Complice türkçesi Complice nedir

Complice ile ilgili cümleler

English: Ali refused to tell the police who his accomplice was.
Turkish: Ali suç ortağının kim olduğunu polise söylemeyi reddetti.

English: He was considered an accomplice.
Turkish: O, bir suç ortağı olarak düşünüldü.

English: You were Tom's accomplice, weren't you?
Turkish: Sen Tom'un suç ortağıydın, değil mi?

English: They thought that he was an accomplice.
Turkish: Onun bir suç ortağı olduğunu düşündüler.

Complice ingilizcede ne demek, Complice nerede nasıl kullanılır?

Accomplice : Müşterek fail. Yardak. Suç ortağı. Yardakçı. Suçortağı. Şerik.

Accomplices : Avene. Suç ortakları. Koşuntu. Suç ortağı. Şerikler.

Accompliceship : Yardaklık. Suça iştirak. Suç ortaklığı.

Complicacy : Güçlük. Karmaşıklık.

Complicate : Karmaşık hale getirmek. Karmaşıklaştırmak. Karıştırmak. Zorlaştırmak. Çetrefilleştirmek. Dallandırmak. Güçleştirmek. İçinden çıkılmaz hale getirmek.

Complicated : Çapraşık. Anlaşılması zor. Karışık. Çetrefilli. Anlaşılmaz. Çetrefil. Zor. Dallı budaklı (argo terim). Dallı budaklı. Komplike.

Complicate matters : Bir konuyu daha karmaşık hale getirmek. İşleri karıştırmak. Bir konuyu karıştırmak.

Complicated matter : Karışık iş.

 

Complicatedness : Karmakarışıklık. Çapraşıklık. Karmaşıklık. Güçlük.

Complication : Güçlük. Karışıklık. Engel. Komplikasyon. Durumu güçleştiren şey. Hastalığın başka bir hastalıkla karışması. Karmaşık hale getirme. Yeni sorun. Zorluk. Pürüz.

İngilizce Complice Türkçe anlamı, Complice eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Complice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Full dress : Çok resmi toplantılarda giyilen elbise. Resmi kıyafet. Resmi giysi. Kuyruklu ceket. Tören elbisesi. Frak. Resmi elbise.

Assisters : Muavin. Yatak. Yatakçı. Yardımcı. Yardak. Yaver. Asistan.

Accessor : Erişimci.

Stand alone : Tek başına. Yalnız kalmak. Özerk. Bağımsız. Desteklenmemek.

Whole : Sağlıklı. İyi. Bitev. Öz. Toplam. Sağlam. Sağlığı yerinde. Toplu. Bütün. Tek parça.

Put through : İrtibatlandırmak. Telefonu bağlamak. Telefon bağlamak. Yapmak. Başarıyla sonuçlandırmak. Bitirmek. Bağlamak (tel.). Başarmak. Telefona bağlamak. (telefon) bağlamak.

Exhaustive : Etraflı. Detaylı. Zahmetli. Teferruatlı. Yorucu. Enine boyuna. Geniş kapsamlı ve ayrıntılı. Ayrıntılı. Kapsamlı. Eksiksiz.

All out : Elinden geleni yaparak. Elinden gelen. Elinden geleni yapan. Yorgun. Toptan. Bütün gücüyle. Gücünün tamamını kullanarak. Tüm gücüyle. Alabildiğine. Tüm gücünü kullanan.

Fulfil : Uygulamak. Gidermek. Gereksinimlerini gidermek. İfa etmek. Tatmin etmek. Yerine getirmek. Tamamlamak. Bitirmek. Karşılamak. Gerekeni yapmak.

Abetters : Tahrikçi. Teşvikçi. Müşevvik. Muharrik. Birisini özellikle yasadışı işler yapması konusunda kışkırtan kimse. Birisine birşeyler yapması için yardım eden ve onu cesaretlendiren kimse (özellikle yasadışı şeyler).

 

Complice synonyms : full clad, round out, finish out, fleshed out, all or none, accomplished, full scale, realised, accessory before the fact, finish off, execute, downright, terminate, carry through, full, thorough, completeness, hearty, end, accessory, accessary, out and out, action, cohorts, finish, abetter, copartners, copartner, realized, allover, cohort, follow out, accomplices.

Complice zıt anlamlı kelimeler, Complice kelime anlamı

Incompleteness : Noksan olma durumu. Bozukluk. Noksanlık. Eksiklik. Mükemmel olmama durumu. Tam olmama durumu. Kusurluluk. Eksik.

Incomplete : Sonuçlanmamış. Eksik. Kusurlu. Natamam. Bitmemiş. Noksan. Tamamlanmamış. Yarım kalan.

Fractional : Çok ufak. Önemsiz. Çok küçük. Küçücük. Cüzi. Kademeli. Kesirlere ait. Kısmi. Kesri. Kesirli.

Complice antonyms : noncomprehensive, begin.

Complice ingilizce tanımı, definition of Complice

Complice kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An accomplice.