Box set türkçesi Box set nedir

  • Boyutlu, bir kutu gibi üç yandan kapalı ve tabanlı dekor.
  • Kapalı dekor.
  • Ev içini gösteren, panoların birleştirilmesiyle ortaya çıkan üç yanı kapalı dekor.
  • Tiyatro alanında kullanılır.

Box set ingilizcede ne demek, Box set nerede nasıl kullanılır?

Box : Orta çağda oyun yeri (bk. simultane) tiyatroda özel seyir yeri. barok çağda italya'da ilk kez olarak kullanıldı. Sinemalarda salonun dip bölümünde sıralanan, bazen yanlara doğru da uzanan, birbirinden ince bölmelerle ayrılmış beş altı kişilik özel izleyici yerleri. Saplama kutusu. Sırıkla atlamada, yarışçıların sıçrayıp havalanmak için sırıklarını sapladıkları maden ya da tahtadan yapılmış yamuk kutu. Kutu. Kasa. 1.50 m. uzunluk, 1.10 m. yükseklik ve 0.50 m. genişliğinde, alttan başlayarak 30, 25, 20,15, 10 cm. yükseklikteki beş parçasıyla yüksekliği ayarlanabilen bir atlama aracı. Özel bölme. Atletizm, bilgisayar, jimnastik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Tiyatrolarda dört beş kişilik özel bölmeli seyir yeri.

Set : İçten olmayan. İnatçı. Ayırt edici kuralıyla ötekilerden ayrılan ve belli sayıda birimden oluşan nesneler ya da birimler topluluğu. Dikkat komutu. Dönem. İç dekoru. Kurulmuş. Sabit. Kararlı. Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır.

 

Box setting : Ev içini gösteren, panoların birleştirilmesiyle ortaya çıkan üç yanı kapalı dekor. Kapalı dekor.

Box annealing : Kasada tavlama. Kutu fırında tavlama.

Box barrage : Sürgü ateşi.

Box coat : Kalın arabacı paltosu.

Box calf : Krom tuzlarıyla işlem görmüş ve üzerinde kare şeklinde izler bulunan dana derisi.

İngilizce Box set Türkçe anlamı, Box set eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Box set ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Allegory : Dokundurma. Bir konunun yerine onunla benzerlikleri olan başka bir konuyu geliştirerek öbürünü anlatma. birtakım soyut ya da somut kavramları kişileştirerek seyirciye iletme. Alegori. Kinaye. Yerine. Orunlama.

Absurd theatre : Absürt tiyatro. İnsanın yaşama, doğaya olan uyumsuzluğunu, doğadan kopmuşluğunu sezdirici bir yolla xx. yüzyıl ortasında yeni bir öz ve biçimle veren tiyatro türü. aristocu anlamda usla bağdaşmaz bir öz ve biçim kullanır. örn. samuel beckett ve eugene lonesco'nun ilk oyunları. (us-dışı tiyatro).

Adaptability : Uyum yeteneği. Uysallık. Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi. Uyarlanabilirlik. Bireyin çevresel etken ve değişkenliğe ayak uydurma gücü. Uyma yeteneği. Uyarlanırlık. Uyumluluk. Uyarlama yeteneği.

Analyze : Tahlil etime, inceleme. Çözümleme. Çözümlemek. Tahlil etmek. İncelemek. Analiz yapmak. Tahlil yapmak. Araştırmak. Psikanaliz tedavisi uygulamak.

Acrobacy : Akrobasi. Oyuncunun göz pekliğini ve gövdesel esnekliğini arttıran, aynı zamanda önemli sahnelerde hiç düşünmeden güç bir davranışı başarabilme yeterliğini sağlayan hareket. cambazlık.

 

Actor manager : Toplulukbaşı. Oyuncu yönetici. Oyuncu-yönetmen. Bir oyuncunun aynı zamanda bir tiyatroyu yönetmesiyle aldığı ad. bizde özel ve ödenekli tiyatrolarda böyledir. Aynı zamanda tiyatroyu yöneten oyuncu için kullanılan terim. Aktör yönetmen. Oyuncular topluluğunu temsil eden oyuncu.

After piece : Asıl oyunun sonunda, ona bağlı olmayan bir gösteri ya da oyun. Art oyun. Rönesans döneminde ingiltere'de asal oyuna ek olarak oynanan ve genellikle güldürücü olan kısa yapıt. Asıl oyunun sonunda, oyuna bağlı olmadan oynanan kısa oyun. Ek oyun.

Alto : En kalın kadın sesi. En kalın ve tok tonlu kadın sesi. Pes uzamda kalın kadın sesi. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Alto sesli sanatçı. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Alto.

Acting manager : Tiyatronun sanat dışındaki işlerini yürüten görevli. Tiyatronun sanat dışındaki her türlü yönetsel ve parasal işlerinin başında olan yetkili. Yönetici. Tiyatro sorumlusu.

Box set synonyms : box scene, acting style, box setting, abstractionism, amateur theater, act drop, abstract theatre, active hero, alley theme.