Uyku nedir, Uyku ne demek

  • Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu.
  • Gerçeği görememe, aymazlık.
  • Çevrede olup bitenin farkında olmama, gaflet, aymazlık
  • Doğada görülen sükûnet durumu.

"Uyku" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hiç kimse bir diğerinin yerine karnını doyuramaz, hiç kimse bir başkasının uykusunu uyuyamaz." - İ. Özel
  • "Kış süresince uykuda olan ağaçlar, baharla birlikte uyandı."

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: uyhu]

Biyoloji'deki anlamı:

Metabolizmanın çok yavaşlatıldığı sakinlik ya da istirahat durumu.

Bilimsel terim anlamı:

Dış uyaranlara karşı bilincin uyuştuğu, tepki gücünün zayıfladığı ve etkinliklerin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu.

İngilizce'de Uyku ne demek? Uyku ingilizcesi nedir?:

dormancy, sleep

Fransızca'da Uyku ne demek?:

sommeil

Uyku hakkında bilgiler

Uyku tüm memelilerde, kuşlarda ve balıklarda gözlenen doğal dinlenme biçimidir. Bu canlılar günlük işlevlerini gerçekleştirebilmek için uykuya ihtiyaç duyarlar. Uyku tam anlamıyla şuursuzluk olarak nitelendirilemez. İnsanlarda yeterli uyku alınmaması unutkanlık, asabiyet, dikkat dağınıklığı gibi sorunlara neden olabilir. Ayrıca gereğinden fazla uyku depresyon gibi rahatsızlıklardan kaynaklanıyor olabilir. Uyku bozukluğu kimi insanlarda kronik hale gelip çok büyük sorunlara neden olabilmektedir. Uyku insan ömrünün en az 1/3'ünü oluşturur. Vücudun dinlenmesini ve beynin bir gün önce aldığı bilgiyi işlemesini sağlar. Uyku, 24 saatlik döngüde doğal olarak yerini almaktadır. Kişinin kolaylıkla uyandırılabildiği, değiştirilmiş bilinçlik halidir. Kişilerin uykudaki davranışlarını ve EEG kullanarak onların beyin dalgalarını inceleyen bilim insanları, uyku sırasında gerçekleşen olaylara dair kanıtları ortaya koyarlar. Uyanıkken ya da uyurken beyin dalgaları, beyindeki milyarlarca nöronlar arasındaki elektrik trafiği sonucunda üretilir. Uyku aynı zamanda hafızanın yeniden yapılandırılması ve psikolojik yenilenme için gereklidir.

 

Rüya insanların uyurken deneyimlediği olaylardır. Nedenleri, kaynakları ve anlamları üzerine geliştirilmiş farklı anlayışlar bulunsa da, genel olarak iki kolda gelişen rüya çalışmalarından bahsedilebilir. Bunlar psikiyatri gibi bilim dallarının teorileri ile metafizik dinsel açıklama çabalarıdır.

Uyku ile ilgili Cümleler

  • Uyku hapına ihtiyacım var.
  • Ben saat ona kadar iyi bir uyku uyudum.
  • Sen uykulusun, o yüzden yatmaya git.
  • Uyku gibisi yoktur.
  • Uyku eksikliği beden için kötüdür.
  • Uyku hakkında kim bir şey söyledi?
  • Ölüm sıklıkla uyku ile karşılaştırılır.
  • Ali bazen uykudan geç kalkar.
  • Ali dün gece uykusunda öldü.
  • Uyku eksikliği şarkıcının performansını etkiledi.
  • Uyku eksikliğimden dolayı bu gece erken yatmaya gidiyorum.
  • Ali bana bir kaç hafta önce bir uyku tulumu verdi.
  • Uyku döngümü asla değiştirmem.
  • Ali her zaman uykuludur.
 

Uyku kısaca anlamı, tanımı:

Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Üstün niteliği olan. Büyük abdest. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Önemli. Niceliği çok olan.

