Izgar nedir, Izgar ne demek
Izgar; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Cimri.
Hastalıklı, çok zayıf.
Kurnaz.
Zayıf, hasta.
Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:
Tekirdağ kenti, Malkara ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Teknik terim anlamı:
Cimri, hasis, bahil.
Izgar ile ilgili Cümleler
- Izgara sıcak.
- Teflon saplı ızgaralar neredeyse kullanılmaz.
- Onları nerede ızgara yaptın?
- Izgarada kolumu yaktım.
- Izgarada pişmiş balığı severim.
- Hiç balık ızgara yaptın mı?
- Ali eti ızgara yapıyor.
- Izgaraya çok yaklaşma, yanabilirsin.
- Bu ızgara et için bir daldırma sos var mı?
- Ali eti ızgaradan çıkardı.
- Tom'un sevdiği yemeklerden biri domates çorbası ile ızgarada pişirilmiş peynirli sandviç.
- Kakofoni ızgara seslerin bir karışımıdır.
- Bu şimdiye kadar yediğim en iyi ızgara yapılmış peynirli sandviçlerden biriydi.
- Hiç balık ızgara yaptın mı?
- Ali eti ızgara yapıyor.
- Tom'un sevdiği yemeklerden biri domates çorbası ile ızgarada pişirilmiş peynirli sandviç.
- Ali eti ızgaradan çıkardı.
- Bu eti ızgara yapamam. Bozulmuş!
- Kakofoni ızgara seslerin bir karışımıdır.
- Bu ızgara et için bir daldırma sos var mı?
- Izgara sıcak.
- Izgaraya çok yaklaşma, yanabilirsin.
- Teflon saplı ızgaralar neredeyse kullanılmaz.
- Bu şimdiye kadar yediğim en iyi ızgara yapılmış peynirli sandviçlerden biriydi.
- Izgarada kolumu yaktım.
- Onları nerede ızgara yaptın?
Izga ile ilgili Cümleler
Izgar tanımı, anlamı
Dikgen ızgara : Doğrusal şeritleri arasındaki açının 90° olduğu çapraz ızgara.
Doğrusal ızgara : Birbirine paralel iki doğrusal şeritten oluşan saçılmaönler ızgara.
Emme ızgarası : Odanın kirli havasının emildiği ağız.
Izgara alanı : Kazan ya da sobada kömür ızgarasının kapladığı alan.
Izgara çatkı : Izgara ya da çerçevelerle yapılan mobilyada başvurulan çatkı yöntemi.
Izgara etkisi : Görüntü-ortikon, vidikon çeşidi ışıtaçlardaki ızgaranın iyi yerleştirilmemesinden dolayı, resimde ızgara görünüşünde ortaya çıkan kusur. Aynı görünüşün, yinelenmiş geometrik biçimlerdeki (örneğin damalı giysi, geometrik biçimlerdeki desenler...) konuların aktarılmasında ortaya çıkması. Bir televizyon yayınının komşu bir yayının dalgalarından etkilenmesi sonucu doğan benzer görünüş.
Izgara palangaları : Izgaralar arasında bulunan ve askıları hareket ettiren makaralar.
Izgara üstü : Askı palangalarının bulunduğu ızgaraların üstü. Onarımlarda buraya demir merdivenle çıkılır ve üzerinde yürünebilir.
Izgaralı rastlantı örnekleme : Bir alan çizini üzerine gözelere ayrılmış bir çizelge yerleştirerek gözeler içine düşen birimler arasından dizgeli örnekler almaya dayanan alan örnekleme tasarımı, bk. rastlantılı örnekleme.
Izgarlamak : Bir şeyin üstüne düşmek, çok ilgilenmek.
Izgarlık : Tembellik.
Kaba ızgara : Pissu içindeki iri parçaları ayıran, demir çubuklardan yapılmış ızgara.
Kabartma ızgarası : (Heykel) Birbirine paralel olarak duvara çakılmış çıtalardan kurulan çerçeve; kabartma için kullanılacak kil, çerçeve üzerine yapıştırılarak işlenir.
Koruma ızgarası : Bir lamba ya da ışıklığı vurmalara karşı koruyan ya da kırılma sonucu cam kırıklarının düşmesini engelleyen ızgara.
Renk ızgarası : En yeni renkli almaçlarda, eleğin yerini alan, 60 cm'lik görüntülük için düşey sıralanmış 650 telden oluşan ızgara.
Üfleme ızgarası : Havanın odaya üflendiği ağız.
Üst ızgara : Makaraların bulunduğu ızgaraların üstünde çalışma amacıyla bulunan ızgaralar.
Wetzel ızgarası : Boy, ağırlık ve yaş arasındaki ilişkileri gelişim normlarına bağlı olarak hesaplayıp belirtmeye yarayan bir araç.
Gemi ızgarası : Üstünde gemi yapılmış olan büyük kızak.
Halat ızgarası : Güvertede halat yığınının hızlı kurumasını, altında su birikmemesini sağlayan tahta ızgara.
Izgara : Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
Izgara demiri : Kazan ızgarasını meydana getiren demir çubuklardan her biri.
Izgara köfte : Kıyma ve özel baharatların karıştırılıp yoğrulmasıyla hazırlanan, ızgarada pişirilen bir köfte türü.
Izgara parmaklığı : Yüzen cisimleri ve yaprakları tutmak için, bir barajda, yükleme odasında basınçlı boru ağzının önüne eğik olarak yerleştirilen demir parmaklık.
Izgara yatağı : Katı yakıtlı madenî bir ocağın, içine ızgaranın yerleştirildiği kısmı.
Izgaralı : Izgarası olan.
Izgaralık : Izgara yapmaya elverişli (et).
Izgarasız : Izgarası olmayan.
Diğer dillerde Ixodidae anlamı nedir?
İngilizce'de Ixodidae ne demek ? : hard ticks


Bu kısımda Izgar nedir? Izgar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Izgar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Izgar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.