Varoluş nedir, Varoluş ne demek

Varoluş; bir felsefe terimidir.

  • Yaşama, var olma, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu, mevcudiyet, öz karşıtı

"Varoluş" ile ilgili cümleler

  • "Artık yaradılışının, varoluşunun, hayatla ödüllendirilişinin sebebini bilmektedir." - T. Buğra

Felsefi anlamı:

(Varoluş felsefesinde) Günümüz varoluş felsefesinin kurucusu Kierkegaard'a bağlı olarak: Bütün varolanlardan, bütün doğal ya da düşüncel olarak verilmiş varlık düzenlerinden ve varlık bağlarından ayrılarak tek başına kalmayı, Tanrı'ya da hiçlik önünde yapayalnız olmayı göze alan insanın varoluşu; bunun yanında hiç bir zaman bir nesne gibi verilmemiş olan, hiç bir zaman olmuş bitmiş bir varlık olarak hazır bulunmayan, tam tersine yalnız özgürce bir kendi kendini gerçekleştirme yoluyla gerçek ve yaşanabilir olan, insan varoluşunun kendi kendisi olma ya da olmama olanağı; kişinin kendi kendisi olarak (kendisi ya da Tanrı önünde) saltık bir sorumluluğun ciddiyetiyle eylemesine ve düşünmesine yol açan kaynak.

Var olan, gerçeğe dayalı olarak var olan, gerçek varlık; özün karşıtı, bir şeyin ne olduğu, nasıl olduğu değil, var olduğu olgusu. Şöyle ya da böyle biçim almış her türlü özelliklerin dışında burada olma, nitelikçe belirlenmemiş salt var olma olgusu.

 

(Skolastik felsefede) Her var olanın, her gerçek olanın (Tanrı'dan kum tanesine değin) gerçekliği.

İngilizce'de Varoluş ne demek? Varoluş ingilizcesi nedir?:

existence

Varoluş hakkında bilgiler

Varoluş, felsefe tarihi boyunca önem taşımış, her tür felsefi tatışmanın merkezinde yer almış felsefe kavramlarından biridir. Varolanların varlığını bildirir, öz'ün karşıtıdır, yani bir şeyin ne olduğunu değil varolduğunu bildirir. Salt bir varolma durumu olarak varoluş. Felsefe akımlarında ya da okullarında pek çok farklı anlamlarda kullanılıp değerlendirilmiştir. Örneğin skolastik felsefede varoluş, varolan her şeyin (Tanrı ya da bir toz zerreciği) gerçekliğini bildirir. Daha dar ve doğa bilimsel anlamda ise varoluş, belirli bir bağlamda uzay-zaman boyutunda yer almak ya da şimdi ve burada var olmak anlamında belirtilir.

Varoluş kavramı en geniş açılımına ya da popülerliğine varoluşçu felsefe ile kavuşmuş diyebiliriz. Kierkegaard, Karl Jaspers, Martin Heidegger, Sartre gibi filozoflar varoluş kavramını zenginleştirmişler ve kendi felsefelerinin ilkesi olarak değerlendirmişlerdir. Kierkegaard, Tanrı ve sonsuzluk önünde yapayalnız olmak anlamında insanın varoluşundan söz eder. Sartre'da kendi felsefesini özetlerken "varoluş özden önce gelir" diyecektir. Önceden bir nesne gibi verilmemiştir insan varoluşu, yapılmak ya da oluşturulmak üzere mutlak bir sorumlulukla sunulmuş bir kaynaktır. Heidegger, "insanın özü varoluşundadır" demektedir.

Varoluş ile ilgili Cümleler

  • Hayatta varoluşumuzu hep sorgulamışımdır.
  • Hayatta hep varoluşumuzu sorgulamışımdır.
 

Varoluş kısaca anlamı, tanımı:

Değil : Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Varoluşçu : Varoluşçuluk yanlısı, egzistansiyalist.

Varoluşçuluk : Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti, egzistansiyalizm.

Yaşam : Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.

Olgu : Varlığı deneyle kanıtlanmış şey. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa.

Mevcudiyet : Varlık. Varoluş.

Felsefe : Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Bir konuda soyut düşünüş. Dünya görüşü. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi.

Tarih : Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Tarih dersi. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Tarih kitabı.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Felsefi : Felsefe ile ilgili, felsefeye ilişkin.

Varoluş aydınlanması : Jaspers'in koymuş olduğu bir varoluş felsefesi kavramı: Yalın deneyi (yaşantıyı) aşıp insanın kendine özgü varlığını aydınlığa çıkarma. Bu kavramla, insanın gerçekte ne olduğunu ve ne olabileceğini anımsatmaya ve canlandırmaya çalışılır, giderek insan, nesneleştirici ve saptayıcı ilkelerden yüz çevirerek özgür olmaya çağrılır, çünkü bu tür ilkeler, varoluşun asıl gerçekliğini, tarihselliğini ve özgürlüğünü zorunlu olarak yozlaştırırlar.

