Çöme nedir, Çöme ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sabana bulaşan toprakları temizlemek için uzun sopanın arka kısmına takılan demir kazıyacak.

Köy evlerinin salonu.

Çöme ile ilgili Cümleler

  • Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük; bu kupkuru yerde zulümden gayri ne gördük; bu ırmakta ne ölmek var bize ne gam var ne dert ne keder; bu ırmak alabildiğine yaşamaktan iyilikten çömertlikten ibaret; durma çabuk ol gelemem deme; ne evet demek yaraşır sana, ne hayır; senin şanına sade gelmek yaraşır dostum.
  • Ali kapının yanında çömeldi.
  • Ali alt rafa bir şey koymak için çömeldi.
  • Ali çömeldi.
  • Ayakkabılarımı bağlamak için çömeldim.
  • Tom'un yanına çömeldiler.
  • Ali Mary'nin yanında çömeldi.
  • Ali arabanın arkasında Mary'nin yanında çömeldi.
  • O, kapının yanında çömeldi.
  • Uzaktan bakıldığında, kaya, çömelen bir insan figürüne benziyor.

Çöme anlamı, tanımı

Çömedan : Bacakları uyuşmuş olan. Çolak

Çömek : Yeni yürümeye başlayan çocuk bir kaç saniye ayakta durmak, tay durmak. Sabana bulaşan toprakları temizlemek için uzun sopanın arka kısmına takılan demir kazıyacak. Kulübe. Ayaklar üzerine oturmak, çömelmek.

Çömelebilme : Çömelebilmek işi.

Çömelebilmek : Çömelme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çömelek : Çok oturan, tembel. Bacakları eğri olan. Hafif ve ince ağrı, sızı. Ayaklar üzerinde oturma şekli. Tavukları kötürüm yapan bir çeşit hastalık. İçel ili, Mut ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

 

Çömelek olmak : Dizleri kırılmak, ayağa kalkamamak (hayvan hakkında).

Çömelemek : Dokunacak ipliği ıslatarak doğup sıkmak.

Çömelen : Çok oturan, tembel. Tavukları kötürüm yapan bir çeşit hastalık. Kılçıksız bir çeşit fasulye. Sacayağı yerine kullanılan kerpiç.

Çömelez : Kısık.

Çömelik duruş : Dizlerin bükük, vücudun ayak uçları üzerinde yere dikey bulunduğu durum.

Çömeliverme : Çömelivermek işi.

Çömelivermek : Çabucak veya ansızın çömelmek.

Çömelme helataşı : İnsan dışkısının pissu döşemine atıldığı, çömelerek kullanılan bir araç.

Çömelmeyh : Ayaklar üzerine oturmak, çömelmek.

Çömelti : Tarlada yığınların yanına yapılan küçük küme. Tarla bekçisinin durak ve gözetleme yeri.

Çömeltilme : Çömeltilmek işi.

Çömeltilmek : Çömelmesi sağlanmak.

Çömen : Çakıl taşlarından yapılan yığın. Ot ve mısır saplarından yapılan küçük yığın. Bostan bekçileri için yapılan koni şeklinde kulübe. Çimen. Mısır öbeği. Birkaç mısır destesinden oluşan yığın. (Beyceli Fatsa Ordu).

Çömeşmek : Ayaklar üzerine oturmak, çömelmek. Çömelmek.

Domuz çömelden : Kuzeyden, kuzey doğudan esen çok soğuk rüzgâr.

Domuz çömelten : Kuzeyden, kuzey doğudan esen çok soğuk rüzgâr.

Donuz çömelden : Kuzeyden, kuzey doğudan esen çok soğuk rüzgâr.

Çömeliş : Çömelme işi.

Çömelme : Çömelmek işi.

Çömelmek : Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak.

Çömeltme : Çömeltmek işi.

 

Çömeltmek : Çömelme işini yaptırmak.

Çömez : Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.

Çömezlik : Çömez olma durumu. Birinin sözünden çıkmama, davranışlarına uyma durumu. Müderrisin yanında öğrencilik etme.

Kazak çömelmesi : Bir bacak üzerinde çömelip dizi iyice bükerken, öteki bacağı önde tutma biçiminde yapılmış olan bir güç alıştırması.

Diğer dillerde Çöl zambağı ekstresi anlamı nedir?

İngilizce'de Çöl zambağı ekstresi ne demek ? : aloe vera extract