Dinlenme : Dinlenmek (I) işi, istirahat. Dinlenmek (II) işi.

Uyku basmak : Çok uykusu gelmek.

Uyku çekmek : İyice uyumak.

Uyku dağıtmak : Uyumasına engel olmak.

Uyku durak yok : "dinlenme imkânı yok" anlamında kullanılan bir söz.

Uyku gözünden akmak : Çok uykusu gelmek.

Uyku kestirmek : Kısa bir süre uyumak.

Uyku tutmamak : Uyuyamamak.

Uyku vermek : Uyuma isteği duyurmak, uyutucu özelliği olmak.

Uykuda olmak : Yürütülmemek, olduğu gibi durmak.

Uykusu açılmak : Uykulu durumu geçmek.

Uykusu başına sıçramak : Uykusunu iyi alamadığından hırçınlaşmak. uyuyamadığı için sersemleşmek.

Uyku nedir bilmeden : Dinlenme imkânı bulamadan.

Uykusu bölünmek : Yeterince uyumadan uyanmak veya uyandırılmak.

Uykusu gelmek : Uyuma isteği duymak.

Uykusu kaçmak : Kaygılanmak, tedirgin olmak. uyumak amacıyla yatmışken herhangi bir sebeple uyuyamamak.

Uykusunu almak : Uykusunu tam olarak uyumak.

Uykuya dalmak : Uyumaya başlamak.

Uykuya varmak : Sükûnet, sessizlik, hareketsizlik içine girmek. uyumak.

Uykuya yatmak : Uyumak için yatmak.

Uyku apnesi : Uykuda en az 10 saniye süren solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan bir hastalık.

Uyku hastalığı : Normalden çok uyuma hastalığı.

Uyku ilacı : Rahat uyuyabilmek için kullanılan ilaç.

Uyku saati : Yatma ve uyuma vakti.

Uyku semesi : Uyku sersemi.

Uyku sersemi : Uyku sersemliği olan (kimse), uyku semesi.

Uyku seti : Uyku takımı.

Uyku takımı : Çarşaf, yastık kılıfı, nevresim ve yorgandan oluşan yatak eşyası, uyku seti.

Uyku tulumu : Uyumak amacıyla içine girilen tulum biçimindeki yatak. Çok uyuyan kimse.

Uykusu ağır : Uyurken kolayca uyanmayan (kimse), uykusu derin.

Uykusu derin : Uykusu ağır.

Uykusu hafif : Küçük bir sesten hemen uyanan (kimse).

Ağır uyku : Derin uyku.

Daluyku : Derin uyku.

Deliksiz uyku : Derin uyku.

Derin uyku : Uyanılması güç uyku, ağır uyku, deliksiz uyku, taş uykusu.

Hafif uyku : Derin olmayan, kolayca uyanılabilen uyku.

Gaflet uykusu : İdraksizlik, bilgisizlik, aymazlık. Dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk.

Kış uykusu : Soğuk ve kurak mevsimlere karşı koyabilmek için canlı varlıkların yapısında görülen olayların bütünü. Ilıman ve soğuk bölgelerde, özellikle yapraklarını döken ağaçlarda ham ve ongun besi suyu dolaşımının tamamen veya kısmen durması. Durgunluk, hareketsizlik dönemi.

Kuş uykusu : Tavşan uykusu.

Öğle uykusu : Genellikle öğle yemeğinden sonraki kısa süreli uyku.

Taş uykusu : Derin uyku.

Tavşan uykusu : Çabuk uyanılabilen uyku, kuş uykusu.

Tilki uykusu : Yarı uyanık biçimdeki uyku, hemen uyanılabilen uyku.

Yaz uykusu : Öğle saatlerinde uyunan uyku.

Uyku sersemliği : Uykunun verdiği ağırlık ve baş dönmesi.

Uykucu : Uykuyu seven, çok uyuyan kimse.

Uykucu mahmut : Uykuyu çok seven, çok uyuyan kimseler için kullanılan bir söz.

