Existing türkçesi Existing nedir

  • Olma.
  • Mevcut.
  • Var olma.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Varolan.
  • Halihazırdaki.
  • Hali hazırdaki.
  • Şu andaki.
  • Bugünkü.
  • Var olan.

Existing ile ilgili cümleler

English: Thanks for existing.
Turkish: Mevcudiyetiniz için teşekkürler.

English: He evicted the existing tenants by taking them to court for non-payment of back rent.
Turkish: Mevcut kiracıları birikmiş kira borcunu ödemedikleri için mahkemeye vererek tahliye etti.

English: The existing law concerning car accidents requires amending.
Turkish: Araba kazaları ile ilgili mevcut yasa değişiklikler gerektirir.

English: This is a translation of a nonexisting sentence.
Turkish: Bu varolmayan bir cümlenin bir çevirisi.

English: They lost faith in the existing system.
Turkish: Mevcut sisteme inançlarını kaybettiler.

Existing ingilizcede ne demek, Existing nerede nasıl kullanılır?

Existing customers : Mevcut müşteriler.

Existing database : Varolan veritabanı.

Existing groups : Varolan gruplar.

Append data to existing table : Varolan tabloya veri ekle.

Append to existing table : Varolan tabloya ekle.

Nonexisting : Namevcut. Olmayan. Var olmayan. Varolmayan.

Coexisting : Bir arada var olmak. Birlikte görülen. Yan yana yaşamak.

Pre existing use : Bölgeleme kurallarına uymamakla birlikte, bu kuralların yürürlüğe girmesinden önce var olan ve iyelerince bırakılmalarına değin değiştirilmeyen kentsel toprak kullanım türleri. Eski kullanım.

 

Update the existing record : Varolan kaydı güncelleştir.

Open an existing database : Varolan veritabanını aç.

İngilizce Existing Türkçe anlamı, Existing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Existing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acception : Onaylama. Kabul. Kabul edilmiş anlam. Benimseme.

Established : Resmileşmiş. Yerleşik. Yerleşmiş. Sabit. Müesses. Belirlenmiş. Kurulmuş. Oturmuş. Kurulu.

Beings : Varlık. Yaradılış. Yapı. Varoluş.

Ongoing : Devam etmekte. Süregelen. Süregiden. Sürekli. Süregitmekte olan. Devamlı. Süren. Sürmekte olan. Devam eden.

Actuals : Eylemsel. Anında alım satım. Eylemli. Asıl. Fiili. Aktüel. Gerçek. Mal borsalarında en fazla iki iş günü içerisinde teslim koşuluyla yapılan alım satım işlemleri.

In hand : Hazırlanmakta. Göz hapsinde. Eldeki. Kullanıma hazır. Çantada keklik. El altında. Kontrol altında. Elde. Hazır.

Corporeity : Varolma. Bedenen varolma. Bedenen var olma. Bedensel madde.

At the scene : Olay yerinde saptanmış. Olay yerinde.

Accelerator key : Kısayol tuşu. Hızlandırma tuşu. Belirli işlemler yapmak için hızlı erişim sağlayan tuş dizisi. İvmelendirme tuşu. Hızlı erişim tuşu. Hızlandırıcı tuş.

Present : Şu anki. Şimdiki. Göstermek. Temsil etmek. Sahnede göstermek. Halihazır. Hediye. Adamla getirtme. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.

Existing synonyms : beingness, existent, of today, advent, ac adapter, entia, attendant, substantials, abstract syntax tree, present day, accent char, moderns, accent bar, advents, maturation, existences, access control entry, abort sequence, being present, absolute loader, in being, existed, available, continued existance, existents, up to date, inhesion, substantial, esse, active, disposables, actual, maturations.

 

Existing zıt anlamlı kelimeler, Existing kelime anlamı

Nonbeing : Var olmayan bir şey. Var olmama. Olmama. Hiçlik.

Extinct : Yok olmuş. Tükenmiş. Soyu kurumuş. Sona ermiş. Sönük. Soyu tükenmiş. Bitmiş. Varisi olmayan. Sönmüş. Doğada tükenmiş.

Nonexistent : Var olmayan. Varolmayan. Doğada tükenmiş. Yok.

Existing antonyms : nonexistence, absent.