İsim veren kimse. İsim veren kişi.

 

Spitter : Tüküren. Topu atan oyuncunun topa kavis vermek için kural dışı bir şekilde topu tükürük ile ovarak yaptığı atış (beyzbol).

Deceased person : Artık yaşamayan kimse. Ölmüş kimse. Vefat etmiş kimse. Merhum.

Debitor : Borçlu. Para borcu olan kimse. Başkasına mükellef olan kimse.

Dribbler : Damlayan şey. Top süren oyuncu.

Philosopher : Feylesof. Feylezof. Filozof. Düşünceli kişi. Felsefeci. Düşünür. Kalender kimse.

Someone synonyms : cloud seeder, quester, first rater, person of colour, loved one, anti american, large person, outdoorsman, inexperienced person, celebrater, arrogator, common person, man jack, squint eye, nonperson, emotional person, black person, unraveler, heterosexual person, third rater, literate person, spouse equivalent, perspirer, person of color, blogger, spurner, musclebuilder, nonreligious person, smotherer, urinator, faddist, stigmatist, enrollee.

Someone zıt anlamlı kelimeler, Someone kelime anlamı

Liberator : Kurtarıcı. Azat eden. Azat eden kimse.

Juvenile : Çocuk. Jön. Jüvenil. Gençlik. Gençliğe ait. Juvenil. Otuz yaşına kadar olan erkeklerin canlandırdığı rol. Temel olarak ergin bireylere benzeyen fakat henüz eşeysel olgunluğa erişmemiş olan genç bireyler. Gençlikte olan, gençliğe ait olan. Genç.

Resident : Yerleşik. Stajyer doktor. Bir yerde oturan. Yurtiçinde yerleşik. İkamet eden. Sakin. Mukim. Oturan. Oturan kimse.

Someone antonyms : unemotional person, religious person, nonreligious person, good person, good guy, smoker, pessimist, female, drinker, extrovert, acquaintance, creditor, member, introvert, granter, leader, withholder, bad guy, worker, bad person, adult, fat person, debtor, stranger, agonist, follower, loser, male, partisan.