Entities türkçesi Entities nedir

Entities ile ilgili cümleler

English: Begging from unknown entities isn't wise.
Turkish: Bilinmeyen varlıklara yalvarmak akıllıca değil.

English: Mary and I, who are twins, would amuse ourselves by exchanging identities and fooling everyone.
Turkish: İkiz olan Mary ve ben kimlikleri değiştirerek ve herkesi kandırarak kendimizi eğlendirirdik.

Entities ingilizcede ne demek, Entities nerede nasıl kullanılır?

Ascii named entities : Ascıı karakterle isimlenmiş varlıklar.

Named entities : İsim verilmiş varlıklar.

Numbered entities : Numaralanmış varlıklar.

Peer entities : Eşdüzey öğeler. Görevdeş öğeler.

Identities : Benzerlik. Kimlik. Kişilik. Hüviyet. Kimlikler. Aynılık. Özdeşlik.

Accrementition : Akrementisyon.

Adventitial placentation : Karunküller ve kotilodonlar dışında kalan alanlarda da yavru zarlarının gelişmesi. geviş getirenlerde döl yatağı yangısı, travmatik olaylar veya doğuştan karunküllerin sayıca az olması gibi nedenlerden kaynaklanır. Adventisyal plasentasyon.

Adventitial : Dışzar. Organ veya kan damarının dış kabuğu ile ilgili.

Adventitial cell : Başlıca kılcal damarların etrafında bulunan bağ dokusundaki farklılaşmamış mezenşim hücrelerinin çeşitli görevleri yapmak üzere yeni farklılaşmaya başlamış tipleri. perisit. Adventisya hücresi.

 

Nonentities : Var olmama. Yokluk. Değersiz kişi. Önemsiz kişi. Önemsiz kimse. Solda sıfır. Hiçlik. Bir hiç. Değersiz şey.

İngilizce Entities Türkçe anlamı, Entities eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Entities ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Circumstance : Vaka. Teferruat. Durum. Zenginlik. Koşul. Hal. Formalite. Şart(lar). Şart.

Distillation : İmbikten çekme. Anafikir. Damıtık madde. Distilasyon. Saflaştırma. Damıtım. Damıtma. Ana fikir. Taktir.

Creature : İnsan. Bende. Abit. Kasnak. Alet olan kimse. Mahluk. Yaratık. Kul. Köle.

Compact : Antlaşma. Sık. Küçük. Kısa. Pudralık. Sözleşme yapmak. Sıkı. Küçük otomobil. Anlaşmak. Sıkıca paketlenmiş.

Presences : Orada bulunma. Buradalık. Ön. Tavır. Hazır bulunma. Mevcudiyet. Bulunma. Protokol görevlileri. Huzur.

Content : Mutlu etmek. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Hoşnut. İçerik. Tatmin etmek. Hazır. Toplumsal olguların kurucu öğelerinin toplamı; bu olgulardaki gelişmelerle biçim değişikliklerinin belirleyici etkeni. Memnun etmek. Hoşnut etmek. Lehte oy kullananlar.

Compendiums : İnceleme. İcmal. Hülasa. Kısaltma. Mecmu. Özet. Dergi. Kısa ve detaylı özet.

Crux : Çözümü zor mesele. Kruks. Sorunun en önemli noktası. Püf noktası. En önemli noktası. Düğüm noktası. Sorunun merkezi. Haç, çapraz.

Compendious : Net. Kısa. Özet halinde. Muhtasar. Az ama öz. Az ve öz. Özlü.

Distillations : İmbikten çekme. Damıtma. Saflaştırma. Damıtık madde. Taktir. Damıtım. Ana fikir. Anafikir.

 

Entities synonyms : distillate, existence, eligible, contenting, entity, presence, affluence, circumstances, critters, cores, estate, authorize, creatures, core, beings, bio, estates, asset, anima, brusk, brusker, distillates, esse, existences, bruskest, empower, critter, subsistence, authorise, being.

Entities zıt anlamlı kelimeler, Entities kelime anlamı

Ineligible : Yetersiz. Uygun olmayan. Hizmete uymaz. Uygunsuz. Yetersiz (kimse). Elverişsiz. Uygun bulunamaz. Katılma hakkı olmayan. Seçilemez.

Demote : Rütbesini indirmek. Aşağı dereceye indirmek. Alçalt. İndir. Alt sınıfa indirmek. İndirgemek. İndirge.