Fries türkçesi Fries nedir

  • Sıcak yağda kavrulmuş olan patates dilimleri.
  • Virginia eyaletinde yerleşim yeri.
  • Kızarmış patates.
  • Patates kızartması.

Fries ile ilgili cümleler

English: Ali is eating French fries out of a bag.
Turkish: Ali bir torba patates kızartması yiyor.

English: Do you want fries with that?
Turkish: Onunla birlikte patates kızartması ister misin?

English: Your fries are getting cold.
Turkish: Kızartmalarınız soğuyor.

English: French fries without vinegar, please.
Turkish: Sirkesiz patates kızartması, lütfen.

English: Ali prefers to eat French fries with ketchup.
Turkish: Ali ketçaplı patates kızartması yemeği tercih ediyor.

Fries ingilizcede ne demek, Fries nerede nasıl kullanılır?

Karan fries cattle : Hindistan’dan köken alan, holştayn ve tharparkar ırkları kullanılarak geliştirilmiş, 3/8 ila 4/8 oranında hoştayn genotipi taşıyan sütçü sığır ırkı. Karan fries sığırı.

French fries : Cips. Patates tava. Patates cipsi. Kızarmış parmak patates. Patates kızartması. Cipslik patates. Kızarmış patates.

Friesian : Frizye dili. Frizye sığırı. Frizyeli kimse. Bir tür sığır.

Friesian milk sheep : Frizyan sütçü koyunu. Almanya’nın kuzey doğu bölgesi, hollanda ve belçika’dan köken alan, ortalama süt verimi en yüksek olan sütçü, etçilik karakteri iyi gelişmemiş, yapağı miktarı iyi fakat yapağısı kaba olan, 3-5 koyunluk gruplar halinde yetiştirilen, vücut beyaz, başta küçük koyu lekeler görülebilen, kulaklar uzun yatay, vücudu iri yapılı sütçü ırk, friesian sütçü koyunu, marş koyunu. Ost friz koyunu. Marş koyunu.

 

Frieslands hen : Yedi farklı varyetesi bulunan, yumurta kabuğu rengi beyaz ve balta ibikli, yumurta verimleri oldukça iyi ancak yumurtaları oldukça küçük olan, hollanda’nın en eski tavuk ırkı. Frieslands tavuğu.

Fried eggs : Yağda yumurta. Sahanda yumurta.

Australian friesian sahiwal cattle : Avustralya frizyan sahiwal sığırı. Avustralya’dan köken alan, queensland’da tropik bölge koşullarında süt veriminden yararlanmak amacıyla sahiwal, pakistan zebu’sunun sütçü tipi ve avustralya holştayn-frizyan ırkları kullanılarak geliştirilmiş, tropik koşullar altında bile güvenilir düzeydeki süt ve döl verimiyle birlikte sıcağa ve kenelere karşı direnç gösteren, bu koşullar altında holştayn ırkından % 15 daha yüksek verim gücü ortaya koyan sütçü sığır ırkı.

Belfries : Çan kulesi. Çan kulesi sahanlığı. Çankulesi.

Fried onion : Kızartılmış soğan. Kızartma tavasında pişirilmiş olan soğan.

Fried : Sarhoş. Yağda kızarmış. Yağda pişirilmiş. Kızartma. Kızartılmış. Kızarmış. Tava yapılmış. Kavurma.

İngilizce Fries Türkçe anlamı, Fries eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fries ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hash browns : Doğranmış ve kızartılmış patatesler. Mücver.

Fried potatoes : Cipslik patates. Patates kızartma. Patates cipsi.

 

Spud : Tirpidin. Tirpit. (kutlama vb amacıyla) yumruk çakma. Patates. Kısa ve kalın şey. Çapa ile kesmek. Çapa. Çapalamak. Spatula. Kazma.

Potato : Patates dermatitisi. Dolar. Kafa. Birkaç hafta süreyle aşırı düzeyde patates tüketimi sonucu, sığırlarda, bacakların alt kesimlerinde oluşan kabuklanmalarla belirgin deri yangısı. Patlıcangiller (solanaceae) familyasından, beyaz ya da pembe çiçekli, toprak altı yumruları sebze olarak kullanılan, ülkemizde geniş alanda kültürü yapılan bir tür. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Baş. Patates.

French fried potatoes : Cips. Cipslik patates. Patates cipsi. Pomfrit patates.

Murphy : North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Teksas eyaletinde şehir. Patates.

Chip : Çentik. Marka. İşliklerde bezemlerin, doğrama işlerinin yapılmasıyla görevli kimse. Çentmek. Mikrodevre (bilgisayar). Çöp. Kenarından parça koparmak. İz. Fiş. Yontmak.

Chips : Mıcır. Cips. New york finans piyasasında bankalararasında bağlantı kuran, işlemleri yürüten ve hesapları denkleştiren takas sistemi. krş. bankalararası para piyasası. Mikroçip. Chıps.

White potato : Beyaz patates.

Tater : Patates.

Fries synonyms : irish potato, french fries.