Uyumak nedir, Uyumak ne demek

  • Uyku durumunda olmak.
  • İşlem görmemek, durgun kalmak, el sürülmemek
  • İlaç etkisiyle ağrı duymayacak kadar derin uykuya dalmak.
  • Çevresindeki olayları fark etmemek, görmemek.

"Uyumak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hasta uyuyunca ameliyata alınacak."
  • "Bu eski gururu ta canevinde uyurmuş meğer." - T. Buğra
  • "Ben de sizler gibi adam olurdum, okurdum; okumak bilsem okurdum da uyumazdım." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Kan pıhtılaşmak.

Diğer sözlük anlamları:

İçine damızlık karıştırılan yoğurt sütü ve pekmez gibi şeyler katılaşmak, koyulaşmak, kan pıhtılaşmak.

Uyumak hakkında bilgiler

[Bakınız: uyku]

Uyumak ile ilgili Cümleler

  • Şu an tek istediğim uyumak.
  • Uyumak için bir yer arıyoruz.
  • Uyumak için hangi yatağı istersin?
  • Uyumak için odana gittiğini düşündüm.
  • Köpek uyumak istiyor.
  • Tek istediğim uyumak.
  • Uyumak için geri git.
  • Biraz daha uyumak ister misin?
  • Uyumak için çok aydınlık.
  • Tom'un tek düşünebileceği uyumaktır.
  • Uyumak için vaktim yok.
  • Yapmak istediğim tek şey uyumak.
  • Uyumak için çok gürültülü.
  • Gerçekten yapmak istediğim biraz uyumak.

Uyumak tanımı, anlamı:

Uyuyan yılanın kuyruğuna basmak : Kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek.

Uyuma : Uyumak durumu.

Uyum : Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni. Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk. Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon.

 

Ayakta uyumak : Aşırı dalgın, şaşkın veya yorgun olmak.

Kalıp gibi uyumak : Kımıldamadan uzun ve derin bir uyku uyumak.

Sütçü beygiri gibi ayakta uyumak : Çok tembel ve miskin olmak.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

İlaç : Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. Çare, önlem.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Duyma : Duymak işi.

Derin : Yoğun. İçten gelen. Uzun süren. Ayrıntılı. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Dip. Yüzeyden içeri inen.

Dalmak : Bir yerin içine girmek. Uyumak. Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak. Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak. Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek. Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek.

İşlem : Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

 

Uyku : Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu. Doğada görülen sükûnet durumu. Gerçeği görememe, aymazlık. Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık.

Olmak : Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Yaklaşmak, gelip çatmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Bulunmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Geçmek, tamamlanmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Yol açmak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Sarhoş olmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sürdürmek, yürütmek. Uymak, tam gelmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yetişmek, olgunlaşmak.

Fark : Çıkarma işleminin sonucu. Ayrım. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans.

Diğer dillerde Uyumak anlamı nedir?

İngilizce'de Uyumak ne demek? : v. sleep, go to sleep, be asleep, rest, have rest, snooze, slumber, be inactive, doss, kip

Fransızca'da Uyumak : dormir, faire dodo, fermer les yeux

Almanca'da Uyumak : v. koksen, pennen, ruhen, schlafen, schlummern

Rusça'da Uyumak : v. дрыхнуть, спать, засып`ать, заснуть, за`сыпать