Affeer türkçesi Affeer nedir

  • Tahmin etmek.
  • Değer biçmek.
  • Belirli bir miktara düşürmek.
  • Doğrulamak.

Affeer ingilizcede ne demek, Affeer nerede nasıl kullanılır?

Kaffeeklatsch : Kahve toplantısı. Kadınlar toplantısı. Kahve içilip sohbet edilen toplantı. Kadınların düzenlediği gün. Kahve içmek ve günlük sohbet etmek için yapılan sıradan toplantı.

Affear : Dehşete düşürmek. Ürkütmek. Korkutmak.

Affect : Etkilemek. Hoşlanmak. Etki etmek. Taslamak. Bozmak. Tesir etmek. Sarsmak. Üzmek. Poz yapmak. Numarası yapmak.

Affect adversely : Kötü etkilemek. Kötü yönde etkilemek. Kötü şekilde etkilemek. Olumsuz etkilemek. Olumsuz yönde etkilemek.

Affect an accent : Aksan takınmak. Aksanlı konuşmak.

Affected : Yapmacık. Üzülmüş. Etkilenmiş. Etki altında kalmış. Eğilimli. Yakalanmış (medikal tıp terimi). Suni. Yapmacıklı. Edalı. Sarsılmış.

Affect stupidity : Aptal numarası yapmak.

Affect the woods : Ormanda yaşamak (botanik ve zooloji terimi).

Affect with panic : Panik olmak.

Affectations : Sahte tavır. Eda. Gösteriş. Naz. Numara. Yapmacık tavır. Yapmacık davranış. Taklit. Yapmacıklık.

İngilizce Affeer Türkçe anlamı, Affeer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Affeer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Queer : Mahvetmek. Acibe. Bozmak. Keyifsiz. Sahte para. Kaçık. Acayip. Tuhaf. Acayiplik. Kalp para.

Peril : Tehlike doğuran nedenler. Zarar doğuran nedenler. Risk. Vahamet. Tehlikeye uğrama. Tehlikeye atmak. Tehlike. Muhatara.

Colour : Duyulanmanın niteliğinde, ışığın tayfsal bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı cinsten olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir duyulanmanın belirtisi, ıralayıcı niteliği. Algılamanın niteliğinde, ışığın görüntüsel bileşim ayrımlarının doğurabilecekleriyle aynı türden olan ayrımları gözlemeyi ve ayırt etmeyi sağlayan, görsel bir algılanmanın belirtisi. renk bir dalga uzunluğudur. örnek ; kırmızı, görüntüsü açısından en uzun, mor ise en kısa dalga uzunluğu içindedir. Boyamak. Bet beniz. Ton. Hareketlilik. Dış görünüş. Doğrudan ya da üzerine düştüğü nesnelerde yansıma, kırılma, soğurulma gibi olaylar sonucu göze ulaşan ışığın, dalga boyuna göre bilinçte uyandırdığı imge. belli bir dalga boyundaki elektromıknatıssal ışınımın niteliği. Renk vermek. Renk değiştirmek.

Augurate : Kehanette bulunmak.

Modify : Değiştirme. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme. Azaltmak. Nitelemek. Değişiklik yapmak. Hafifletmek. Değişmek. Tamlamak. Tadil etmek. Değiştirmek.

Appraising : Fiyat saptama. Değer biçen. Fiyat saptayan. Değer biçme. Değerlendirmek. Fiyat saptamak.

Endanger : Tehlikeye atmak. Tehlikeye sokmak. Tehlike oluşturmak. Zarar vermek. Tehlike etkisinde bırakmak. Kayıp vermek. Tehlikeye düşürmek. (kendisini veya) başkasını tehlike ile karşı karşıya bırakmak. Tehlike yaratmak.

 

Furnish : Sağlamak. Döşemek. Vermek. Tefriş etmek. Dekorasyon yapmak. Teçhiz etmek. Tedarik etmek. Donatmak. Sunmak. Mobilya döşemek.

Incommode : Huzursuzluk vermek. Zahmet vermek. Sıkıntı vermek. Rahatsız etmek. Sıkmak. Huzursuz etmek. Rahatsızlık vermek.

Strike : Vurgun. Vurma. Vurmak. Bezemlerin sökülmesi için verilen komut. Darbe. Sök. İşbırakımı. İş bırakımı. Çarpmak. Beklenmedik başarı.

Affeer synonyms : slam dunk, hydrolise, hydrolize, repercuss, affirm, attests, assesses, affirming, affirms, confirm, approximates, solicit, conjectured, change, certifies, touch, bother, apprizes, inconvenience, anticipate, redound, assess, work, estimates, expose, avouching, bear on, cessed, conjectures, calculate, certify, process, attest.

Affeer zıt anlamlı kelimeler, Affeer kelime anlamı

Stifle : Soluk almasını zorlaştırmak. Tıkanmak. Zaptetmek. Bastırmak. Gelişmesini engellemek. Boğulmak. Tutmak. Boğmak. Bastırmak (bir duyguyu veya isyanı). Soluk almasını engellemek.

Take : Çekim. Tutulan balık miktarı. Alınan taş. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hasat. Tutma. Avalanan hayvan miktarı. Götürmek. Tutuş. Pay.

Affeer ingilizce tanımı, definition of Affeer

Affeer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To assure. To confirm.