Alışmak nedir, Alışmak ne demek

"Alışmak" ile ilgili cümleler

  • "Bu mesleğe alışmış gibi görünüyor." - N. Araz
  • "Tütüne alışmak. İlaca alıştı."
  • "Birdenbire ona alıştığını hissediyor ve bu işe ayrıca şaşıyordu." - A. H. Tanpınar
  • "Muhtaç değiliz ama ben çalışmaya alıştım." - E. İ. Benice
  • "Dar ve alıştığımız çerçeve içinden çıkmak bizi şaşırtacağı için onu istemeyiz." - A. H. Çelebi

Yerel Türkçe anlamı:

Ağaç veya demir, yontuk yerlerinde birbirine uygun gelmek, intibak etmek: Şu iki tahtayı bir birine alıştır.

Alışmak; tutuşmak, alev almak; hararetlenmek. || üregi alışmak: büyük üzüntüye kapılmak

(ateş) tutuşmak

Öğrenmek

Suyu emerek tavlı hale gelmek: Ekmeği sulayın da alışsın.

Tutuşmak, yanmaya başlamak: Soba alışadursun, gel iki lâf edelim.

Diğer sözlük anlamları:

Karşılıklı alıp vermek, hep birden almak.

Alevlenip tutuşmak.

Alışmak hakkında bilgiler

Alışmak (İng. The Hang of It), ABD'li yazar J. D. Salinger'ın bir öyküsüdür. Askerlik yaşamının erdemlerini konu alan Alışmak, Collier's dergisinin 12 Temmuz 1941'de çıkan sayısında yayınlandı.

 

İkinci Dünya Savaşı'nın sürüyor olması sebebiyle ordu ve askerlikle ilgili konular o günlerin popüler konusuydu. Televizyonun olmadığı 1930'lu ve 1940'lı yıllarda ticari kurgu öykü pazarını elinde tutan dergiler olan Collier's, Saturday Evening Post ve Esquire büyük okuyucu kitlelerine ve reklam gelirlerine sahiptiler. Bazı yazarların sadece bu tarz dergilere öykü yazarak geçiniyordu. Alışmak ile Salinger da pazara satabileceği türde öyküler yazabileceğini kendisine kanıtlamış oldu.

1941 yılı geldiğinde Salinger, bir önceki sene iki öyküsünü dergilerde yayınlatmış bir yazardı. Gençler'i yayınlayan Story dergisi yazara 25 dolar ödeme yapmıştı. Yazar, Git Eddie'yi Gör'den ise para kazanmamıştı. Finansal olarak zor günler geçiren Salinger, Valley Forge Askeri Okulu'nda okurken tanıştığı yakın arkadaşı Herb Kauffman ile birlikte İsveç-Amerikan Denizcilik Şirketi'ne ait lüks bir yolcu gemisi olan SS Kungsholm'ün eğlence kadrosunda işe girdi. Orta ve Güney Amerika ülkelerine seyahat eden turistleri ağırlayan gemi 15 Şubat 1941'de yola çıktı. Her ne kadar bir tatil gemisi olsa da Kungsholm'ün yolcuları arasında en çok konuşulan konu İkinci Dünya Savaşı'ydı. Salinger, insanların askerlik hakkındaki öykülere her zamankinden fazla ilgi gösterdiğini gözlemleyince 6 Mart'ta gemiden ayrıldı. Askerlik yaşamının erdemlerini konu alan ve hiçbir psikolojik derinlik içermeyen bir öykü olan Alışmak'ı yazdı.

 

Geniş bir okuyucu kitlesini gülümsetmeyi hedeflemiş olan Salinger'ın bu sade öyküsü sonuyla O. Henry tarzı hikâyeleri anımsatıyordu.

Alışmak ile ilgili Cümleler

  • Peruk takmaya alışmak biraz zaman alacak.
  • Buradaki hayata alışmak biraz zamanımı alacak gibi görünüyor.
  • Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.
  • Evlilik hayatına alışmak uzun zaman alır.
  • Gürültüye alışmak uzun zamanımı aldı.
  • Yeni bir yere alışmak her zaman zaman almaktadır.
  • Kesinlikle buna alışmak zorunda kalacaksın.
  • Buna alışmak biraz zaman alacak.
  • Birbirlerine alışmak biraz zamanlarını aldı.
  • O, başlangıçta yeni evine alışmakta sorun yaşadı.

