Conderser türkçesi Conderser nedir

  • Işık toplayıcı.
  • Yoğuşturucu.
  • Buharın yoğuşmasını sağlayan büklüm boru.

Conderser ingilizcede ne demek, Conderser nerede nasıl kullanılır?

Absconders : Adaletin pençesinden saklanmış kimse. Firari. Kaçak.

Seconders : Bir kanun taslağını destekleyen kimse. İkincil. Destekleyen.

Absconder : Adaletin pençesinden saklanmış kimse. Firari. Kaçak.

Seconder : Bir kanun taslağını destekleyen kimse. Destekleyen. İkincil.

Seconder active transport : Bağırsak epitel hücrelerinde ve böbrek epitel hücrelerinde glikoz ve amino asit taşınması gibi sodyum iyonlarının yoğunluk farkından enerji sağlayarak çalışan etkin taşınım tipi. İkincil aktif taşınım.

Condemn : Suçlamak. Ayıplamak. Hüküm vermek. Çarptırmak. El koymak. Mahkã»m etmek. Kamulaştırmak. Kınamak. İstimlak etmek. Mahkum etmek.

Secondery of a transformer : Dönüştüreç ikincili. Dönüştürecin bir yüke bağlanmış ikincil akım sarımı; dönüştürecin güç çıktı sarımı.

Seconder constriction : İkincil boğum. Kromozom üzerinde bulunan ve metafazda iğe bağlanmayan, sentromerin dışında boyanmayan bölge. sekonder boğum.

Seconder infection : İkincil enfeksiyon. Birincil etken tarafından başlatılan bir enfeksiyona sonradan ikinci bir patojen etken karışması durumu.

 

Condemn to death : İdama mahkum etmek. Ölüm cezasına çarptırmak.

İngilizce Conderser Türkçe anlamı, Conderser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conderser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chitchat : Çene çalmak. Hasbıhal. Laklak. Gevezelik. Çene çalma. Dedikodu. Havadan sudan konuşmak. Sohbet. Çene. Muhabbet.

Chew the fat : Laflamak. Geyik muhabbeti yapmak. Havadan sudan konuşmak. Makara yapmak. Kaynatmak. Geyik yapmak. Lak lak etmek. Laklak etmek. Çene çalmak.

Chit chat : Sohbet. Küçük kısa konuşma. Geyik muhabbeti yapmak. Muhabbet. Çene çalma. Geyik yapmak. Makara yapmak. Önemsiz meseleler hakkında konuşma.

Chaffer : Çekişme. Pazarlık. Alışverişte bulunmak. Pazarlık etmek. Çekişmek.

Liquify : Erimek. Katı bir maddeye ısıtarak eritme, gazı soğutarak veya basınç altında sıvı hale getirme. Sıvılaşmak. Sıvı hale getirmek. Sıvılaştırmak. Sıvılaştırma. Sıvıya dönüşmek. Eritmek.

Claver : Muhabbet. (esas olarak iskoçça) sohbet. Sohbet. Dedikodu. Boş aylak işi konuşma. Sohbet etmek. Çene çalmak.

Distill : Damıtmak. Damlamak. Taktir etmek. Damlatmak. Saflaştırmak. Özünü çıkarmak. Biçimlenmek. İmbikten geçmek. Süzülmek. Ayrıştırmak.

Chatter : Laklak etmek (argo terim). Aptalca ve çok konuşmak. Çenesi düşmek. Gevezelik etmek. Çenesi durmamak. Gıcırdatmak. Dişleri birbirine vurmak. Gıcırdamak. Cır cır ötmek. Çatırdamak (dişler).

Fence : Parmaklık. Kaçamak yanıt vermek. Kaçamak cevap vermek. Kaçamaklı konuşmak. Korumak. Doğru yanıt vermekten kaçınmak. Çalınmış eşya alıp satan adam. Eskrim yapmak. Tahta perde. Etrafını çevirmek.

 

Talk : Konuşma. Söylemek. Konuşmak (bir dili). Kişiler arasında geçen ve bir kurala bağlı olmayan konuşma. Konuşmak. Boş laf. Sohbet. Konuşma biçimi. Hakkında konuşmak. Söyleşi.

Conderser synonyms : shoot the breeze, speak, jaw, debate, discourse, condenser, distil, flux, question, chat, argue, interview, confab, rectifier, natter, gossip, liquefy, visit, confabulate, contend.

Conderser zıt anlamlı kelimeler, Conderser kelime anlamı

Expand : Genişletmek. Genleşmek. Açmak. Açılmak. Büyümek. Şişmek. Tevsi etmek. Büyütmek. Yaymak. Gelişmek.

Synonymous : Eşanlamlı. Sinonim. Anlamları aynı veya birbirine yakın olan kelimeler. dil bilimi açısından aslında anlamca birbirine tıpı tıpına denk düşen çok az kelime vardır. eş anlamlı sözler, genellikle bazı kelimelerdeki kavram inceliklerinin çeşitli sosyal ve dil kesimlerinde zamanla gölgelenmeye uğrayarak anlamca birbirlerine yaklaşmalarından oluşmuştur. et. yir/oron «yer»; süçig/tatlıg «tatlı»; yul/bınar «pınar»; ögirmek/sevinmek «sevinmek», tt. baş/kafa; ak/beyaz, kara/siyah, yemeni/yazma, bıkmak/bezmek/usanmak, bunalmak/sıkılmak, göndermek/yollamak; son bulmak/sona ermek; dilemek/istemek, kızmak/öfkelenmek vb. bir dilin kendi kelimeleri arasında olduğu gibi, alıntı kelimeleri arasında da eş anlamlı olanlar vardır. türkçe, arapça ve farsçadan yaptığı alıntılar dolayısıyla bu bakımdan bol örnekler vermektedir: göz / far. çeşm, ar. ayn; dudak / far. leb; kan/ ar. dem; buyruk/ ar. emr>emir; çok / ar. fazla; buyurmak/ ar. emretmek; değer/ ar. kıymet; yetenek/ ar. kabiliyet; üzüntü/ ar. keder; eğilim/ ar. temayül vb. dilimizde eş anlamlı sözlerin batı dillerinden alınmış örnekleri de vardır: doğruca, doğrudan doğruya/direkt; yönerge/talimat/direktif; boyunbağı/kıravat; canbazlık/akrobasi; iş, hareket/aksiyon; dingil/aks; hamamlık/banyo vb. Eş anlamlı (kelime). Aynı anlamlı. Anlamdaş. Müteradif.