Dalmak nedir, Dalmak ne demek

  • Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek.
  • Bir yerin içine girmek.
  • Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak.
  • Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek.
  • Uyumak.
  • Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak

"Dalmak" ile ilgili cümle

  • "O serinlik içinde Tevfik dalmış. Uyandığı vakit güneş çoktan doğmuştu." - M. Ş. Esendal
  • "Çocuk ateşi çıkınca daldı."
  • "O çirkin, kaba kunduralarla sıcak günde serin denize dalmışım gibi rahatladım." - A. Kutlu
  • "Hızla içeri dalıp mumun başında duran adama doğru iki adım attı." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Dağılmak.

Köpek havlamak, saldırmak.

Dağılmak.

Kaynamaya başlamak.

Kavgada birden saldırmak.

Dağılmak.

Kadın başörtüsü.

Dağılmak, zıt anlamlısı daalmak

Dalmak kısaca anlamı, tanımı:

Dala çıka : Büyük güçlüklerle.

Dalıp çıkmak : Deniz, göl vb. yerlerde suyun içinde kaybolup yeniden görünmek. birçok yere girmek. deniz, göl vb. içinde kısa süre kalmak.

Dalıp gitmek : Bir düşünce veya hayal ile bulunduğu ortamdan uzaklaşmak.

Dalma : Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması. Dalmak işi.

Derin uykuya dalmak : Derin bir biçimde uyumak.

Düşünceye dalmak : Derin derin düşünmek.

 

Esrara dalmak : Sırlara gömülmek.

Gaflet uykusuna dalmak : İdraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak. dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak.

Gözü dalmak : Gözü bir noktaya dikili olarak dalgın dalgın bakmak.

Hayale dalmak : Dış dünyadan uzaklaşarak gerçekleşmesi istenilen şeyleri veya hatıraları düşünmek.

Hülyaya dalmak : Hayal kurmak.

İçeriye dalmak : Bir yere izinsiz girmek. kapalı bir yere hızlıca girmek.

Kendi alemine dalmak : Eğlenceye, zevküsefaya kapılmak. çevre ile ilgisini kesip iç dünyasına kapanmak.

Konuşmaya dalmak : Başka şeylerle ilişkiyi keserek belli bir konudan söz etmek.

Lafa dalmak : Uzun süren bir sohbette bulunmak, çok konuşmak.

Seyre dalmak : Bir şeye kendini vererek bakmak.

Söze dalmak : Lafa dalmak.

Tefekküre dalmak : Derin düşünmek, düşünceye dalmak.

Tek dalmak : Güreşte karşı güreşçinin tek bacağını kapmak.

Telaşına dalmak : Herhangi bir şeyle ilgili olarak heyecan içinde, aceleyle, sıkıntıyla davranmak.

Uykuya dalmak : Uyumaya başlamak.

Girmek : Dışarıdan içeriye geçmek. Girişmek, başlamak. Erişmek, ulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Yüklenmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Kavgaya tutuşmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Bulaşmak. Yemek yemek. Katılmak.

Bilme : Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. Bilmek işi.

 

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gelme : Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan. Gelmek işi.

Geçmek : Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. Yazılmak, girmek. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. Bir yere gidip oturmak. Birinden meşk etmek. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. Okulda, sınavda başarı göstermek. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek. Üstünlük sağlamak. Çekiştirmek, yermek. Harcamak. Bir yerden başka bir yere gitmek. Zamanı aşmak, geride bırakmak. Sönmek. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. Yaşamak. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir duruma uğramak, konu olmak. Kabul edilemez olmak. Sürümü olmak, satılmak. Geride bırakmak, aşmak. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. Bırakmak, vazgeçmek. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. Etki yapmak, işlemek. Kalmak, devrolmak. Tükenmek, bitmek, sona ermek. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. Görev almak. Yerini bırakıp başka yer almak.

Uyumak : Çevresindeki olayları fark etmemek, görmemek. İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak. Uyku durumunda olmak. İşlem görmemek, durgun kalmak, el sürülmemek.

Uğraş : Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş, iş güç, meşguliyet. Bir insanın yaptığı iş veya meslek, iş güç, meşguliyet.

Bir : Bir kez. Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Beraber. Ancak, yalnız.

Dalmak ile ilgili Cümleler

  • Ben dalmaktan heyecan duyuyorum.
  • Araba sürerken uykuya dalmaktan korktum.
  • Ali nöbette uykuya dalmakla suçlandı.
  • Akşam yemeğinden sonra, ben her zaman kendimi uykuya dalmakta bulurum.
  • Sığ suda dalmak tehlikeli.
  • Uykuya dalmak elimde değildi.
  • Bu fırtınalı yaz gecelerinde uykuya dalmak zordur.

Diğer dillerde Dalmak anlamı nedir?

İngilizce'de Dalmak ne demek? : v. dive, plunge, rush in, rush into, break into, bounce, nip in, sink, sink into, lose oneself in, be absorbed in, meditate, barge, bathe, break, conk, contemplate, dip, drop, drowse off, duck, engross, groove, jut into, muse, pitch into, plummet

Fransızca'da Dalmak : plonger, s'enfoncer, s'engouffrer, s'immerger, se plonger, s'absorber

Almanca'da Dalmak : v. brüten über, nachhängen, tauchen, untersinken, verlieren: sich verlieren, versenken: sich versenken, versinken, vertiefen: sich vertiefen

Rusça'da Dalmak : v. погружаться, окунаться, нырять, пробираться, забываться, забег`ать, предаваться, поглощать, погрузиться, окунуться, пробраться, забыться, предаться, поглотить