Represents türkçesi Represents nedir

Represents ile ilgili cümleler

English: Joey represents the family.
Turkish: Joey aileyi temsil ediyor.

English: A talent agency represents actors.
Turkish: Bir yetenek ajansı aktörleri temsil eder.

English: You ask me how deep my love is for you? The moon represents my heart.
Turkish: Bana sana karşı olan sevgimin ne kadar derin olduğunu mu soruyorsun? Ay benim kalbimi gösteriyor.

English: This character represents Scotland.
Turkish: Bu karakter İskoçya'yı simgeliyor.

Represents ingilizcede ne demek, Represents nerede nasıl kullanılır?

Each dot represents : Her nokta.

Misrepresents : Yanlış anlatmak. Yanlış tanıtmak. Saptırmak. Bile bile yanlış bir şekilde tanıtmak. Yanlış sunmak. Kötü temsil etmek.

Represent as : Olarak tanımlamak. Olarak göstermek.

Represent : -i oynamak. Sonucu olmak. Belirtmek. Vekili olmak. Sunmak. Resmetmek. Simgelemek. Tarif etmek. Canlandırmak. Oynamak.

Representable : İfade edilebilir. Temsil edilebilir. Kelimelere dökülebilir. Belirtilebilir.

Representative government : Temsili hükümet.

Representation : Görünge. Sunma. Bir niceliği, bir dizgeyi ya da bir olayı simgelerle belirtme. Simgeleme. Mümesillik. Beyan. Mümessillik. Sitem. Gösterim. Tasvir.

 

Representative money : Temsili para. Kaydi para. Altın, gümüş veya değerli bir mal karşılığında kağıda basılan, malın gerçek değerini temsil eden ve istenildiği anda karşılığı olan mala çevrilebilen para.

Representative firm : Soyutlama düzeyinde, bir piyasa ya da kesimde yer alan firmaların ortak özelliklerini yansıttığı düşünülen firma. Temsili firma.

Representational theatre : Benzetmeci tiyatro. Seyirciyi duygusal açıdan sahnede olan bitenlere kaptıran ve baş oyun kişileriyle özdeşleştiren yanılsamacı tiyatro, iki asal tiyatro anlayışından biridir. öteki için bk. göstermeci tiyatro.

İngilizce Represents Türkçe anlamı, Represents eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Represents ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enacts : (yasa) çıkarmak. Yasalaştırmak. Sahnelemek. Kanun koymak veya kabul etmek. Yasa çıkarmak. Yasallaştırmak. Kanunlaştırmak. Karar vermek. Oynamak (rol).

Breathed : Solumak. Nefes alıp vermek. Nefes almak. Fısıldamak. Esmek.

Deputizing : Tayin etmek. Vekil tayin etmek. Göreve vekalet etmek. Atamak. Vekil olarak atamak. Birine vekalet etmek.

Define : Sınırlamak. Kısıtlamak. Belirlemek. Tanımlamak. Açıklamak. Tayin etmek. Tanım yapmak.

Connoted : Demek istemek. Anlamına gelmek. Ayrıca bir anlam taşımak. Akla getirmek. Delalet etmek. Demeye gelmek.

Impersonated : Temsil et. Taklit etmek. Kişileştirmek. Taklidini yapmak. Taklitçi. Kişilik kazandırmak. Rolüne girmek. -in taklidini yapmak.

Convey : (bilgi) aktarmak. Taşımak götürmek. Yollamak. Yaymak. Açığa çıkarmak. Bildirmek. Aksettirmek. Taşımak. Devretmek.

 

Serve : Hizmet etmek. Kulluk etmek. Hizmet sunmak. Tapmak. Hizmet yapmak. İşine yaramak. İşe yaramak. Yaramak. Servis. Servis sırası.

Perform : Oynamak (rol). İcra etme (icra). Tiyatro yapmak. Yerine getirmek. Konser vermek. İcra etmek. Gerçekleştirmek. Müz.çalmak.

Present : Bugünkü. Sahnede göstermek. Takdim etmek. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Tanıtmak. Adamla getirtme. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mevcut.

Represents synonyms : deputized, animate, denote, amount, replacing, characterise, bestowing, breathes, bestow, replace, bestows, cavort, budging, bear witness to, delineates, denotes, deputize, deliver oneself, brisk, stages, equal, bring to life, emceed, chart, emblematize, braced, connotes, brightens, depicts, characterizes, dances, be indicative of, budged.

Represents zıt anlamlı kelimeler, Represents kelime anlamı

Differ : Farlı düşünmek. Anlaşamamak. Ayrılmak. Aynı fikirde olmamak. Farklı olmak. Ayrıcalık göstermek. Değişik olmak. Değişiklik göstermek. Ters düşmek. Benzememek.

Prosecute : Kovuşturma açmak. Hakkında kovuşturma açmak. Dava açmak. Takip etmek. Yasal yollardan elde etmeye çalışmak. Yürütmek. İlerletmek. Savcılık yapmak. -e devam etmek. Kovuşturmak.