Fulfil türkçesi Fulfil nedir

Fulfil ile ilgili cümleler

English: Ali didn't fulfill his obligations.
Turkish: Ali yükümlülüklerini yerine getirmedi.

English: He didn't fulfill his obligations.
Turkish: O, yükümlülüklerini yerine getirmedi.

English: He finally fulfilled my request.
Turkish: Sonunda ricamı yerine getirdi.

English: Having made an unwavering decision, he started to make plans to fulfill his dreams.
Turkish: Değişmez bir karar verdikten sonra, o, hayallerini gerçekleştirmek için planlar yapmaya başladı.

English: He always fulfills his promises.
Turkish: O her zaman sözlerini yerine getirir.

Fulfil ingilizcede ne demek, Fulfil nerede nasıl kullanılır?

Fulfil oneself : Kendini tamamlamak. Kendini gerçekleştirmek. Kendi heveslerini gerçekleştirmek.

Fulfill : Tamamlamak. İcra etmek. Yapmak. Bitirmek. Gerçekleştirmek. Tatmin etmek. Yerine getirmek. Karşılamak. Uygulamak. Bkz.fulfil.

Fulfill oneself : Kendi heveslerini gerçekleştirmek. Kendini tamamlamak. Kendini gerçekleştirmek.

Fulfilled : Gerçekleştirilmiş. Tamamlanmış. Başarılmış. Uygulanmış. Yapılmış. Yerine getirilmiş.

 

Fulfiller : Beklentileri karşılayan kimse. Gerçekleştirmek. İfa etmek. Meydana getirmek. Gerekeni yapmak. Gerçekleştiren kimse. Tamamlayan kimse. Yerine getiren kimse. Tatmin etmek. Yapmak.

Fulfils : İfa etmek. Uygulamak. Yerine getirmek. Tatmin etmek. Yapmak. Bitirmek. Gerçekleştirmek. Gerekeni yapmak. Meydana getirmek. Gidermek.

Fulfillment of : Yerine getirilmesi.

Self fulfillment : Kendini gerçekleştirme. Kendini ispat.

Self fulfilling prophecy : Kendini gerçekleştiren kehanet. Sadece beklendiği için meydana gelen kehanet. Bir inanç veya beklentinin, doğru olsun veya olmasın, bir olayın sonucunu veya iktisadi karar birimlerinin davranışlarını ve uygulamalarını etkileyeceğini ileri süren, robert k. merton tarafından geliştirilen kavram. İnancı doğrulama. Kendi gerçekleşen kehanet.

Be fulfilled : Gerçekleştirilmek. Yerine getirilmek.

İngilizce Fulfil Türkçe anlamı, Fulfil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fulfil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Builds : Kümelenmek. Kurmak. İnşaatçılık yapmak. Toplanmak. Toplamak. Bel bağlamak. Örmek. Güvenmek. İnşa etmek.

Boffs : Vurmak. Yellenmek. Gaz çıkarmak. Seks yapmak. Birini götürmek. Son vermek. Osurmak. Kusmak. Çarpmak.

Conforms : Uymak. Tevafuk etmek. Uyumlu olmak. Uydurmak. Alıştırmak. Boyun eğmek. İntibak etmek.

Bring about : Doğurmak. Yol açmak. Neden olmak. İleri sürmek. Beraberinde getirmek. Husule getirmek. Sebep olmak. Orsa alabanda etmek (gemi). Ortaya çıkarmak.

Compensates : Telafi etmek. Denkleşmek. Eşitlemek. Denklemek. Bedelini vermek. Tazmin etmek. Ödünlemek. Yerini tutmak.

 

Do : Neden olmak. Rolünü üstlenmek. Büyük toplantı. Parti. Uymak. Eylemek. Temizlemek. Ayağını kaydırmak. Düzeltmek.

Answered : Karşılık vermek. Bakmak (kapı). Cevap vermek. Cevap verilmiş. Tanıma uymak. Yanıtlandı. Yetmek. Uymak.

Complete : Halletmek. Olumluluğunu yitirmeğe başlayan bir nesneyi yeniden tamamlama. Bilgisayar, ekonomi alanlarında kullanılır. Bitmiş. Tamamlanmış. Eksiksiz. Bütün.

Applies : Yapıştırmak (bant). İlgili olmak. Uygun düşmek. Kullanmak. Müracaat etmek. Uygun olmak. İlgisi olmak. Başvurmak. Sürmek. Gitmek (birine).

Follow through : Pas verirken veya şut atarken el ve parmakların topun gidiş yolunu takip etmesi. Sonunu getirmek (bir işin). Belirli bir beden hareketini sonuna kadar yapmak. Harfi harfine yerine getirmek. Bir işin sonunu getirmek. Harekete geçerek düşmanı sıkı bir şekilde takip etmek.

Fulfil synonyms : feed upon, counterbalanced, accomplish, bring forth, button up, perform, allayed, deployed, fulfills, bring into being, provide, completing, composes, averted, block up, quench, act, allay, administer, bring to a close, put through, meet, content, carry on, fill the bill, compose, deploy, effectuate, arrest, actualizes, counteract, bring to bear, averting.

Fulfil zıt anlamlı kelimeler, Fulfil kelime anlamı

Fall short of : Umduğu gibi çıkmamak. Beklentileri karşılayamamak. Yetmemek. Yetersiz kalmak. Yetişmemek. Tükenmek. Az gelmek. Eksik gelmek. Bekleneni verememek. Beklentileri karşılamamak.