Guessing türkçesi Guessing nedir

Guessing ile ilgili cümleler

English: I'm guessing you didn't buy this yourself.
Turkish: Bunu kendin almadığını tahmin ediyorum.

English: I'm just guessing.
Turkish: Sadece tahmin ediyorum.

English: I'm pretty good at guessing.
Turkish: Ben tahmin etmede oldukça iyiyim.

English: I'm sick of playing these goddamn guessing games with you.
Turkish: Seninle bu kahrolası tahmin oyunlarını oynamaktan bıktım.

English: I was just guessing.
Turkish: Sadece tahmin ediyordum.

Guessing ingilizcede ne demek, Guessing nerede nasıl kullanılır?

Correction for guessing : Rastlantı etkisini ortadan kaldırmak ya da azaltmak için, bir testin doğru-yanlış ve doğru-seçmeli maddelerinden elde edilen puanların, yanlış yanıtların sayısına göre ve kuralına uygun olarak azaltılması işlemi. Kestirim düzeltmesi.

Guessingly : Tahmini olarak.

Outguessing : Zekası ile üstün olmak. Avantaj elde etmek için birinin ne yapacağını tahmin etmek. Atlatmak. Galip gelmek. Birinin plan veya hareketlerini önceden tahmin etmek.

A wild guess : Kaba tahmin. Kaba bir tahmin.

At a guess : Tahminen. Aşağı yukarı.

Guessable : Kestirilebilir. Tahmin edilebilir. Varsayım ile ulaşılabilir. Tahmin olunabilir.

 

Wild guess : Kaba tahmin. Karanlıkta ateş etme. Uçarı tahmin.

Guess : Oranlamak. Düşünmek. Tahmin. Sezmek. Zannetmek. Sanmak. Keşfetmek. İçine doğmak. Varsayımda bulunmak. Tahmin etmek.

Guessed : Varsayımda bulunmak. Zannetmek. İçine doğmak. Tahminde bulunmak. Tahmin etmek. Sezmek.

Hazard a guess : Tahminde bulunmak. Kafadan atmak. Tahmin etmek.

İngilizce Guessing Türkçe anlamı, Guessing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Guessing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Approximation : Yakınlaştırma. Yakınlık. Kararlama. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Denklem ya da kuramlarda, kesin çözüm bulunamayan yerde yaklaşık çözüm bulma. Benzerlik. Tahmin. -e yakın olma. Yaklaştırma. Uyumlulaştırma.

Forefeels : Önseziye sahip olmak. Önceden hissetmek. Önceden algılamak.

Affeer : Belirli bir miktara düşürmek. Doğrulamak. Değer biçmek.

Deeming : Tutmak. Varsaymak. Kabul etmek. Sanmak. Saymak. Kıyas etmek. Addetmek. Görmek. Farz etmek.

Fourty winks : Şekerleme.

Guesswork : Tahmin. Varsayım. Tahmin işi. Tahmine dayanan sonuçlar. Tahmine dayanan sonuç. Varsayımda bulunma. Tahmini iş.

Antedated : Erken bir tarihe almak. Geçmiş tarih atmak. Erken tarihe almak. Önce gelmek. Geçmiş tarih atmak (faturaya vb). Bir senede geçmiş tarih atmak. Erkene almak. Eski tarih koymak. Eski tarih atmak.

Forebode : Önceden hissetmek (özellikle uğursuz bir şeyi). Önsezi. Önceden sezmek. Önceden haber vermek. Uğursuz saymak. Belirtisi olmak.

Shot : Nişancı. Yorgun. Şut. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Yudum. Girişim. Erim. Deneme. Postu deldirmek. Atım.

 

Guessing synonyms : guesses, discern, concise, inklings, prophesied, forty winks, dead reckoning, fancies, bodement, foreshowed, forebodes, be sensible of, prognosticating, fanciest, hypothesizes, have a hunch, forecast, foreshow, intuit, conjectures, deems, conjecture, expect, have a feeling, approximated, deemed, nap, inkling, foreboded, detected, divining, divined, approximate.