Ding nedir, Ding ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bir şeyin birdenbire anlaşıldığını anlatır.
Dink, pirinci kabuğundan ayırmada kullanılan dibek.
Eski türkçe tin: değirmende dövme hazırlamakta kullanılan taş tekerlek.
Değirmen; dövme bulgurun yapıldığı eski bir değirmen çeşidi.
Soku.
Ding ile ilgili Cümleler
- Matris dingil bir pistona bağlıdır.
- Bu mekân Dingo'nun ahırı gibi.
- Dingil kırık.
- Dingil olmayın.
- Fırtına yavaş yavaş dinginleşti.
Ding kısaca anlamı, tanımı
Arka dingil : Arka tekerlekleri ve ayıracı taşıyan dingil ya da bağımsız askı düzenlerinde dingiller dizgesinin tümü
Arka dingil kovanı : Arka dingili taşıyan dış koruyucu.
Artı dingil : Ağır yük tipi ayıraçlarda, ayıraç dişlilerini taşıyan dört kollu dingil.
Dağıtım dingili : Motor kapaçlarını yöneten buruncukları taşıyan dingil.
Dağıtım dingili dişlisi : Anadingil dişlisinden aldığı dönme devimiyle dağıtım dingilini çeviren dişli.
Dağıtım dingili dişlisi imleci : Dişlilerle döndürülen dağıtım dingilinde, dingilin doğru konumunu gösteren imleç.
Dam dingil kalmak : Açıkta kalmak, yapayalnız müşkül bir durumda kalmak.
Dangil dingil : Ufak ve seyrek üzüm salkımı, çıngıl. Densizce yürüyüş. Kadının yalnız başına gezmeye çıkması.
Devirgi dingili dayanağı : Devirgi dingilini taşıyan destekler.
Ding döğmek : Dink taşında dövme yapmak.
Dinga : Maşrapa.
Dinga yoğurdu : Yağı alınmış sütten yapılan yoğurt.
Dingabak : Başı ustura ile iyice traş edilmiş kişi.
Dingala : En geri: Dingalaya kaldın. En geride gelen.
Dingarga : Çok zayıf, kuru kişi. Donmuş gibi dimdik duran kişi.
Dingdingkara : Kök tarafında tüylü yaprakları olan, kırmızı açan çiçekleri yavaş yavaş mavi ve mor renk alan, kökü iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılan bir bitki.
Dingdong kuramı : Dilin, doğada var olan sesleri ve devimleri örnekseyerek doğup geliştiğini savunan bir görüş.
Dinge : Fidan. Kalın dikme. Başörtüsü kalıbı. Gelinlerin taktığı ipekli örtü üzerine gümüş, altın dizili başlık. Kadınların başlarına giydikleri hasırdan örülmüş külah. Tahtadan bir kasnak üzerine bez sarılarak başa oturtulan ve üzerine fes konulduktan sonra tülbentle bağlanan, bazen üzerine süs eşyası da takılan, yalnız kadınların kullandığı bir çeşit başlık. Tepe, uç, doruk. Tavana dayanan direk, sütun. Eski türkçe ten: başlık; keçe külah veya kasnak üzerine 'vala' sarıp üzerini kulplatılmış paralarla süsleyerek meydana getirilen başlık; türkmen kadınları arasında yaygındır; bk. ayrıca kofi / Kofiyh.
Dingeci : Maskara, soytarı.
Dingeç : Maskara, soytarı.
Dingede : Ani olarak, ansızın.
Dingedek : Maskara, soytarı.
Dingel : Gelin tacı. Dinlenmek.
Dingelek : [Bakınız: dingildek]. Yersiz söze karışan. Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak.
Dingeleklik : Hoppalık.
Dingelmek : Ayakta durmak, ayağa kalkmak, dik durmak.
Dingene : Kendir dövmeğe yarayan bir aygıt.
Dingesek : Hafif genç kız.
Dingiç : Kıvrık kulaklı keçi.
Dingik : Edepsiz, terbiyesiz.
Dingil açıklığı : Taşıtın ön ve arka dingilleri arasındaki uzaklık.
