Agglomeration economies türkçesi Agglomeration economies nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Firmaların birbirlerine yakın yerlerde etkinlikte bulunmaları nedeniyle ulaşım, iletişim, altyapı kolaylıklarına bağlı olarak elde ettikleri dışsal tasarruflar.
  • Kümelenme ekonomileri.

Agglomeration economies ingilizcede ne demek, Agglomeration economies nerede nasıl kullanılır?

Agglomeration : Toplanma. Bağlantı noktası. Halter. Yerleşim yeri. Toplama. Yığışım. Yığma. Bir araya toplama. Yığın.

Economies : Örgüt. İdare. Tasarruf. Ekonomi. İktisat.

Agglomerations : Yığılma. Yığışma. Yığın. Bir araya toplama. Küme. Bağlantı noktası. Halter. Yığışım. Toplanma. Toplama.

Central economies : Merkez ekonomileri. Dünya sistemine göre çevre ve yarı çevre ekonomilerindeki gelişimi belirleyen, biçimlendiren ve çevre ekonomileri ile yarı çevre ekonomilerini sömüren, sanayileşmesini tamamlamış, ileri teknolojiyi ve iktisadi üstünlüğü elinde tutan kapitalist ülkeler. krş. az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri, bağımlılık kuramları, emperyalist ülke.

Coase economies : Coase ekonomileri. Belirli bir sanayi malında üretim aşamalarının tek bir organizasyon altında toplanması sonucu, ortak denetim ve eşgüdüme olanak verecek biçimde üretimde dikey bütünleşmeyle ortaya çıkan maliyet üstünlüğü. çokuluslulaşmada dikey birleşmenin söz konusu bu yararı ilk kez ronald h. coase tarafından vurgulanmıştır. krş. caves ekonomileri.

 

Core economies : Dünya sistemine göre çevre ve yarı çevre ekonomilerindeki gelişimi belirleyen, biçimlendiren ve çevre ekonomileri ile yarı çevre ekonomilerini sömüren, sanayileşmesini tamamlamış, ileri teknolojiyi ve iktisadi üstünlüğü elinde tutan kapitalist ülkeler. krş. az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri, bağımlılık kuramları, emperyalist ülke. Merkez ekonomileri.

İngilizce Agglomeration economies Türkçe anlamı, Agglomeration economies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Agglomeration economies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Agglomeration economies synonyms : a change in supply, abnormal budget, abnormal budget receipts, ability to pay principle, abnormal budget expenditures, a pass through certificate.