Incommode türkçesi Incommode nedir

  • Rahatsız etmek.
  • Sıkıntı vermek.
  • Zahmet vermek.
  • Huzursuzluk vermek.
  • Rahatsızlık vermek.
  • Sıkmak.
  • Huzursuz etmek.

Incommode ingilizcede ne demek, Incommode nerede nasıl kullanılır?

Incommoded : Sıkıntı vermek. Zahmet vermek. Rahatsızlık vermek. Sıkmak. Huzursuzluk vermek. Huzursuz etmek. Rahatsız etmek.

Incommodes : Sıkmak. Huzursuzluk vermek. Rahatsız etmek. Zahmet vermek. Rahatsızlık vermek. Sıkıntı vermek. Huzursuz etmek.

Incommoding : Sıkmak. Huzursuzluk vermek. Zahmet vermek. Huzursuz etmek. Rahatsızlık veren. Rahatsızlık vermek. Huzursuzluk veren. Önleyen. Sıkıntı vermek. Engelleyen.

Incommodious : Kullanışsız. Zahmetli. Rahatsız.

Incommodiousness : Kullanışsızlık.

Incommunicable : Anlatılamaz. Paylaşılamaz. Söylenilemez. Nakledilemez.

Incommunicably : Anlatılamaz bir şekilde. Nakledilemeyen bir şekilde. Başkalarıyla paylaşılamayan bir şekilde. Aktarılamayan bir şekilde. Söylenemeyen bir şekilde. İfade edilemeyen bir şekilde.

Incommunicative : Ağzı sıkı. Konuşmayan. Laf çıkmaz. İlişki kurmayan. Ketum. Ağzı kenetli. Bildiğini başkalarına söylemeyen.

Incommensurate : Oransız. Kusurlu. Kıyaslanamaz. Yetersiz. Ölçülemez. Eksik. Nispetsiz.

Incommunicado : Hücre hapsine çarptırılmış tutuklu. Dışardakilerle görüştürülmeyen. Hücre hapsi. Kimseyle görüştürülmeyen tutuklu.

 

İngilizce Incommode Türkçe anlamı, Incommode eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incommode ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bothering : Takmak. Canını sıkmak. Sinir etmek. Dert vermek. Can sıkmak. Daraltmak. Sinir bozmak. Müziç.

Discommoded : Taciz etmek.

Besets : Rahat vermemek. Kuşatmak. Etrafını çevirmek. Sıkıştırmak. Dört bir yandan saldırmak. Rahat bırakmamak. Sarmak. Etrafını sarmak.

Chagrins : Gücenmek. Utandırmak. Üzülmek. Can sıkmak. Ümidini kırmak. Rezil etmek. Üzmek. Tasalanmak. Hayal kırıklığına uğratmak.

Give somebody the hump : Canını sıkmak.

Discommoding : Taciz etmek.

Inconvenienced : Yük olmak. Güçlük vermek. Zahmet. Rahatsız edilmiş. Sıkıntı veren şey. Zahmet olmak. İşini zorlaştırmak. Zorlaştırmak. Sorunlu hale getirilmiş.

Discommode : Taciz etmek.

Bother : Musallat olmak. Dert vermek. Can sıkmak. Dert. Zahmet etmek. Sıkıntı. Sinir bozmak. Rahat vermemek.

Impose upon : Hile ile kabul ettirmek. -den faydalandı. Etkilemek. Zorla yüklemek. Aldatmak. Vermek (ceza). Dayatmak. Faydalanıldı. Zorla kabul ettirmek. -yı sömürdü.

Incommode synonyms : hassling, bothers, bait, fashed, astringes, astringing, disturbs, burden with, burden, fidgeted, badgering, afflict, worrit, beset, fidget, burthen, astringe, disoblige, bear upon, annoys, astringed, annoy, fidgeting, incommodes, baited, impact, ailed, distress, inconveniences, badgered, afflicting, straiten, touch.

Incommode ingilizce tanımı, definition of Incommode

Incommode kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To give inconvenience or trouble to. To put out. To worry. An inconvenience. To discommode. To disturb or molest. As, we are incommoded by want of room.