Adn türkçesi Adn nedir

  • Any day now (şu an herhangi bir zamanda).
  • Şu an herhangi bir zamanda (internet sohbet argosu).

Adn ile ilgili cümleler

English: Ali did something he wished he hadn't.
Turkish: Ali yapmamayı dilediği bir şey yaptı.

English: Ali demanded to know why he hadn't been told about the changes.
Turkish: Ali değişikliklerin ona niçin söylenilmediğini bilmek istedi.

English: Ali certainly hadn't done anything that deserved that kind of punishment.
Turkish: Ali kesinlikle o tür cezayı hak edecek bir şey yapmadı.

English: Ali hadn't cleaned his keyboard for months, and it was clogged with dust, food particles, and God knows what else.
Turkish: Ali aylardır klavyesini temizlememişti, ve o tozla, gıda parçalarıyla ve Allah bilir başka neyle dolmuştu.

English: Ali hadn't been prepared for that.
Turkish: Ali onun için hazırlıklı değildi.

Adn ingilizcede ne demek, Adn nerede nasıl kullanılır?

Adnate : Birlikte gelişmiş. Doğuştan bitişik.

Adnation : Birlikte büyüme durumu. Yapışma.

Adnexa : Vücudun bitişik olan yapı parçaları. Yardımcı anatomik parçalar. Birbirine bağlı veya ekli olan parçalar. Adneks.

Adnexal : Adneksiyal. Adneksaya ait veya ilgili olan.

Adnexectomy : Adneksektomi.

Adnexum : Yardımcı anatomik parçalar. Vücudun bitişik olan yapı parçaları. Birbirine bağlı veya ekli olan parçalar.

 

Adnexitis : Adneksit.

Broadness : Genişlik. Açıklık.

Canine madness : Kuduz. Hidrofobi.

Adnominal : Bitişik ad niteleyeni.

İngilizce Adn Türkçe anlamı, Adn eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Adn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

String : Dizmek. Tel. Dizi. Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı direnç gösteren, çalgılarda ses vermesi için kullanılan nesne. İpe dizmek (boncuk vb). Dizgi. Damgalar ya da fiziksel öğeler gibi nesnelerin doğrusal bir dizisi. Takmak (tel, ip). İpe dizmek. Kılçıklarını ayıklamak.

Append : Katmak. İliştirmek. Ek yapmak. Sona eklemek. Ekleme yapmak. Sonuna ilave etmek. Onuna ilave etmek. Eklemek. İlave etmek.

Welt : Çıta. Bant koymak. Kırbaç izi. Şerit yapmak (giysi). Kırbaçlamak. Zıhlamak. Vardola. Vardela. Sopa izi. Kamçılamak.

Work in : Uğraşarak sokmak. Sokmak. Sokuşturmak. Zorla sokmak. Araya sıkıştırmak. Katmak.

Increase : Üremek. Zam yapmak. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Artmak. Büyümek. Artma. Yükseltmek. Artışa geçmek. Yükselmek. Çoğalmak.

Gild the lily : Zaten çok güzel olan bir şeyi gereksizce süslemek. Güzel olan bir şeyi güzelleştirmeye çalışmak. Güzeli daha da güzelleştirmeye çalışmak. Güzelliğine güzellik katmaya kalkmak. Allayıp pullamak. Göklere çıkarmak.

Put on : Numarası yapmak. Yakmak (ışık). Atfetmek. Yapmak (makyaj). Üzerine bahse girmek. İleri almak. Sahnelemek. Binmek (otobüs veya tren veya uçak). Takınmak. Sahneye koymak.

Paint the lily : Aşırıya kaçmak. Allayıp pullamak.

 

Mix : Miks. Birleşim. Zincirleme eylemi. Zincirlemek. Karışık. Katıştırmak. Uyum sağlamak. Melez elde etmek için çiftleştirmek. Bağdaşmak. Katmak.

Slip in : Kaydırmak. Sürmek. Dikkati çekmeden sessizce girmek. Kayıp içine düşmek. Karışmak. Bahsetmek. İçeri kaymak.

Adn synonyms : toss in, butylate, supply, milk, enrich, mix in, add on, mark, combine, fortify, sneak in, stick in, intercalate, string up, state, concatenate, button, qualify, modify, compound, adjoin, punctuate, supplement, say, tell, inject, insert, stud, include.

Adn zıt anlamlı kelimeler, Adn kelime anlamı

Take away : Alıp götürmek. Çıkarmak. Elinden almak (bir hakkı). Uzaklaştırmak. Dışarıya çıkarmak. Kaldırmak. Götürmek. Çekmek (desteği). Paket yaptırıp götürmek. Çalmak.

Decrease : Küçültmek. Eksilme. Eksilmek. Düşmek. Azalma. İnmek. Eksiltme. Azalmak. Eksiltmek. İnişe geçmek.

Impoverish : Yoksullaştırmak. Fakirleştirmek. Zayıflatmak. Kuvvetini kesmek. Verimsizleştirmek. Güçsüzleştirmek.

Adn antonyms : subtract.