Dove türkçesi Dove nedir

Dove ile ilgili cümleler

English: Ali dove into the swimming pool.
Turkish: Ali yüzme havuzuna daldı.

English: Ali dove into the water and swam as fast as he could.
Turkish: Ali suya daldı ve elinden geldiği kadar hızlı yüzdü.

English: Ali dove into the water.
Turkish: Ali suya daldı.

English: Ali dove into the pool.
Turkish: Ali havuza daldı.

English: A dove is a symbol of peace.
Turkish: Güvercin bir barış sembolüdür.

Dove ingilizcede ne demek, Dove nerede nasıl kullanılır?

Dove cot : Güvercinlik.

Dove cote : Güvercinlerin küçük barınağı. Güvercinlik. Güvercin evi.

Dove eyed : Güvercin gözlü.

Dove like : Naif. Güvercin benzeri. Masum. Güvercine benzeyen. Dürüst.

Dove of peace : Barış güvercini.

Dovecolour : Pembemsi gri renk.

Dovecot : Güvercinlik.

Dovecolor : Pembemsi gri renk.

Stock dove : Gökçe güvercin. Yabani güvercin. Üveyik. Mavi güvercin. Kuşlar (aves) sınıfının, güvercinler (columbiformes) takımının, güvercingiller (columbidae) familyasından, yurdumuzda orta karadeniz ile kuzeydoğu anadolu'da kuluçkaya yatan, diğer bölgelerimizde devamlı görülen, 32 cm kadar uzunlukta, kül rengi, mavi renkte, gagası açık sarı olan bir tür. gök güvercin, mavi güvercin.

 

Dwarf dove : Küçük kumru. Kuşlar (aves) sınıfının, güvercinler (columbiformes) takımının, güvercingiller (columbidae) familyasından, 26 cm kadar uzunlukta, afrika ve anadolu'da parklarda yaşayan çok renkli bir tür.

İngilizce Dove Türkçe anlamı, Dove eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dove ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elide : Kaldırmak. Çıkarmak. Yutmak. Yuvarlamak.

Embeds : Kakmak. İyice yerleştirmek. İçine katmak. Yerleştirmek. Sokmak. Oturtmak. Kafasına sokmak. İçine oturtmak. Gömmek.

Plunges : Atılmak. Batırmak. Suya daldırmak. Dalma. Daldırmak. Darmadağın edilmek. Büyük oynamak (kumar). Sokmak.

Plunge : Darmadağın edilmek. Batırmak. Dalış. Düşmek. Daldırmak. Atılmak. Batmak. Suya daldırmak. Saplamak.

Dive : Suya atlamak. Elini daldırmak. Düşmek.

Conk : Başa vurulan darbe. Ölmek. Tahtalıköyü boylamak. Kafa. Bozulmak. Çalışmamak. Burun. Kıvırcık saçı kimyasal işlemlerle düzleştirmek. Bayılmak.

Darlings : Nonoş (argo terim). Sevimli. Cicim. Can. Ciğerpare. Çekici. Şirin. Tonton. Canım.

De escalate : Önemini yavaş yavaş kaybetmek. Hızını düşürmek. Hafifletmek. Şiddetini azaltmak.

Bottom out : En düşük seviyeye ulaşmak. En aşağı düzeye indirmek. Dibe vurmak. İyice düşmek. Üzülmek.

Abandon oneself to : Kendini teslim etme. Kendini -e vermek. -e kapılmak. Bağımlı hale gelme (kendinden vazgeçme). Kendini kaptırmak. Tüm sınırları kaybetme.

Dove synonyms : australian turtledove, stictopelia cuneata, mourning dove, zenaidura macroura, bypasses, pacifist, cuddlier, browse, culver, dips, eliding, beloved, abates, dive into, beaus, be buried, plunge into, be down, embed, be reduced, be absorbed in, barged, turtledove, elides, barging, impales, allegory, turtledoves, beaux, be lost in thought, impaling, dipped, barge.

 

Dove zıt anlamlı kelimeler, Dove kelime anlamı

Hawk : Avlamak. Öksürerek balgam çıkarma. Açgözlü ve saldırgan tip. Sertlik yanlısı politikacı. İşporta işini yapma. Avlanmak. Öksürmek. Sokakta öteberi satmak. Sokakta işbortacılık yapmak. İşportacılık.

Dove ingilizce tanımı, definition of Dove

Dove kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A pigeon of the genus Columba and various related genera. The species are numerous.