Dingil ayak bırakmak : Ayakta tutmak, rahatsızlık vermek: Gece çocuk bizi dingil ayak bıraktı.
Dingil başı eğim açısı : Önden bakıldığında, ön tekerlek yönlenme ekseni ile düşey doğrultu arasında görülen açı.
Dingil başı eğimi : Ön tekerlek yönlenme ekseninin, üstte taşıtın ortasına doğru yatık olma durumu.
Dingil dingil : Pörsümemiş, diri, dinç anlamında kullanılır. Sallana sallana, yavaş yavaş: Ata binmiş dingil dingil geliyor. Sallanan, laçka olan eşyalar hakkında kullanılır.
Dingil dingil itmek : Sıçramak, zıplamak, yerinde duramamak. Hayvan koşmaya başlamak, tırıs gitmek. [Bakınız: dingildemek].
Dingil genişlği : Bir dingil üzerindeki iki tekerleğin orta düzlemleri arasındaki uzaklık.
Dingil gibi yemek : Tıka basa yemek.
Dingil kovanı : Arka köprünün, yarım dingilleri içinde bulunduran, borumsu iki yan uzantısı.
Dingil saplaması : Ön tekerlek göbeğini dingil başına bağlayan ve yönlenmeye olanak veren saplama.
Engil dingil : Düzensiz, gelişigüzel.
Esnek yarım dingil : Bir ucundan gövdeye oynak şekilde bağlanmış, öteki ucunda tekerleği taşıyan bağımsız askılı dingil türü.
İşkilli büzük dingilder : gizli bir ayıbı olanlar herhangi bir sözden alınarak kendilerini ele verirler anlamında bir söz.
Kafa dağıtım dingili : Dağıtım dingilinin motor kafasına yerleştirilmiş türü.
Kamalı dingil : Anadingille devinim dingili arasında bulunan, üzerinde hız dişlilerinin ya da kavramaların oynadığı hız kutusu dingili.
Karşıt dingil : Hız kutusunda ara hız düşürme dişlilerini taşıyan dingil.
Kayıcı dişli dingili : Çekme araçlarının hız kutuları üzerindeki dişlinin ilerigeri kaydırılarak başka dişlilerle bağlanıp çözülmesine ve böylece hız değişikliği sağlanmasına olanak veren dışı boyuna kamalı dingil.
Kıç dingili : Kara güreşde kalçanın yardımıyla yapılan kafa, kol oyunu.
Kısa dingil : Ön tekerleği taşıyan kısa metal çubuk.
Tekerlek dingili : Pulluk tekerini ok'a bağlayan demir.
Yardımcı dingil : Devinimi aradingil dişlisinden alan, üzerindeki dişliler aracılığıyla kamalı dingil dişlilerine oranlayarak aktaran dingil.
Yarım dingil : Ayıraçtan arka tekerleklere devinim ileten dingil.
Yarım yüzer dingil : Tekerlek üzerine etki eden araç yükü, itme, durdurma ve yan güçlerden oluşan tüm yükleri taşıyan arka tekerlek dingili.
Yönelteç dingili : Yöneltece uygulanan gücü yönelteç düzeneğine ileten çubuk.
Dingi : Bir çifte kürekli küçük patalya.
Dingil : Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks. Aptal, salak. Kaba saba.
Dingildek : Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak. Dengesi bozuk. Sözüne güvenilmez, kaypak.
Dingildeklik : Dingildek olma durumu, dengesizlik.
Dingildemek : Sallanmak, oynamak. Korkmak, kuşkulanmak.
Dingilli : Dingili olan.
Dingin : Sakin, durgun. Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz. Hareket etmeyen, kımıldamayan.
Dingincilik : Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.
Dinginleşme : Dinginleşmek durumu.
Dinginleşmek : Dingin duruma gelmek.
Dinginleştirmek : Dingin duruma gelmesini sağlamak.
Dinginlik : Dingin olma durumu, durgunluk, sükûnet.
Diğer dillerde Dinerki anlamı nedir?
İngilizce'de Dinerki ne demek ? : theocracy

Bu kısımda Ding nedir? Ding ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ding tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ding hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.