Propound türkçesi Propound nedir

  • Öne sürmek.
  • Teklif etmek.
  • Önermek.
  • Arz etmek.
  • İleri sürmek.
  • Ortaya atmak.
  • Mütalaa için arz etmek.
  • Ortaya koymak.
  • Arzetmek.
  • Serdetmek.
  • Onaya sunmak.

Propound ingilizcede ne demek, Propound nerede nasıl kullanılır?

Propounded : Önermek. Onaya sunmak. İleri sürmek. Arzetmek. İleri sürülen. Teklif etmek. Ortaya koymak.

Propounding : Onaya sunmak. İleri sürülen. Teklif etmek. Ortaya koymak. Arzetmek. İleri sürmek. İleri sürme. Önermek.

Propounds : Önermek. Arz etmek. Arzetmek. Ortaya koymak. Öne sürmek. Teklif etmek. İleri sürmek. Serdetmek. Mütalaa için arz etmek. Onaya sunmak.

Propodeum : Propodeum. Hymenoptera’larda göğüsle kaynaşmış birinci karın segmenti. Karnın ilk halkası.

Propodosoma : Propodozom. Kene veya uyuz böceklerinde birinci ve ikinci çift bacakların çıktığı podosom kısmı.

Proponing : İleri sürmek. İddiayı esastan ileri sürmek.

Proportion : Nicelik. Uyum. Bölüm. Simetri. Proporsiyon. Tenasüp. Miktar. Ayarlamak. Orantı kurmak. Fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Proponents : Teklif eden kimse. Yanlısı. Taraftar olan kimse. Taraftarlar. Öneren kimse. Yandaşlar.

Propone : İleri sürmek. İddiayı esastan ileri sürmek.

Propofol : Propofol. Fenol türevi olan ve % 1’lik sübye biçiminde ve yavaş olarak damar içi yolla kullanılan, oda ısısında sıvı özellikte bir genel anestezik ilaç.

 

İngilizce Propound Türkçe anlamı, Propound eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Propound ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aver : İddia etmek. Emin bir şekilde ileri sürmek. Kanıt göstermek. Söylemek. Delil göstermek. Kanıtlamak.

Posits : Yerleştirmek. Varsaymak. Farzetmek. Yerine koymak.

Propounding : İleri sürme. İleri sürülen.

Alleges : İddia etmek. Bahane etmek. Kanıt olarak göstermek. (kanıt olmadan) iddia etmek. İtham etmek. Söylemek. Mazeret olarak göstermek.

Hold out : Vadetmek. Vaat etmek. Ayak diremek. Sunmak. Direnmek. Tanıtmak. Ümit vermek. Boyun eğmemek. Dayanmak.

Counsels : Maksat. Tavsiye. Nasihat etmek. Salık vermek. Akıl vermek. Tavsiye etmek. Öğütlemek. Öğüt vermek. Nasihat vermek.

Argues : Münakaşa etmek. İddia etmek. Karşı gelmek. Savunmak. Çekişmek. Belli etmek. Kandırmak. İspatı olmak. Görüşmek.

Suggest : Belirtmek. Akla getirmek. İddia etmek. İzlenimini uyandırmak. İma etmek. İşaret etmek. Fikir vermek. Sezdirmek.

Positing : Yerine koymak. Yerleştirmek. Farzetmek. Varsaymak.

Presents : Tanıtmak. Sahneye koymak. Nişan almak. Aday göstermek. Sahnelemek. Sunar. Bulunmak (iltifat). Çıkarmak.

Propound synonyms : bid, centre, bade, posit, proposed, exhibits, proffered, advance, propounds, lodged, propose, throw outs, submits, offer, make a suggestion, come up with, prefer, enounced, submit, lodges, asserted, moves, broach, enounces, bring forward, put forward, asserting, bring about, deliver, allege, offers, counseled, executes.

Propound ingilizce tanımı, definition of Propound

Propound kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To exhibit. As, to propound a question. To propose. To offer for consideration. To propound an argument.