Winceys türkçesi Winceys nedir

  • Keten yün karışımı bir kumaş.

Winceys ingilizcede ne demek, Winceys nerede nasıl kullanılır?

Wincey : Keten yün karışımı bir kumaş.

Wince : Ürkmek. Geri kaçmak. Boyama dolabı. Çekinmek. Boyama çıkrığı. İrkilmek (korkunç bir manzara karşısında veya acıyla). Biraz geri çekilmek (korkunç bir manzara karşısında). Ürkme. Yüzünü buruşturmak (acıyla). İrkilmek.

Winced : Ürkmek. Ürkmüş. Çekinmek.

Wincer : Geri kaçan. Korkusundan veya acı vs'den dolayı sinen ve ürken kimse. Kaçan. Geri çekilen. Ürken.

Wincers : Kaçan. Geri çekilen. Korkusundan veya acı vs'den dolayı sinen ve ürken kimse. Ürken. Geri kaçan.

Winches : Vinçle kaldırmak.

Winces : Ürkmek. Biraz geri çekilmek (korkunç bir manzara karşısında). Çekinmek. Boyama dolabı. İrkilmek (korkunç bir manzara karşısında veya acıyla). İrkilmek. Geri kaçmak. Ürkme. Yüzünü buruşturmak (acıyla). Boyama çıkrığı.

Winchers : Vinç.

Winch : Yük vinci. Vinçle kaldırmak. Sahnedeki bir insanı ya da nesneyi kaldırmada, çekip indirmede kullanılan araç. Bocurgat. Irgat. Vinç. Vinçle çekmek. Sahne kaldırağı.

Winched : Bocurgat. Vinçle kaldırmak. Yük vinci. Vinçle çekmek. Vinç. Irgat.

İngilizce Winceys Türkçe anlamı, Winceys eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Winceys ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Pull a face : Surat etmek. Surat yapmak. Burun kıvırmak. Yüzünü buruşturmak. Surat asmak.

Grimace : Yüz buruşturmak. Yüzünü ekşitmek. Suratını ekşitmek. Yüzünü buruşturmak. Suratını ekşitme. Yüzünü çarpıtmak. Yüz ekşitme. Yüz çarpıtma. Suratını buruşturmak. Yüzünü buruşturma.

Make a face : Surat yapmak. Yüzünü buruşturmak. Yüzünü gözünü buruşturmak. Dudak bükmek. Suratını buruşturmak. Somurtmak. Memnuniyetsizlik göstermek. Suratını ekşitmek. Surat etmek. Surat asmak.

Unsuccessful : Beceriksiz. Muvaffakiyetsiz. Şanssız. Semeresiz. Akim. Başarısız. Faydasız.

Winceys zıt anlamlı kelimeler, Winceys kelime anlamı

Successful : Muvaffak. Başarılı. Başarıya ulaşan şey. Parlak.

Stand still : Kımıldamamak. Kıpırdamamak. Hareket etmemek. Kımıldamadan durmak. Hareketsiz kalmak. Hareketsiz durmak.