Uykuculuk : Uykucu olma durumu.

Uykulu : Uyku gereksinimi olan. Uyku sersemi olan. Uyku sersemi olarak.

Uykulu uykulu : Uykudan yeni kalkmışken, uyku sersemliği üzerindeyken.

Uykuluk : Karaciğer. Kundaktaki çocukların avucunda biriken kir. Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ortak ad. Dalak.

Uykusu ağır olmak : Uykudan zor uyanmak.

Uykusu derin olmak : Uykusu ağır olmak.

Uykusuz : Uyumamış veya uykusunu alamamış. Uyumadan, uykusunu almadan.

Uykusuz kalmak : Uyuyamamak.

Uykusuzluk : Uyku uyuyamama veya uyumamış olma durumu.

Açın uykusu gelmez : "aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Derin uykuya dalmak : Derin bir biçimde uyumak.

Gaflet uykusuna dalmak : Dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak. idraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak.

Gaflet uykusundan uyandırmak : Bilgisizlikten, idraksizlikten kurtarmak.

Gözü uyku tutmamak : Uyuyamamak.

Gözünden uyku akmak : Çok uykulu olmak.

Gözüne uyku girmemek : Uyuyamamak, uykusuz kalmak.

Tilki uykusuna vermek : Uyuyormuş gibi yaparak fırsat kollamak.

Tilki uykusuna yatmak : Uyuyormuş gibi yaparak fırsat kollamak.

Uyaran : Organizmada uyarım yaratan, uyarıcı. Bir uyarım, bir tepki yaratan herhangi bir güç, uyarıcı. Uyarma işini yapan (kimse veya şey), münebbih.

Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon.

Tepki : Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış. Karşılık verme. Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon.

Zayıf : Önemli, güvenilir olmayan. Başarısızlığı gösteren not. Çok az. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Görevini yapacak yeterli gücü olmayan.

Türlü : Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek. Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif.

Etkin : Hareketli, işleyen, çalışan, faal, aktif, dinamik. Fiilde bulunan, etkinlik gösteren, edilgin karşıtı. Kimyasal tepkimelere katılma yatkınlığı gösteren (molekül, atom).

Ölçü : Değer, itibar. Ölçüt. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Ölçme sonucu bulunan rakam. Belirlenmiş boyut. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.

Memeliler : Doğurarak üreyen, memeleri olan, sıcakkanlı, iki akciğerli, kalbinde dört boşluğu olan, vücutları genellikle tüylerle örtülü omurgalı hayvanlar sınıfı.

Aymazlık : Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

Uyku basmak : çok uykusu gelmek. İlgili cümle: "“İkimiz de esniyorduk, uyku bastırıyordu.”" O. C. Kaygılı.

Uyku başa vurmak : Uyumadığı için sersemlemek.

Uyku devimi : (botanik)

Uyku durak : Dinlenme olanağı: Hiç uyku durak yok!

Uyku gideren :

Uyku hastalığı kamçılısı : İnsanlarda uyku hastalığı yapan bir gözeli ve kamçılı hayvan.

Uyku kipi :

Uyku özeği : Elektrik akımıyle uyarıldığı zaman uyumayı sağlayan bir beyin özeği.

Uyku senesi : Yağışlı giden yıl: Yağmurdan göz açamadık, bu sene uyku senesi olacak.

Uyku vermek : uyuma isteği duyurmak, uyutucu özelliği olmak. İlgili cümle: "“Sıkılıyorum, uyku veriyor bu tür konuşmalar artık bana.”" A. İlhan.

Diğer dillerde Uyku anlamı nedir?

İngilizce'de Uyku ne demek? : adj. sleeping

n. sleep, rest, nap, repose, shuteye, slumbers

pref. dorm

Fransızca'da Uyku : sommeil [le]

Almanca'da Uyku : n. Nachtruhe, Schlaf

Rusça'da Uyku : n. сон (M), дремота (F)