Beings türkçesi Beings nedir
Beings ile ilgili cümleler
English: All human beings are born free and equal in dignity and rights. They are endowed with reason and conscience and should act towards one another in a spirit of brotherhood.
Turkish: Tüm insanlar özgür, şeref ve haklar bakımından eşit doğar. Akıl ve vicdana sahiplerdir ve birbirlerine karşı kardeşlik ruhuyla hareket etmelidir.
English: Human beings are gifted with infinite potential.
Turkish: İnsan oğluna sonsuz potansiyel bahşedilmiştir.
English: Human beings are created to create things.
Turkish: İnsan oğlu bir şeyler yaratmak için yaratıldılar.
English: And then she remembered that human beings could not live in the water.
Turkish: Ve sonra insanoğlunun suda yaşayamadığını hatırladı.
English: Human beings are different from animals in that they can think and speak.
Turkish: İnsanlar düşünebildiklerinden ve konuşabildiklerinden dolayı hayvanlardan farklıdırlar.
Beings ingilizcede ne demek, Beings nerede nasıl kullanılır?
Class of beings : Alem.
Human beings : İnsangiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, insansılar (anthropoidea) alt takımından, az tüylü olup iki ayakları üzerinde yürüyen, pek çok ırkları olan, mevcut canlıların içinde en akıllı olan türe sahip bir familya. İnsanoğlu. İnsanlar.
Superhuman beings : İnsanüstü yaratıklar.
Nonbeings : Hiçlik. Olmama. Var olmama.
Being a native born israeli : İsrail'de doğmuş ve büyümüş olma. İsrail yerlisi olma. Anayurdu israil olma.
Being amazed : Şaşırmak. Hayran kalmak. Hayret etmek. Afallamak.
Being annexed : İlişikli olma. Daha büyük bir şeye ilişik olma. Ekli olma. İlintili olma.
Being abandoned : Reddedilmiş olma. Terk edilmiş olma. Bırakılmış olma. Ortada bırakılmış olma.
Being absorbed : Emilmiş olma. Absorbe edilmiş olma. Soğurulmuş olma. Asimile dilmiş olma. İçine çekilmiş olma.
Being abstract : Soyutluk.
İngilizce Beings Türkçe anlamı, Beings eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Beings ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Existences : Mevcudiyet. Varoluşçuluk. Vücut. Hayat. Ömür. Yaşayış biçimi. Yaşam.
Idiosyncrasy : Huy. Hususiyet. Kişiye ait özellik. Aşırı duyarlılık. Mizaç. İdiyosenkrazi (medikal tıp terimi). Özellik. Yapısal özellik. Kişisel özellik. İdyosenkrazi.
Transport : Başını döndürmek. Taşımacılık. Taşıma. Bilgisayar, biyoloji, coğrafya, fizik, kimya, voleybol alanlarında kullanılır. Yönetmeliğe aykırı olarak topun bir an elle götürülmesi. Ülkeler arasında ya da bir ülkenin ulusal sınırları içinde yolcuların ve çok daha önemli olarak tecim mallarının, alındığı yerden gideceği ya da kullanılacağı yere, çeşitli ulaşım araçlarından yararlanılarak götürülmesi. Taşıt. Bir maddenin bir yerden başka bir yere taşınması. transport. Götürmek. Nakliye.
Chemistry : Yalınç cisimlerin özelliklerini, bu cisimlerin molekülce birbiri üzerindeki etkilerini ve bu etkileşimden ortaya çıkan bileşimleri inceleyen bilim. öğrencilere doğayı oluşturan özdeklerin yapısını, bu özdeklerin hangi koşullar altında ve hangi ilkelere göre birleştiğini ve değiştiğini anlatmak; kimyanın bugünkü uygarlığa ve teknik gelişmelere olan katkısını açıklamak; kimya olayları ile canlıların yaşayışı arasındaki sıkı bağları göstermek amacıyla orta dereceli okullarda okutulan ders. Özdeklerin temel yapılarını, bileşimlerini, dönüşümlerini; çözümleme, bireşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim dalı. Eğitim, kimya alanlarında kullanılır. Simi. Kimyası. Kimya bilimi. Kemistri. Madde yapısı. Doğal etkileme. Kimya.
Blooding : Huy. Kan. Asalet. Dem. Akrabalık. Adam öldürme. Kan bağı. Soy.
Geneses : Doğuş. Oluşum. Doğum. Hilkat. Kök. Menşe. İncil'in ilk kitabı. Oluş. Türüm.
Architectures : Mimari. İnşaat. Mimarlık.
Disposition : Düzenleme. Dispozisyon. Yetenek. Temayül. Mizaç. Mizac. İdare. Emir. Hilkat.
Take : (fotoğraf) çekmek. Tutulan balık miktarı. Reaksiyon. Kavramak. Almak. Yazmak. Çekim. Çevirim eylemi. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Tutma.
Convey : Getirmek. (bilgi) aktarmak. Açığa çıkarmak. Devretmek. Taşımak. Yollamak. İletmek. Bildirmek. Aksettirmek. Yaymak.
Beings synonyms : come, ferry, transmit, fetch, impart, return, anima, transit, bloodings, constitution, idiosyncrasies, internal, get, makeup, creations, esse, being, blood, channel, bldg, land, constitutions, maturation, artifact, carry, bloods, estates, take back, eventuation, change, idiocrasy, creatures, entity.
Beings zıt anlamlı kelimeler, Beings kelime anlamı
Go : Girişim. Yayılmak. Koyulmak. Uymak. Canlılık. Kaybolmak. Tükenmek. Haline gelmek. Devrolunmak. Geçmek.
Nonbeing : Olmama. Var olmayan bir şey. Hiçlik. Var olmama.
Absence : Gıyap. Kaybolma. Yitiklik. Bulunmayış. İşçilerin işe gelememesi. Yokluk. Olmayış. Bulunmama (bulunması gerekirken yerde). İşe gelmeme. Eksiklik.
Beings antonyms : existent, nonexistent, impossibility, nonexistence.

Bu kısımda Beings kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Beings ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Beings anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Beings ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.