Aim türkçesi Aim nedir

  • Bir iş yapılırken, bir eyleme geçilirken varılmak istenilen son. eğitim etkinliklerine yön veren, öğrencilere kazandırılması istenilen davranımların oluşumunda hep göz önünde tutulan ve önceden düşünülen sonuç.
  • Hedef almak.
  • Nişan alma.
  • Nişan almak.
  • Amaç.
  • Bir edim, işlem ya da sürecin yöneldiği ve gerçekleştirmek istediği sonuç.
  • Erek.
  • Gaye.
  • Hedef.
  • Hedef alma.
  • Amaçlamak.
  • Eğitim alanında kullanılır.

Aim ile ilgili cümleler

English: He has only one aim in life, to make money.
Turkish: Hayatında bir amacı var, para kazanmak.

English: His aim in life is to save money.
Turkish: Onun hayattaki amacı para biriktirmek.

English: Ali took aim and fired a warning shot.
Turkish: Ali nişan aldı ve bir uyarı atışı yaptı.

English: He achieved his aim of studying abroad.
Turkish: Yurt dışında öğrenim yapma amacına ulaştı.

English: Her aim in life is to become a movie star.
Turkish: Hayattaki amacı bir film yıldızı olmak.

Aim ingilizcede ne demek, Aim nerede nasıl kullanılır?

Aim at : Hedeflemek. Arzu etmek. Amaçlamak. Fırlatmak (bir şeyi bir yere). Niyet etmek. Çalışmak ( e). Kastetmek. Nişanlamak. Doğrultmak (silahı). Niyetlenmek.

Aim dot steering : Hedef nokta yönlendirici.

Aim justifies the means : Hedefe giden her yol mubahtır. Görevleri yerine getirmek için yapılan her şey hoş görülebilir. Tüm araçlara izin verilebilir.

 

Aim off : Hatalı hedef. Geçersiz amaç. Değiştirilmiş amaç.

Aim to : Amacında olmak. Niyetinde olmak. Gayesinde olmak.

With the aim of : Maksadıyla. Niyetiyle. Amacıyla.

Aimfully : Amaçlı bir şekilde.

Aim to do : Bir şey gayesinde olmak. Bir şey yapmak için esinlenmek.

Specific aim : Belirli amaç. Belli maksat. Belirli maksat.

Aimed : Doğrultmak. Nişan almak. Fırlatmak (füze). Kastetmek. Hedeflemek. Yöneltmek. Çalışmak ( e). Niyet etmek.

İngilizce Aim Türkçe anlamı, Aim eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Aim ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability group : Düzey kümesi. Öğrencilerin, sınıf ya da yaş durumlarına bakılmaksızın, özellikle anlatım ve beceri derslerinde, öğrenmeye hazır oluş ya da başarıları yönünden oluşturdukları tek tür ve kısa süreli çalışma kümesi.

Abstract intelligence : Düşünme ve yeni durumlara uyma konularında soyut kavramlar ile simgelerden başarılı biçimde yararlanma yeteneği. Soyut zeka.

Determine : Karar vermek. Karara varmak. Saptamak. Kararlaştırmak. Karara bağlanmak. Sabitleştirmek. Azmetmek. Kesmek. Karara bağlamak.

Levels : Yöneltmek. Yıkmak. Eşitlemek. Düzeltmek. Düzleştirmek. Yerle bir etmek. Dengelemek.

Ideal : Ülkü. Mükemmel şey. İdeal. Toplum yaşamının türlü alanlarında insan eylem ve etkinliklerinin ulaşmayı amaçladığı, tasarım-sal yetkin erek. Yetkin örnek. Hayali. Düşüncel. Kusursuz. Mefkure. Gerçekte değil de ancak düşüncede var olan şey. erişilmesi düşünülmeyen ya da her zaman gerçekleşemeyen, ancak uğrunda özveride bulunmaktan çekinilmeyen yüce düşünce, dilek.

 

Butt : Tos. Sap. Maskara. Süsmek. Kafa atmak. Boynuzlamak. İzmarit. Dipçik. Nişan.

Academic preparation : Belli bir bilim ya da meslek dalında çalışmak için gerekli öğrenimi tamamlamış olma. yüksek öğretimin herhangi bir dalında öğrenim yapmak için gereken ön hazırlık. Akademik hazırlık.

Sighting : Görme. Tevcih. Nişan. Görülme. Göz teması. Gözlem. Görünme.

Take : Yazmak. Almak. Götürmek. Tutma. Çekim. Avalanan hayvan miktarı. Alıntı. Yakalamak. Çevirim eylemi. Tutuş.

Aim synonyms : cockshot, intents, consummations, destination, draw a bead on someone, copy to, achievement tests, sight, sake, abulia, academy, directing, take aim at, intent, academic intelligence, be out for, object, aspire after, bourne, intention, cock shy, will, direct, objectives, academic year, aiming, charge, aspire to, train, academy of economic and commercial sciences, level off, leveled, bourns.

Aim ingilizce tanımı, definition of Aim

Aim kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to aim a musket or an arrow, the fist or a blow (at something). To aim a satire or a reflection (at some person or vice). To point or direct a missile weapon, or a weapon which propels as missile, towards an object or spot with the intent of hitting it. To direct, as a missile, an act, or a proceeding, at, to, or against an object. The pointing of a weapon, as a gun, a dart, or an arrow, in the line of direction with the object intended to be struck. To direct or point, as a weapon, at a particular object. The line of fire. As, to aim at a fox, or at a target. The direction of anything, as a spear, a blow, a discourse, a remark, towards a particular point or object, with a view to strike or affect it.