Bottle türkçesi Bottle nedir

Bottle ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary split a bottle of red wine after dinner.
Turkish: Ali ve Mary akşam yemeğinden sonra bir şişe kırmızı şarabı paylaştı.

English: Ali bought a bottle of cheap red wine.
Turkish: Ali bir şişe ucuz kırmızı şarap aldı.

English: Ali brought a bottle of tequila.
Turkish: Ali bir şişe tekila getirdi.

English: Ali bought a bottle of cheap wine.
Turkish: Ali bir şişe ucuz şarap satın aldı.

English: Ali and Mary split a bottle of wine.
Turkish: Ali ve Mary bir şişe şarap ayırdı

Bottle ingilizcede ne demek, Bottle nerede nasıl kullanılır?

Bottle blonde : Sahte sarışın. Aslında koyu renk saçı olup boya ile açmış kadın. Boyama sarışın. Saçının rengi beyaza yakın bir sarı olan kimse.

Bottle bobbin : Roket bobin.

Bottle cap : Şişe kapağı.

Bottle fed : Mamayla beslemek. Biberonla beslemek.

Bottle feed : Biberonla beslemek. Mamayla beslemek.

Bottle gourd : Sukabağı.

Bottle nosed whale : Gagalı balina.

Bottle neck : Dar boğazlı. Trafik sıkışıklığı. Şişe boğazı. Dar boğaz. Geniş bir alandan dar bir alana geçiş birleşme yeri.

Bottle imp : Şişeye kapatılmış cin.

 

Bottle of wine : Şarap şişesi. Alkollü mayalanmış üzüm içeceği içeren dar boyunlu şişe.

İngilizce Bottle Türkçe anlamı, Bottle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bottle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confuted : Çürütmek. Aksini ispatlamak. Aksini ispat etmek. Yalanlamak. Aksini kanıtlamak. Tersini kanıtlamak. Doğru olmadığını ispat etmek. Tersini ispat etmek. Çürütmek (bir görüşü vb).

Burke : Vermont eyaletinde yerleşim yeri. Güney dakota eyaletinde şehir. Bastırmak. Örtbas etmek. Boğmak. New york eyaletinde yerleşim yeri. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.

Teat : Biberon emziği. Meme ucu. Emcik. Meme başı. Meme. Her meme lobunun en uç kısmında bulunan, meme başı kanalıyla dış ortama açılan sağım ve emzirmenin gerçekleştiği bölüm, papilla mamma.

Jug : Testi. Sürahi.

Whiskey bottle : Viski şişesi.

Beer bottle : Bira şişesi.

Bottling : Şişeye doldurma ve kapağını kapama işi (şarap bira maden suyu vs). Şişelere koyma işi. Şişeleme.

Inkpot : Hokka. Mürekkep şişesi.

Drink : İçmek. İçkiye harcamak. Yutmak. Şerefine içmek. Emmek. Buyurmak. Bitirmek. Alkol almak. İçki içmek.

Nipple : Göğüs ucu. Her meme lobunun en uç kısmında bulunan, meme başı kanalıyla dış ortama açılan sağım ve emzirmenin gerçekleştiği bölüm, papilla mamma. Nipel. Yağdanlık. Boru nipeli. Meme. Biberon emziği. Boru parçasının iki ucuna diş açılarak yapılan nipel.

Bottle synonyms : ink bottle, pop bottle, crewet, pill bottle, bottlecap, specimen bottle, tube, soda bottle, drinking, confutes, alcohols, feeder, pacifier, bottleful, gagging, bevvy, ampule, hooches, cruets, boozes, cut short, phial, mouth, blankets, baby bottle, teats, grog, gagged, carafe, booze, calabash, comforter, decanter.

 

Bottle zıt anlamlı kelimeler, Bottle kelime anlamı

Achromatic : Renksemez. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Perdesi değişmeyen. Akromatik. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksiz. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı.

Unformed : Biçimlendirilmemiş. Şekilsiz. Yaratılmamış. Gelişmemiş. Oluşmamış. Şekillenmemiş. Biçimsiz. Biçimlenmemiş.

Bottle ingilizce tanımı, definition of Bottle

Bottle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To keep or restrain as in a bottle. To bottle up one`s wrath. A bundle, esp. of hay. A hollow vessel, usually of glass or earthenware (but formerly of leather), with a narrow neck or mouth, for holding liquids. To put into bottles. As, to bottle wine or porter. To inclose in, or as in, a bottle or bottles.