Isospor türkçesi Isospor nedir

  • Yosun ve eğreltilerde morfolojik olarak birbirinin aynı olmakla birlikte, eşey fonksiyonları negatif, pozitif biçimde olan spor, izospor.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Yosun ve eğreltilerde morfolojik olarak birbirinin aynı olmakla beraber eşey fonksiyonları negatif, pozitif şeklinde olan sporlar. izospor.
  • İzospor.
  • Homospor.

Isospor ingilizcede ne demek, Isospor nerede nasıl kullanılır?

Isospore : İzospor.

Isosporiases : Isospora cinsindeki türlerin sporlanmış ookistlerinin ve doku kistlerinin ağız yoluyla alınmasıyla bulaşan sindirim sistemi bozukluklarıyla belirgin enfeksiyon. İsosporozis.

Isosporiasis : İsosporozis. Isospora cinsindeki türlerin sporlanmış ookistlerinin ve doku kistlerinin ağız yoluyla alınmasıyla bulaşan sindirim sistemi bozukluklarıyla belirgin enfeksiyon.

Isosporous : Tek tip spor üreten.

Anisospore : Morfolojik ve cinsiyet bakımından birbirinden farklı olan spor. Eşey ve şekil olarak birbirinden farklı olan sporlar. Anizospor.

Isoseismal line : Yeryüzünde depremin yeğinliği eşit olmuş noktalarını birbirine bağlayan çizgi. Eşdeprem eğrisi. Bir bölgede depremlerin dağılışını ve etkinliğini belirlemek için, belli yöntemlere uyularak hazırlanan haritalarda, eşit yeğinlikteki deprem yerlerini birleştiren çizgiler. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır.

 

Isosmatic : Vücut sıvısının ozmatik basıncı dış ortamla aynı olan. İzozmatik.

Isosceles trapezoid : İkizkıyılı yamuk. İkizkenar yamuk. İki kenarı eşit uzunlukta olan yamuk.

Isoseismal : Eşşiddet çizgisi. Eşdeprem çizgisi. Eşdeprem.

Isospin : Eşspin. İzospin.

İngilizce Isospor Türkçe anlamı, Isospor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Isospor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

Slater : Arduvaz döşeyici. İowa eyaletinde şehir. Missouri eyaletinde şehir. Tenkitçi.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.

Woodlouse : Tesbih böceği. Tespih böceği. (britanya ingilizcesi) patates böceği.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

 

Pleopod : (kabuklu hayvanlarda) yüzgeç ayak.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

Isospor synonyms : order isopoda, malacostracan crustacean, physiological state, isopoda, physiological condition, sea louse, abo blood groups system, sea slater, acacia, a site, swimmeret, isospore, aardvark, homospor, abductor muscle, aardvarks, physical condition, abambulacral area, abramis zone, sleep, a cells.