Başlamak nedir, Başlamak ne demek
- Görünmek.
- Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak

- Çalışır, işler, yürür duruma girmek.
- Etkisini göstermek.
- Bir işe girişmek, harekete geçmek.
"Başlamak" ile ilgili cümleler
- "Kasabanın kenar mahallelerinden sonra bir mezarlık başlardı." - S. F. Abasıyanık
- "Şairliğe on sekiz yaşında gazel ve rubailerle başlamıştı." - H. Taner
- "Şiirimiz milletimizin Anadolu'daki teşekkülü ile başlar." - Y. K. Beyatlı
- "Bundan başka, evlenme hayatı da oldukça başarılı başladı." - H. E. Adıvar
- "Kış başlarken yapraklar döküldü." - C. Uçuk
Yerel Türkçe anlamı:
Ayakkabı pençesi.
Diğer sözlük anlamları:
Başa geçmek öne düşmek.
Başlamak kısaca anlamı, tanımı:
Başlama : Başlamak işi.
Lafa başlamak : Söze başlamak.
Sıfırdan başlamak : En baştan, hiçbir şeye sahip olmadan bir işe girişmek.
Söze başlamak : Konuşmaya başlamak, bir konuya girmek.
Görünmek : Azarlamak. Benzemek, görünüşünde olmak. Gözdağı vermek. Görülür duruma gelmek, görülür olmak, gözükmek. İzlenim uyandırmak.
Etki : Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım. Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir.
Göstermek : Etmek. Belirtmek, anlatmak. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Kanıtla inandırmak. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Görünmek, benzemek. Öğretmek, açıklamak. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.
Girişmek : Dövmek. Kalkışmak. Birbirine karışmak. Bir işi ele almak. Başlamak. Kavgaya tutuşmak.
Hareket : Yola çıkma. Deprem. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Devinim. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Davranış, tutum.
Geçmek : Birinden meşk etmek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Görev almak. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Etki yapmak, işlemek. Bir yerden başka bir yere gitmek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Yazılmak, girmek. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Bir duruma uğramak, konu olmak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Harcamak. Kalmak, devrolmak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Yerini bırakıp başka yer almak. Üstünlük sağlamak. Geride bırakmak, aşmak. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Sürümü olmak, satılmak. Kabul edilemez olmak. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Bırakmak, vazgeçmek. Bir yere gidip oturmak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Yaşamak. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Sönmek. Çekiştirmek, yermek. Okulda, sınavda başarı göstermek.
Çalış : Çalma işi.
Etkisini göstermek : Etkisini ortaya koymak, belli etmek.
Bir : Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Aynı, benzer. Bir kez. Sayıların ilki. Tek. Ancak, yalnız. Beraber. Sadece. Eş, aynı, bir boyda.
Girmek : Tecavüz etmek, geçmek. Sığmak. Yüklenmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Kavgaya tutuşmak. Erişmek, ulaşmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Dışarıdan içeriye geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Katılmak. Almak, fethetmek. Bulaşmak. Yazılmak, başlamak. Girişmek, başlamak. Yemek yemek. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak.
Olmak : Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bulunmak. Uymak, tam gelmek. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Geçmek, tamamlanmak. Sürdürmek, yürütmek. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Sarhoş olmak. Yol açmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak.
Oluşmak : Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek, teşekkül etmek, tekevvün etmek.
Çıkmak : Eksilmek. Unutmak. Gelmek. Yayılmak, duyulmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Belirmek, tanınmak. Gerçekleşmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Yeni yetişip satışa sunulmak. Binaya kat eklemek. Yerinden oynamak. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Ay, Güneş görünmek. Yükselmek, artmak. Verilmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Niteliği sonradan anlaşılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Yetişecek ölçüde olmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Vermeye katlanmak. Harcamak zorunda kalmak. Sesini yükseltmek. Bitmek, büyümek, sürmek. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Büyük abdest bozmak. Giderilmek, yok olmak. Oluşmak, olmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Erişmek, görmek. Flört etmek. Sıyrılmak, ayrılmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Yayılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Karaya ayak basmak. Meydana gelmek. Bulaşmak. Yapılmak, yürümek. Yayımlanmak. Mal olmak. Piyasaya sürülmek. Ay veya mevsim geçmek.
Doğmak : Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Dünyaya gelmek.
Başlamak ile ilgili Cümleler
- Başlamak için yeterli bilginiz var mı?
- Başlamak her zaman zordur.
- Şimdi yemeye başlamak üzereydik.
- Bir yerde başlamak zorundasın.
- Baştan başlamak istiyorum.
- Başlamak istiyorsanız başlayabilirsiniz ama sorumluluk tamamen size ait.
- Bu muhtemelen başlamak için kötü bir yol.
- Başlamak bitirmenin yarısıdır.
- Başlamak için işaret bekliyorlardı.
- Başlamak için dürüst olmalısın.
- Bu başlamak için iyi bir yer.
- Ali bir işe başlamak için parasını tasarruf ediyor.
- Üzgünüm, sen olmadan toplantıya başlamak istemedik.
- Başlamak için endişeliyim.
Diğer dillerde Başlamak anlamı nedir?
İngilizce'de Başlamak ne demek? : v. begin, start, commence, get going, come on, enter into, enter on, enter upon, fall to, get, get to, go, go off, inaugurate, introduce, kick off, knuckle down to, launch, launch out, launch out into, lay down, get a move on, open, set about, set in
Fransızca'da Başlamak : commencer, amorcer, engager, inaugurer, partir, entrer en matière, s'ouvrir, se lancer dans, se mettre à
Almanca'da Başlamak : v. anbrechen, anfangen, angehen, angreifen, anheben, anlauten, ansetzen, anspinnen, Anstalt: Anstalten machen, antreten, ausgehen, begeben, beginnen, einleiten, entbrennen, eröffnen, hereinbrechen, inaugurieren, losgehen, loslegen, nehmen
Rusça'da Başlamak : v. начинать, затевать, инициализировать, приступать, браться, заступать, начинаться, завязываться, наступать, ударять, начать, затеять, приступить, взяться, заступить, начаться, завязаться, наступить, ударить
pref. за-

Bu kısımda Başlamak nedir? Başlamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Başlamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Başlamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.