Presents türkçesi Presents nedir

  • Tanıtmak.
  • Nişan almak.
  • Bulunmak (iltifat).
  • Aday göstermek.
  • Sunar.
  • Çıkarmak.
  • Ortaya koymak.
  • Sahneye koymak.
  • Doğrultmak.
  • İbraz etmek.
  • Sunmak.
  • Sahnelemek.
  • İleri sürmek.
  • Armağanlar.
  • Takdim etmek.
  • Arzetmek.
  • Doğrultmak (silah).
  • Vermek.

Presents ile ilgili cümleler

English: Ali brought a flower and presents for his date.
Turkish: Ali randevusu için bir çiçek ve hediyeler aldı.

English: Ali got three presents for his birthday.
Turkish: Ali doğum günü için üç hediye aldı.

English: Ali hid the children's Christmas presents behind the couch.
Turkish: Ali çocukların Noel hediyelerini kanepenin arkasına sakladı.

English: Ali got a lot of presents on his birthday.
Turkish: Ali doğum gününde birçok hediye aldı.

English: Ali bought presents for his children.
Turkish: Ali çocukları için hediyeler aldı.

Presents ingilizcede ne demek, Presents nerede nasıl kullanılır?

Birthday presents : Doğum günü hediyesi. Bir kimsenin doğum günü vesilesiyle o kişiye verilen hediyeler. Doğum günü hediyeleri.

Each dot represents : Her nokta.

Misrepresents : Bile bile yanlış bir şekilde tanıtmak. Yanlış tanıtmak. Yanlış sunmak. Kötü temsil etmek. Saptırmak. Yanlış anlatmak.

Represents : Temsil etmek. Vekalet etmek. Oynamak. Canlandırmak. Betimlemek. Sahneye koymak. Belirtmek. İfade etmek. Sunmak. Tarif etmek.

 

Present a bold front : Cesaret göstermek. Yürekli gözükmek.

Present perfect continuous tense : Sürekli bitmiş zaman.

Present continuous tense : Şimdiki zaman.

Present company excepted : Buradakileri tenzih ediyorum. Sözüm meclisten dışarı. Söz meclisten dışarı.

Present oneself : Hazır bulunmak. Bulunmak. Gelmek. Çıkmak. Meydana çıkmak. (bir yerde) bulunmak. Görünmek.

Present arms : Silahları selam vaziyetinde tutmak. Selam durmak.

İngilizce Presents Türkçe anlamı, Presents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enact : Kanunlaştırmak. (yasa) çıkarmak. Oynamak (rol). Çıkarmak (yasa). Canlandırmak. Yasalaştırmak. Emir çıkarmak. Yasa çıkarmak. Karar vermek.

Propound : Onaya sunmak. Serdetmek. Mütalaa için arz etmek. Öne sürmek. Teklif etmek. Önermek. Ortaya atmak.

Existing : Varolan. Bugünkü. Olma. Mevcut. Şu andaki. Halihazırdaki. Var olan. Hali hazırdaki. Var olma.

Herald : Birşeyin müjdecisi olmak. Elçi. Yayınlamak. Müjdecisi olmak. İlan etmek. Haber vermek. Müjdeci. Selamlamak. Müjdelemek.

Bring in : İşe almak. Getirmek. Para getirmek. Karakolda sorgulamaya çekmek. Hüküm vermek. İşe karıştırmak. Kazanç getirmek. İşi vermek. Öne almak. Kazandırmak.

Fix on : Anlaşmak. Kararlaştırmak. Yöneltmek. Üzerinde bir karara varmak. Karar vermek. Karar kılmak. Seçmek.

Accords : Bağdaşmak. Uyum sağlamak. Uymak.

Advertise : Reklam yayınlamak. İlanla aramak. İlan etmek. Satılığa çıkarmak. Bildirmek. Reklam etmek. Reklamını yapmak. Tanıtım yapmak. İlan vermek.

 

Blank : Sayıyı önlemek (spor terimi). Feshetmek. Boşluk. Yazısız kağıt. Boş. Silmek. Açık yer. Boş kağıt. Sövmek.

Presents synonyms : make unnecessary, forefend, make a present of, made a present of, call forth, compere, heralds, bilk, propounding, embarrass, the stage, bring forward, save, accord, assigns, blankest, asserts, fend off, propounds, avoid, set up, lodged, nominates, familiarizing, bringeth, frustrate, centre, leveled, prefers, draw a bead on, show, orientated, showed.

Presents zıt anlamlı kelimeler, Presents kelime anlamı

Past : Bir kimsenin geçmişi. Dilb.geçmiş. Sona ermiş. Geçmiş. Olmuş. -den sonra. Öte. Eski. Geçe. -siz.

Future : İlerki. İleri. İleriki. Gelecek zaman kipi. Gelecek. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. Gelecekte olacak şey. İlerideki. Vadeli.

Attack : Atılım. Tecavüz etmek. Doğrudan doğruya sayı kazanmak amacıyla yapılan hamle. Saldırıda bulunmak. Tutulmak. Saldırı. Uğraşmak. Vurmak. Atak. Üstüne varmak.

Presents antonyms : let, admit.