Gecik nedir, Gecik ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Dizkapağı.
Süslü, güzel, zarif, şık (kimse).
Uyuz hastalığı.
Gecik ile ilgili Cümleler
- Trenin gecikmeli olup olmadığı hiç önemli değil.
- Bence onlar gecikecek.
- Tren gecikti.
- Ali muhtemelen gecikecek.
- Gecikme kaçınılmazdı.
- Geciktiğimiz her dakika insan hayatına mal olur.
- Ne gecikmeye sebep oluyor?
- Ben geciktim.
- Gecikmemiz trafik sıkışıklığı nedeniyleydi.
- Hiç gecikme yoktu.
- Sürücüler trafik gecikmelerini önceden tahmin etmeliler.
- Gecikeceğim.
- Lütfen gecikmeyi açıkla.
- Gecikme kaçınılmazdı.
- Ben geciktim.
- Bence onlar gecikecek.
- Gecikme için özür dilerim.
- Gecikmeler için hazır ol.
- Gecikmenizi açıklamanızı istiyoruz.
- Gecikmek istemiyoruz.
- Hiç gecikme yoktu.
- Sürücüler trafik gecikmelerini önceden tahmin etmeliler.
- Ne gecikmeye sebep oluyor?
- Ali muhtemelen gecikecek.
- Trenin gecikmeli olup olmadığı hiç önemli değil.
- Gecikmemiz trafik sıkışıklığı nedeniyleydi.
Geci ile ilgili Cümleler
Gecik anlamı, tanımı
Geci : Çuval. Köpek yiyeceği, yal. Gece. Gece vakti
Dış gecikme : İktisadi politikaların uygulanmaya konulmasıyla, söz konusu politikaların ekonomi üzerindeki etkilerinin ortaya çıkması arasında geçen zaman. karşılığı iç gecikme.
Duyum gecikmesi : Uyaranın, başladığı ve bittiği kısa süre içinde algılanamaması durumu.
Ekinsel gecikme : (Ogburn) Tinsel ekin öğelerinin özdeksel ekin öğelerindeki değişiklikleri gecikmeyle izledikleri, çağını doldurmuş tinsel ekin öğelerinin yeni özdeksel koşullara karşın bir süre daha etkinliklerini sürdürdükleri görüşü.
Gecikebilme : Gecikebilmek işi.
Gecikebilmek : Gecikme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Geciken akış : Pis ve kirli su borularında suyun akışının gecikmesi hali.
Gecikme açısı : Dalgalı akım evresinin, geriliminkine göre geri kaydığı açı.
Gecikme faizi : Borcun vadesinde ödenmemesi durumunda yasa ya da sözleşmeden doğan parasal yükümlülük biçimindeki ek ödeme.
Gecikme üremi : Ödemenin belirli gününde yapılmaması nedeniyle alınan gecikme üremi.
Gecikmeli ateşleme : Ateşlikteki kıvılcımın gereken süreden daha geç oluşması durumu.
Gecikmeli bağlanım : (Zaman dizileri) Bağımsız değişkenlerden en az birinin ötekilere göre gecikmeli olduğu bağlanım.
Gecikmeli değişken : Bir fonksiyonel ilişkide bağımlı değişkeni gecikmeyle etkileyen bağımsız değişken.
Gecikmeli etki : Bir fonsiyonel ilişkide bağımsız değişkende ortaya çıkan bir değişmenin belirli bir dönem sonra bağımlı değişkende yarattığı etki.
Gecikmeli ilerleme : Bir öğrencinin genellikle sınıfını iki yılda bir geçebilmesi. Bir öğrencinin akademik başarı bakımından orta bir öğrencinin ilerleme hızına erişememesi durumu.
Gecikmeli ilişki : (Zaman dizileri) Birinin ötekine göre gecikmeli olduğu iki dizi arasındaki ilişki.
Gecikmeli konuşma : Zekâ geriliği, elverişsiz sağlık durumu, işitme yitimi, devim-ortak güdümü (motor koordinasyon), bozukluğu, duygusal çatışma, olumsuz aile ve çevre koşullarından herhangi biri nedeniyle çocuğun yaşına uygun bir düzeyde geliştiremediği konuşma.
Gecikmeli nötron kesri : Fisyon başına ortalama gecikmeli nötron sayısının, fisyon başına toplam gecikmeli nötron sayısına oranı.
Gecikmeli nötronlar : Nükleer fisyon sürecinde ani olarak değil, fakat fisyon ürünlerinin radyoaktif bozunması sonucu, belli bir gecikmeyle açığa çıkan nötronlar.
Gecikmeli ortakdeğişke : (Zaman dizileri) Birinin ötekine göre gecikmeli olduğu iki dizi arasındaki ortakdeğişke.
Gecikmesiz : Gecikmesi olmayan, rötarsız.
Gecikmez : Kars şehri, Karakurt bucağına bağlı bir yer.
Gecikmiş borç : Vadesinde ödenmeyen borçların ileri bir tarihe aktarılması.
Gecikmiş ejakülasyon : Cinsel birleşim sırasında ejakülasyonun geç oluşu.
Gecikmiş ergenlik : Bireyin ergenlik çağına ulaşmasına rağmen siklik aktiviteyle ilişkili foliküler gelişme, kızgınlık belirtileri gibi ergenlikle ilgili gelişmelerin henüz görülmemesi.
Gecikmiş içgüdü : Doğumdan ya da kuluçka döneminden ancak bir süre sonra ortaya çıkan herhangi bir içgüdü.
Gecikmişlik : Gecikmiş olma durumu.
Geciksemek : Biraz geç kalmak.