Alışmak kısaca anlamı, tanımı:

Alışma : Alışmak işi, istinas, ülfet.

Ayağı alışmak : Bir yere sürekli gitmek.

Dili alışmak : Çok kullandığı bir söze alışmak.

Eli alışmak : Herhangi bir davranışı âdet edinmek. bir işte uzluk, ustalık kazanmak.

Gözü alışmak : Bir şey ilk etkisini yitirmek, yadırganmaz olmak. önceden iyi göremediği bir şeyi sonradan görür olmak.

Kolaylık : Bir işi yapabilme durumu veya imkânı. İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey. Kolay olma durumu. Kolay duruma getiren.

Yadırgama : Yadırgamak işi.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Gelme : Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi.

İntibak : Uyum. İki şeyin ölçülerinin birbirini tutması.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Hızlı süren, hızlı giden. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü.

İster : Cümledeki görevleri aynı olan kelimelerin ayrı ayrı her birinin başına getirilerek herhangi birinin onanmasında sakınca olmadığını anlatan bir söz. Bir şeyin yapılabilmesinin veya olabilmesinin bağlı olduğu şey, gerek, icap, lüzum.

Yazar : Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, kalem erbabı, muharrir. Yazma özelliği olan. Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif.

Bir : Ancak, yalnız. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Bir kez.

Kolaylıkla : Sıkıntı çekmeden, güçlüklere uğramadan, kolayca.

Gelmek : Uymak. Uygun düşmek. Kadar olmak. Akmak. Belli bir zamana ulaşmak. Katılmak, eklenmek. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Düşmek, rast gelmek. Herhangi bir sırada bulunmak. Mal olmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Oturmaya, ziyarete gitmek. Ulaşmak, varmak. Dayanmak, tahammül etmek. Getirmek. Çıkmak, yönelmek. Olmak, -e uğramak. Biriyle birlikte gitmek. Sonuç çıkmak. Başlamak, ortaya çıkmak. Ortaya çıkmak, doğmak. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Belli bir süre dolmak. İsabet etmek. Görünmek, sanılmak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Türemek. Kazanılmak, sağlanılmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. İzlemek, takip etmek.

Etmek : Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Bir işi yapmak. Herhangi bir değerde olmak. Kötülükte bulunmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. Eşit değer kazanmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Olmak : Sürdürmek, yürütmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Geçmek, tamamlanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sarhoş olmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bulunmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Uymak, tam gelmek. Yol açmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek.

Bağımlılık : Bağımlı olma durumu, tabiiyet.

Kazanmak : Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Yenmek, galip gelmek. Tutulmak, yakalanmak. Edinmek, sahip olmak. Kazanç sağlamak. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Çıkmak, isabet etmek. Kendinden yana çekmek.

Bağlanmak : Beklenen şey elde edilmez olmak. Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak, angaje olmak. Bağlama işine konu olmak. Yalnızca belli bir işle uğraşmak. Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek. Sevmek, içten bağlı olmak.

Isınmak : Var olan gerginlik sona ermek. Yadırgamaz olmak, hoşlanır olmak, alışmak, benimsemek. Üşümesini gidermek. Sıcak duruma gelmek.

Evcilleşmek : Evcil bir duruma gelmek, ehlîleşmek.

Tutuşmak : Bir işe başlamak, girişmek. Kızarmak, kızıllaşmak. Telaşlanmak. Yanmaya başlamak, ateş almak. Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak.

Başlamak : Bir işe girişmek, harekete geçmek. Etkisini göstermek. Görünmek. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak.

Diğer dillerde Alışmak anlamı nedir?

İngilizce'de Alışmak ne demek? : v. be in the habit of doing

v. get used to, get accustomed to smth., accommodate oneself, addict, acclimate, acclimatize, accommodate, adjust, drop into a habit, become inured to, orient oneself, orientate oneself, become reconciled to, reconcile oneself to, school oneself to

Fransızca'da Alışmak : s'accoutumer, s'endurcir, prendre le pli de, s'adapter, s'habituer, avoir l'habitude de

Almanca'da Alışmak : v. abhärten: sich abhärten, befreunden, eingewöhnen, hineinwachsen

Rusça'da Alışmak : v. привыкать, свыкаться, осваиваться, приучаться, вживаться, присматриваться, привыкнуть, свыкнуться, освоиться, приучиться, вжиться, присмотреться