Corelate türkçesi Corelate nedir

  • İlişkiyi göstermek.
  • Bağlantılı olmak.
  • Bağdaştırmak.
  • Bağ kurmak.
  • Bağlantı kurmak.
  • İlişiği olmak.
  • İlişkisini ortaya çıkarmak.
  • Uymak.
  • İlişkili olmak.

Corelate ingilizcede ne demek, Corelate nerede nasıl kullanılır?

Corelating : İlişiği olmak. İlişkili olmak. İlişkiyi göstermek. Uymak. Bağlantı kurmak. Bağ kurmak. İlişkisini ortaya çıkarmak. Bağlantılı olmak. Bağdaştırmak.

Coreless : Özsüz. Çekirdeksiz. Esassız.

Coreligionist : Dindaş. Dini aynı olan kimse. Din kardeşi.

Scoreless : Berabere. Sayısız. Golsüz. Golsüzlük. Sayı yapmadan. Skorsuz.

Scoreless draw : Sayısız beraberlik. Golsüz eşitlik.

Core dump : Çekirdek boşaltma. Ana bellek dökümü. Aha bellek dökümü. Çekirdek dökümü.

Core flush : Bellek temizleme.

Core boring : Karot sondajı.

Core carbon content : Göbek karbonu niceliği. Göbek karbon içeriği.

Core extractor : Havuç koparıcı. Karot koparıcı. Karot çıkarıcısı.

İngilizce Corelate Türkçe anlamı, Corelate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Corelate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Turn out : Söndürmek. Toplamak. Katılmak. Yataktan kalkmak. Tersyüz etmek. Dışa dönmek. (dolap vb) boşaltmak. Sıraya dizmek. Kapamak. Dışına dönmek.

 

Invoke : Başlatmak. İstemek. Hatırlatmak. Yalvarmak. Dua etmek. Yakarmak. (tanrıya) yakarmak. Başvurmak. Çağırmak.

Provoke : Öfkelendirmek. Kışkırtmak. Kızdırmak. -e neden olmak. Tahrik etmek.

Press : Bastırmak. Sıkmak. Basım. Acil olmak. Hızlandırmak. Pres. Ütülemek. Preslemek (çelik veya cam veya tuğla vb'ni). Baskı.

Realize : Kazanmak. Kavramak. Bir yapıtı, bir taslağı sahneye uygulamak, yerleştirmek (uygulama). Farkına varmak. Fark etmek. Bir yapıtı, bir taslağı sahneye uygulamak, yerleştirmek. Paraya çevirmek. Kar etmek. Aklında bulundurmak. Gerçekleştirmek.

Film : İnce deri. Fizik, kimya, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. İnce bir tabaka ile kaplamak. Çok ince ve yeğni kabuk ya da katman. Kaplamak. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Zar vb kaplamak. Kaplamak (zar vb.). Çevirmek. Filme çekmek.

Recreate : Yeniden yaratmak. Eğlenmek. Tazelemek. Yeniden canlandırmak. Eğlendirmek. Canlandırmak. Dinlendirmek.

Offset : Ofset basmak. Ofset baskı. Ofset baskı yapmak. Dengelemek. Kaydırma yapmakta kullanılan özel bağlantı parçası. Ofset (baskı için). Telafi etmek. Dallanmak. Karşılığı ile denkleştirmek.

 

Acceded : Yönetime geçmek. Tahta çıkmak. Yerine getirmek. İktidara gelmek. Kabul etmek. Yanaşmak. Razı olmak. Katılmak. İş başına gelmek.

Associates : İşbirliği yapmak. Çağrıştırmak. Şüreka. Arkadaşlık etmek. Benzetmek. Birleştirmek. Ortak etmek. Dostlar. Ortak olmak.

Corelate synonyms : puncture, film make, create verbally, create by mental act, tack, elicit, reinvent, kindle, associate with, raise, spume, write, father, bring forth, abidden, be linked, couple, be related to, choreograph, make for, give, intercommunicated, establish, shell, bring about, adapt oneself, bridge the gap, copy, adapt, distill, get onto, carve out, initiate.

Corelate zıt anlamlı kelimeler, Corelate kelime anlamı

Disassemble : Ayırmak. Parçaları birbirinden ayırmak. Parçalarına ayırmak. Demonte etmek. Paraçalara ayırmak. Kaldırmak. Sökmek. Parçalara ayırmak.

Dissociate : Ayrı olarak düşünmek. Ayırmak. Ayrışmak. Çözüşmek. Birbirinden ayrılmak. Ayrıştırmak. Ayrı tutmak. Çözünmeye uğramak.