Accords türkçesi Accords nedir

Accords ingilizcede ne demek, Accords nerede nasıl kullanılır?

Camp david accords : Camp david'de (abd) 1979 yılında israil ile mısır arasında imzalanmış olan barış anlaşması. Camp david anlaşması.

Wye accords : Wye düzenlemeleri. İsrail ve filistin yönetimlerince imzalanan gelecekteki barış ve güvenlik düzenlemelerinin çerçevesini çizen ekim 1998 anlaşması (wye çiftliği'nde imzalanan maryland, abd).

Accord a hearty welcome : Sıcak bir karşılamak. İçtenlikle selamlamak. Memnuniyetle karşılamak.

Accord and satisfaction : Zararın ödenmesi için zararı yapan ile zarara uğrayan arasında varılan anlaşma. Zararın tazmini için yapılan mutabakat. İki tarafın da davadan vazgeçerek yaptıkları anlaşma (hukuk terimi). Zarar ve ziyanın anlaşmayla giderilmesi. Haksız fiilden doğan tazminat hakkı ile ilgili taraflar arasında varılan anlaşma hükümlerinin yerine getirilmesi. Mahkeme dışı anlaşma.

Accord praise : Övmek.

Be in accord with : -e uymak. Uymak. Benzeşmek. Uyum içinde olmak. Aynı düşünceleri paylaşmak. İle uyumlu olmak. Birbirine çok iyi gitmek. Anlaşmak. Uyuşmak.

Be in accord : İttifak etmek.

Common accord : Müşterek mutabakat. Ortak rıza. Ortak mutabakat.

Brought into accord : Uzlaşmaya sevk etmek.

 

Elementary licence accord : Yararlanma hakkını bir kişiye verirken, kendisi için yararlanmayı ve üçüncü kişilere verme hakkını da tanıyan anlaşma. Yalın özel izin anlaşması.

İngilizce Accords Türkçe anlamı, Accords eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Accords ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ascribes : Ayırmak. Yüklemek. Yakıştırmak. Yormak. Üstüne atmak. İsnat etmek. Atfetmek. -e yormak. Hamletmek.

Check : Tutmak. Bagaja vermek (bavulu). Karelerle kaplamak. Alıkoymak. Denetleme yapmak. Kontrolden geçirmek (birini veya bir şeyi). Durdurmak. Frenlemek. Gemlemek. Çek yazmak.

Gibe : İstihza. Alay.

Administer : Vermek (ilaç, ceza vb). Tedvir etmek. Uygulamak. Vermek (ilaç veya ceza vb). Sağlamak. Ettirmek. Müdürlük etmek. Hizmet etmek. Verdirmek.

Abide by : Sadık kalmak. Bağlı kalmak. Kararından dönmemek. Katlanmak. -e uymak. İtaat etmek. Sözünde durmak. -e göre davranmak. Razı olmak. (sözünü) tutmak.

Grant : Yerine getirmek. Onaylamak. Tahsisat. İtiraf etmek. İmtiyaz. Kabul etmek. Burs. Bağışlama. Devir.

Get on well with : Dostça ilişkide olmak. İyi geçinmek. Arası iyi olmak.

Abides : Sadık kalmak. Sadik kalmak. Tahammül etmek. Dayanmak. İkamet etmek. Katlanmak. Çekmek. Beklemek. Kalmak.

Accommodate oneself : Boyun eğmek. Kendini çevreye uydurmak. Ortama uymak. Alışmak. Koşullara uymak.

Accords synonyms : adapt oneself, concord, accommodate, comport, allowing, go, assign, assort with, accord, abided, accorded, attribute, match, acclimatize, abidden, agree with, jibe, fit, comported, harmonize, accedes, adapts, accord with, comports, allows, assigns, adapt oneself to, acceding, consorting, consorted, adapt, accommodate oneself to, affords.

 

Accords zıt anlamlı kelimeler, Accords kelime anlamı

Disenfranchise : Oy hakkını kullandırtmamak. Haklarından mahrum etmek. Mahrum etmek.

Take : Etkili olmak. Kabul edilmek. Kavramak. Avalanan hayvan miktarı. Ele almak. Yakalamak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Çevirim eylemi. Çekim. Tutulan balık miktarı.

Disagreement : Anlaşmazlık. Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama. Uygun bulmama. Uyuşmazlık. Uzlaşmazlık. Bozuşma. Ayrılık. Münakaşa. Mübayenet. Uyuşmama.