Unitar türkçesi Unitar nedir

  • Birleşmiş milletler dahilinde bm'nin etkinliğini eğitim ve araştırma (özellikle teknoloji, ekonomi, sosyo-politik kalkınma ve çevresel koruma alanlarında) yoluyla iyileştirmek için yetkili otonom organ.
  • Birleşmiş milletler eğitim ve araştırma enstitüsü.

Unitar ingilizcede ne demek, Unitar nerede nasıl kullanılır?

Unitarian : Üçlü tanrı anlayışını reddeden dini düşünce mensubu. Teslis doktrini karşıtı kimse. Üniteryen.

Unitarian universalism : Üniteryan evrenselcilik. Teslisi reddeden ve mantığın uygulanmasını öngören. Teslisi reddeden ve tüm insanların affedileceğine inanan doktrin. Kişisel vicdan ve tüm insan ırkı için kurtuluş inancına sahip dini doktrin.

Unitarian universalist : Teslisi reddeden ve mantığın uygulanmasını öngören. Kişisel vicdan ve tüm insan ırkı için kurtuluş inancına sahip kişi. Üniteryen evrenselciliğe bağlı kişi. Teslisi reddeden ve tüm insanların affedileceğine inanan kimse.

Unitarianism : Teslis doktrini karşıtı öğreti.

Unitarians : Üçlü tanrı anlayışını reddeden dini düşünce mensubu. Üniteryen. Teslis doktrini karşıtı kimse.

Unitary : Tek. Üniteye ait. Üniter. Bölünmez. Birimsel. Birleştirici. Bütün. Ünite. Üniter sistem. Tek boyuta ilişkin bir içerik evreninin özelliği.

 

Unit circle : Birim çember.

Unit area : Birim saha. Birim alan.

Unitary space : Birimsel uzay. Üniter uzay.

Unitary matrix : Birimsel dizey. Birimsel matris. Birincil matris. Birim matris. Birimcil matris. Üniter matris.

İngilizce Unitar Türkçe anlamı, Unitar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Unitar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Integrity : Doğruluk. Bütünlük kavramı. Doğruluk (insanda). Bütünleşmişlik. Güvenilirlik. Tamamlık. Sağlamlık. Bütünlük. Namus.

Fractional : Azıcık. Kesri. Kademeli. Küçücük. Çok ufak. Çok küçük. Önemsiz. Kısmi. Kesirli. Kesirlere ait.

Integrate : Bütünleştirmek. Kaynaştırmak. Bilgisayar, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Tamamlamak. Birleşmek. Entegre etmek. Birleştirmek. Bütünlemek. Değişken aralıkları ile her aralıktaki işlev değerleri çarpımları toplamının, aralıklar küçüldükçe vardığı erey işlevini bulmak. Tümlevini almak.

Federalize : Federal hükümetin kontrolü altına yerleştirmek (ayrıca federalise). Federasyon haline getirmek (devletleri). Bir araya toplamak. Bir araya getirmek. Devletleri birleştirmek. Birleştirmek.

Unbroken : Arasız. Kırılmamış. Boyun eğmemiş. İşlenmemiş. Sürekli. Bozulmamış. Bütün. Terbiye edilmemiş. Değişmemiş. Devamlı.

Consubstantiate : Birleştirmek. Özdeşleştirmek.

Federalise : Birleştirmek. Bir araya toplamak. Federal hükümetin kontrolü altına yerleştirmek (ayrıca federalize). Federasyon haline getirmek (devletleri). Bir araya getirmek.

Incompleteness : Eksiklik. Tam olmama durumu. Bozukluk. Noksan olma durumu. Kusurluluk. Noksanlık. Mükemmel olmama durumu. Eksik.

 

Rawness : Çiğlik. Yenilik. Rutubet. Hamlık. Acemilik. Toyluk. Derisi soyulma. Sıyrık.

Consolidate : Güçlendirmek. Sağlamlaşmak. Toplamak. Katılaştırmak. Birleştirmek. Güçlenmek. Pekişmek. Sağlamlaştırmak. Vadesini uzatmak. Takviye etmek.

Unitar synonyms : syncretize, syncretise, completeness, wholeness, federate, converge, state, unify, whole, merge, broken, coalesce.

Unitar zıt anlamlı kelimeler, Unitar kelime anlamı

Incompleteness : Mükemmel olmama durumu. Eksik. Noksan olma durumu. Eksiklik. Noksanlık. Bozukluk. Tam olmama durumu. Kusurluluk.

Completeness : Eksiksizlik. Bütünlük. Tamamlık. Tamlık.

Broken : Çökmüş. Beli bükük. Kolu kanadı kırık. Dilbilgisi kurallarına uymayan (bir yabancının konuşması). Bozuk. Parçalanmış. İhlal edilmiş. Engebeli. Arızalı. Uyulmamış.

Unitar antonyms : disunify, fractional, whole, unbroken.