Cızı nedir, Cızı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: çizi].

Ağustos böceği.

Çizgi.

Tohum ekmek için pullukla açılan yer, karık.

Tarlada su yolu.

Cızı anlamı, tanımı

Cızı bızıkmak : Canı sıkılmak, canı yanmak

Cızı çekmek : Çizgi çizmek.

Cızı garığı : Karıklar içinde toprak yığınından yapılan sınır.

Cızı karığı : Karıkların en uzunu.

Cızı oyunu : Bir çeşit aşık oyunu.

Cızıcık : Azıcık.

Cızıdan çıkmak : Doğru yoldan çıkmak.

Cızığı bızıkmak : Canı sıkılmak, canı yanmak.

Cızığlamağ : Yazmak, karalamak.

Cızıh : Çizgi. Çizgi; bk. ayrıca sızıh.

Cızıhdırmak : Son hızla koşmak. Yazmak, karalamak.

Cızık tutmak : Tutunmak, bağlanmak.

Cızıkam : Düz ve kaygan bir taşı, yere çizilmiş çizgiler üzerinden, tek ayakta iterek geçirme, çizgi oyunu.

Cızıkdırmak : Oyunda mızıkçılık etmek.

Cızıklamak : Acele etmek. Zor karşısında oraya buraya koşturmak.

Cızıkmak : Oyunda mızıkçılık etmek. Son hızla koşmak. Dönmek, caymak. Kızmak. Yoldan çıkmak.

Cızıktan çıkmak : Doğru yoldan çıkmak.

Cızılak : Yağda veya saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı veya yağsız ekmek. Yerli yersiz ağlayan.

Cızılamak : Yağ kızarırken ses çıkarmak.

Cızıldak : Yağda veya saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı veya yağsız ekmek.

 

Cızıldamağ : Yağ kızarırken ses çıkarmak.

Cızıldamah : Yağ kızarırken ses çıkarmak.

Cızıldayıp durmak : Hiç susmadan ağlamak.

Cızıldu : Cızıltı.

Cızılı : Bir çocuk oyunu.

Cızılmak : Çizilmek, yırtılmak.

Cızıntı : Çizilmiş yer.

Cızıradan : Hızlı ve tiz sesle konuşma (hk.).

Cızırdak : Topaç. Yerli yersiz ağlayan. Koyun kuyruğu eritildikten sonra kalan posası.

Cızırdatma : Cızırdatmak işi.

Cızırık : Yerli yersiz ağlayan.

Cızırtdak : Bir şeyin birdenbire ince bir sesle yırtılması (hk.). Bir yerin birdenbire yanması (hk.). Birden bire gaz çıkarma (hk.).

Cızırtdana : Bir şeyin birdenbire ince bir sesle yırtılması (hk.).

Cızırtdanak : Bir şeyin birdenbire ince bir sesle yırtılması (hk.).

Cızırtısız : Cızırdamayan, cızırtısı olmayan.

Cızırttın attırmak : Çok hızlı yürümek.

Cızırttırmak : Baştan savmak. İşten kaçmak.

Cızıt : Yağda veya saçta pişirilen sulu hamurdan yapılmış yağlı veya yağsız ekmek.

Cızıtmak : Aklını kaçırmak, bozmak.

Cızıya gelmek : Doğru yolu bulmak.

Cızık : Çizgi. İz.

Cızıktırma : Cızıktırmak işi.

Cızıktırmak : Yazmak, karalamak.

Cızıldama : Cızırdama.

Cızıldamak : Cızırdamak.

Cızıltı : Cızırtı.

Cızıltılı : Cızırtılı.

Cızır cızır : Cızır sesi çıkararak (pişmek, kızarmak vb.).

Cızırdama : Cızırdamak işi, cızıldama.

Cızırdamak : "Cızır" diye ses çıkarmak, cızıldamak. Boğazındaki gıcıktan dolayı kesik ve ince ses çıkarmak, cızıldamak.

Cızırdatmak : Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak. Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak.

Cızırtı : Cızırdama sırasında çıkan sesin adı, cızıltı.

Cızırtılı : Cızırdayan, cızırtısı olan, cızıltılı.

Diğer dillerde Cıvık mantar anlamı nedir?

İngilizce'de Cıvık mantar ne demek ? : slime moulds