Varoluş biçimleri : Heidegger'in varoluş felsefesinin kavramı: İnsan varlığının ya da varoluşunun varlık (varolma) belirtileri ya da temel yapıları. // Bunlar nesnel düşünce belirlenimleri olan kategorilerin karşıtı olarak, insan varoluşuyle ilgili belirlenimlerdir. (Ör. Dünyada olma, birlikte olma, anlama, durum, kaygı, korku.) İnsanın dünyası nesnel ölçeklerle ölçülemez, niteliksel belirlenimler olan varoluş biçimleriyle ölçülebilir ancak. Dünyada-olma uzayla ilgili bir belirlenim değil, bir varoluş biçimidir.

Varoluşça : Heidegger'in koymuş olduğu bir varoluşçuluk felsefesi kavramı: İnsan yaşamının varlığına (var olmasına) ilişkin olan, varoluşunu kuran şey. İnsanın var olma biçimi; insan varoluşunun yapısını dile getiren. Varoluşsallığı içindeki kendi varoluşunu anlama olarak varlığı anlamaya ilişkin; varoluşsallığa ilişkin.

Varoluşçu etik : Bilimsel ve nesnel düşüncenin ifade ettiği nedenselliğin bir yanılsama olduğunu göstermeyi ve insanlara unuttukları özgürlük duygusunu anımsatmayı hedefleyen, ayrıca insanın kendi yaşamına ilişkin kararlarda mutlak bir özgürlük içinde olduğunu ileri süren görüş, egzistansiyalist etik.

Varoluşçu ruhbilim : İnsan davranımının, olabilirlik açısından ya da ülküsel bakımdan değil de duyumlar, imgeler ya da duygular gibi gerçek ve nesnel verilere göre incelenmesi gerektiğini savunan ruhbilim görüşü. Düşman ve amaçsız bir evrene karşı insanın özgür istenciyle direnmesi gerektiğini savunan ruhbilim görüşü. (Ara sıra Titchener'in yapısal ruhbiliminde olduğu gibi, ruhbilimin belli başlı işinin yalnız içe bakış yolu ile anlıkta geçenleri izleyip değerlendirilmesi anlamında da kullanılır.)

Varoluşçu tiyatro : İnsanı evrenin merkezine koyan, ülkücü dünya görüşüyle insanın dışa ve kendine olan yabancılığını, yalnızlığını vurgularken bireyin davranışlarıyla var olduğunu, karar zorunluğu ve sorumluluğuyla kendini gerçekleştirdiğini savunan anlayışın tiyatrosu. Başlıca yazarları arasında Albert Camus ve Jean-Paul Sartre vardır. Varoluşçu düşünceyi yaymada kullanılan tiyatro türü. Özellikle Sartre, Camus'nun oyunları ile bilinir. İnsanın dışa ve kendine olan yabancılığı, yalnızlığı, kişinin davranışlarıyla var olduğunu, karar zorunluğu ve sorumluluğuyla kendini gerçekleştirdiğini savunan tiyatro türü.

Varoluşsal : Varoluşa ilişkin, varoluşla ilgili. İlgili cümle: "“Konuyu saplandığı bu varoluşsal boyuttan çıkararak hafifletmek istedi.”" M. Mungan. Varoluşa ilişkin. Varoluş felsefesinin kavramı olarak; yalnız var olmayla açığa çıkarılan, yalnız var olmada kavranan ve yaşanılan; insanın kendi varoluşunu kavramasına ilişkin (anlayış).

Varoluşsal çözümleme : İnsanın, kendi varoluşunu kurmasına bakarak yorumlanması. İnsan varoluşunu kavrama ile ilgili çözümleme.

Varoluşsal düşünme : Düşünen özneye ve onun varoluşuna kayıtsız kalan her türlü düşünmenin karşıtı olarak, kendi varoluşuyle ilgi içinde olan, ona içten bağlı olan düşünme.

Varoluşsal niceleyici : Bir p önermesini sağlayan (en az) bir öğenin var olduğunu belirtmek için kullanılan «vardır» deyimi ya da (…) simgesi : p önermesini sağlayan bir x vardır = (…) Anlamdaş. varlık niceleyicisi.

Diğer dillerde Varoluş anlamı nedir?

İngilizce'de Varoluş ne demek? : n. being, subsistence, entity, existence, presence

Almanca'da Varoluş : die Existenz

Rusça'da Varoluş : n. существование (N)