Tıkan nedir, Tıkan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yağ tavası.

Diken.

Tıkan ile ilgili Cümleler

  • Banyo boruları kanalizasyonla tıkanmış.
  • Ali bir trafik sıkışıklığında tıkandı.
  • Sadece burnum tıkanmadı fakat aynı zamanda ateşim yüksek.
  • Geceden başlayan yağış yüzünden yol tamamen tıkandı.
  • “Babasının adı anılınca Ferit'in boğazına bir yumruk tıkandı.”
  • “Yüreğim boğazıma tıkanmış bir hâlde, bu basit, bu aşağılık konuşmaları dinliyorum.”
  • Makine, yağdan tıkanmış.
  • O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.
  • Lavabonun tıkanıklığını açmana yardım edebilirim.
  • Drenaj tıkanmıştı.
  • “Öteden beri yola yüzü yoktu. Hele yokuşları karşıdan gördüğü vakit göğsü tıkanırdı.”
  • Yol arabalarla tıkanmıştı.
  • Ali Mary'nin tıkanmış boruyu temizlemesine yardım etmemi bekliyor.

Tıkan ile ilgili Atasözü veya Deyim

boğazına bir yumruk tıkanmak (veya gelip oturmak) : konuşamaz olmak, sesi çıkmamak.

göğsü daralmak (veya tıkanmak) : güçlükle nefes almak Mecaz anlamı içi sıkılmak.

yüreği boğazına tıkanmak : sıkılmak, üzülmek, dertlenmek.

yüreği sıkışmak (veya tıkanmak) : kalp atışları düzensiz olmak, sıkıntı duymak Mecaz anlamı bir meseleden dolayı aşırı üzülmek.

Tıkan tanımı, anlamı

Tıka : Tuğla, kiremit gibi şeyler yapmaya yarayan kil. Kaydırak oyununda nişan alınmak için dikilen şey. Kuş gagası

 

Abomazum geçişinin mekanik tıkanıklığı : Şirden geçişinin mekanik tıkanıklığı.

Bağırsak tıkanıklığı : Bağırsak boşluğunun konglobat, kıl yumağı ve benzerleri gıda maddesi olmayan maddeler tarafından tıkanması, obstruksiyo intestini, obturasyo intestini, ileus.

Damar tıkanma sendromu : Bir damarın tam olarak tıkanmasıyla ilgili bölgede oluşan klinik ve patolojik bulguların tümü.

Dolaşım tıkanması : Dolaşım yoğunluğunun, insan ve taşıt gidiş gelişine engel olacak ölçüde artması.

Duygusal tıkanma : İç çatışmalar yüzünden sinir ve kas tepkilerinin durması ya da düşünce zincirinin kopması durumu.

Fonksiyonel ve adinamik bağırsak tıkanması : Bağırsak felci.

Gırtlak tıkanması : Gırtlağın çeşitli nedenlere bağlı olarak tam veya kısmi olarak tıkanması, larengeal obstruksiyon.

İdrar yolları tıkanması : İdrar yollarının taş, kum gibi nedenlerle tıkanması, üretrofraksis, üriner obstruksiyon.

Kısa kafalı köpeklerin hava yolu tıkanıklığı sendromu : Kısa kafalı köpeklerin hava yolu hastalığı.

Konuşma tıkanması : Bunalım, gerilim gibi coşkusal nedenlerle konuşma gücünün geçici bir süre tutukluk göstermesi.

Mekanik piloris tıkanıklığı : Şirden veya mide çıkışının kıl yumağı, naylon, sentetik elyaf ve paçavra gibi bağırsak taşı oluşturan yabancı maddeler, yavru zarları, taş, kum ve benzerleri küt yabancı cisimler, kaba yemler ve tümöral oluşumlar tarafından tıkanması.

Ostium retikulo omazinin tıkanması : Geviş getiren hayvanlarda börkenek ve kırkbayır arasındaki deliğin bez, paçavra, naylon poşet ve benzerleri ile tıkanması.

 

Özofagus tıkanması : Yemek borusu tıkanması.

Pankreas kanalı tıkanması : Doğuştan pankreas kanalının bulunmaması, pankreas taşları ve pankreatitis gibi nedenlerle oluşan kanal tıkanması. Önce pankreasın genişlemesine, sonraki dönemlerde ise asinus atrofisine neden olur.

Pilorus tıkanması : Pilorusta daralma.

Sinir tıkanması : Uyuşturucu ilâçlar ya da benzeri araçlarla belirli bir sinir bölgesinin geçici olarak uyaran ve tepki iletemez duruma gelmesi.

Şirden geçişinin mekanik tıkanıklığı : Şirden çıkışının kıl yumağı, naylon, sentetik elyaf ve paçavra gibi bağırsak taşı oluşturan yabancı maddeler, yavru zarları, taş, kum ve benzerleri küt yabancı cisimler, kaba yemler ve tümöral oluşumlar tarafından tıkanması, abomazum geçişinin mekanik tıkanıklığı.

Tıkanabilme : Tıkanabilmek işi.

Tıkanabilmek : Tıkanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Tıkanıverme : Tıkanıvermek işi.

Tıkanıvermek : Çabucak veya ansızın tıkanmak.

Tıkanma anemisi : Damarların tam veya kısmi tıkanması sonucu oluşan anemi. Genellikle tromboz, atherom ve damar yangısıyla ilişkilidir, obturasyon anemisi.

Tıkanma kisti : Bir bezin salgı kanalının tıkanması veya blokajı sonucu, salgı ürünlerinin boşaltılamamasından kaynaklanan sıvı veya yarı sıvı materyal içeren kese, retensiyon kisti, sekrotorik kist, salgı kisti.

Tıkanma sarılığı : Safra yapıldıktan sonra safra kanallarının dıştan bir baskıya uğramasıyla veya safrayı bağırsaklara akıtan kanalın tıkanmasıyla oluşan sarılık, retensiyon sarılığı, mekanik sarılık, obstruksiyon ikterusu, obstruktif ikterus, prehepatik ikterus, retensiyon ikterus, durgunluk sarılığı. Genellikle ductus choledochus’un tıkanmasıyla safra akışının engellenmesi sonucu oluşur.

Tıkansak : Utangaç, sıkılgan.

Üretra tıkanması : Doğuştan yapılış bozuklukları, piyelonefritis, idrar kanalı içinde veya dışındaki lezyonlara bağlı olarak idrar kanalının tıkanması. Ani tıkanmalar şiddetli karın ağrısına neden olur, kronik tıkanıklıklar sonucu hidronefrozis gelişir.

Yemek borusu tıkanması : Yemek borusunun yabancı cisim, tümör ve çevredeki organların sıkıştırmasıyla tıkanması, obstruksiyo özofagi, özofagus tıkanması.

Yumurta kanalı tıkanıklığı : Doğuştan bir yapılış bozukluğu, enfeksiyon veya yaralanma sonucu yumurta kanalı iç çapının tam veya kısmı tıkanması, ovidukt obstrüksiyonu. Yapışmalar yumurtanın geçişini engelleyerek kısırlığa neden olabilir.

Damar tıkanıklığı : Atardamar veya toplardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma, emboli.

Tıkanık : Tıkanmış olan.

Tıkanıklık : Tıkanık olma, iyi işleyememe durumu. Soluğun kesilir gibi olması.

Tıkanma : Tıkanmak işi.

Tıkanmak : Tıkama işine konu olmak. Soluk alamamak, soluğu kesilmek. İştahı kalmayıp yemek yiyememek.

Diğer dillerde Tıkama kangalı anlamı nedir?

İngilizce'de Tıkama kangalı ne demek ? : choke coil