Geciksenmek : Bir işi ağır yapıldı sanmak.
Geciktirebilme : Geciktirebilmek işi.
Geciktirebilmek : Geciktirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Geciktirici bağlaç : Çevrimdeki değişiklikten ancak bir süre sonra işleyen akımmıknatıssal bağlantı gereci.
Geciktirici çevrim : Elektriksel iletişimde kullanılan ve bir dalganın ya da bir imlemin yola çıkmasını bir süre geciktiren çevrim.
Geciktirim : Ve TV İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağına ilişkin ipuçları vererek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı içinde bırakma biçimindeki anlatım. Bir oyunda seyircinin ilgisini ve gerilimini canlı tutmada kullanılan geciktirme uygulayımı. İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağını duyurmak, fakat sonucu durmaksızın geciktirerek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı, yürek oynaması içinde bırakmak, soluk kesici bir durum yaratmak biçiminde kendini gösteren anlatım çeşidi. Bir oyunda seyircinin merakını uyandıracak geciktirme.
Geciktirme kablosu : İmlerin aktarılmasında büyük ölçüde geciktirme sağlayan yapıdaki eşeksenli kablo.
Geciktirme satırı : Girişteki im ile çıkıştakinin aynı olmasını, ancak zaman yönünden ikisi arasında bir sürenin yer almasını sağlayan, genellikle renkli televizyonda kullanılan düzen.
Geciktirme teması : Seyirciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağını duyurmak, ama sonunu geciktirerek seyirciyi sürekli bir bekleyiş ve gerginlik içinde bırakmak.
İç gecikme : İktisadi durumun belirlenmesi, uygulanacak iktisat politikalarının kararlaştırılması ile politikaların uygulamaya konulması arasında geçen zaman. karşılığı veri gecikmesi, algılama gecikmesi, yasama gecikmesi, yürütme gecikmesi, dış gecikme.
İçyükül gecikmişlik : Bir içyükülde sürücü dalgalı alanda erke soğurumundan kaynaklanan ucaylanım gecikmesi.
İdari gecikme : Yasama ve yürütme gecikmeleri bileşiminden oluşan iç gecikme türü.
Kültürel gecikme : Kültür değişmeleri sürecinde söz konusu kültür karmaşasının bir parçasının değişmeye uymasındaki gecikme; bundan doğan uyuşmazlık, boşluk.
Liman gecikmesi : Kıyının herhangi bir yerinde, ayın öğlen çemberi üzerine geldiği sırada kuramsal olarak kabarma olayının en yüksek düzeyine ulaşmasında görülen gecikme süresi.
Lundberg gecikmesi : İstemin doğduğu an ile istemi karşılamak için sunumdaki artış arasında geçen zaman.
Metzler gecikmesi : Üretimin yapılması ile üretilen malın satışından sağlanan gelirin elde edilmesi arasında geçen zaman.
Mıknatıssal gecikim : Mıknatıslayıcı alanda oluşan mıknatıssal irkilimin, olanın kuruluşuna göre gecikmesi.
Ödemede gecikme : Ödeme yapılması gereken zamanı geciktirme. Bir borcun, süresinin bitiminde ödenememiş olması.
Ödemeyi geciktirme : Ödenmesi gerekli olan bir borcun, bir belgite ilişkin ödeme işleminin geciktirilmesi, ileride belirli bir güne bırakılması.
Öğrenimde gecikme : Okulu bitirme yaşı ile yönetmelikçe saptanan en küçük yaş arasındaki ayırıma verilen ad.
Robertson gecikmesi : İktisadi karar birimlerinin gelirlerini elde etmeleri ile harcamalarını yapmaları arasında geçen zaman.
Üretim gecikmesi : Üretim sürecinde girdilerin alınması ile sonul malın üretilmesi arasında geçen zaman.
Veri gecikmesi : İktisat politikası oluşturanların ekonominin durumu hakkındaki verileri eşanlı olarak değil, belli bir zaman sonra elde etmeleri nedeniyle ortaya çıkan iç gecikme türü. karşılığı algılama gecikmesi, yasama gecikmesi, yürütme gecikmesi.
Yasama gecikmesi : Belirli bir iktisat politikasının uygulanması için gerekli olan yasal düzenlemenin yapılmasına kadar geçen zamanı ifade eden iç gecikme türü. karşılığı algılama gecikmesi, veri gecikmesi, yürütme gecikmesi.
Yumuşama gecikmesi : Yalın karbonlu çeliklerin menevişlemelerinde oluşan yumuşamanın, karbür yapıcıların eklenmesiyle gecikmesi olayı.
Yürütme gecikmesi : İç gecikmenin üçüncü aşaması olup iktisat politikası yapıcılarının yeni bir politika uygulamaya karar vermelerinden politika araçlarını değiştirmelerine kadar geçen süre. karşılığı algılama gecikmesi, yasama gecikmesi, veri gecikmesi.
Gecikilme : Gecikilmek durumu.
Gecikilmek : Gecikme işi yapılmak.
Gecikme : Gecikmek işi, teehhür, rötar.
Gecikmek : Geç kalmak, herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak. Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak.
Gecikmeli : Gecikmesi olan, tehirli, rötarlı.
Geciktirilme : Geciktirilmek işi.
Geciktirilmek : Gecikmesine yol açılmak.
Geciktirme : Geciktirmek işi, tehir.
Geciktirmek : Gecikmesine sebep olmak, tehir etmek.
Diğer dillerde Gecekondulu anlamı nedir?
İngilizce'de Gecekondulu ne demek ? : squatter

Bu kısımda Gecik nedir? Gecik ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Gecik tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Gecik hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.