Incommoded türkçesi Incommoded nedir

  • Rahatsız etmek.
  • Sıkmak.
  • Zahmet vermek.
  • Rahatsızlık vermek.
  • Sıkıntı vermek.
  • Huzursuzluk vermek.
  • Huzursuz etmek.

Incommoded ingilizcede ne demek, Incommoded nerede nasıl kullanılır?

Incommode : Sıkıntı vermek. Rahatsızlık vermek. Zahmet vermek. Rahatsız etmek. Huzursuz etmek. Sıkmak. Huzursuzluk vermek.

Incommodes : Zahmet vermek. Huzursuz etmek. Sıkmak. Rahatsız etmek. Sıkıntı vermek. Rahatsızlık vermek. Huzursuzluk vermek.

Incommoding : Önünü tıkayan. Rahatsızlık veren. Huzursuz etmek. Rahatsızlık vermek. Engelleyen. Rahatsız etmek. Huzursuzluk vermek. Sıkıntı vermek. Sıkıntı veren. Zahmet vermek.

Incommodious : Zahmetli. Rahatsız. Kullanışsız.

Incommodiousness : Kullanışsızlık.

Incommunicability : Söylenemezlik. Söylenememe durumu. İfade edilemezlik. İfade edilememe durumu. Başkalarıyla paylaşılamama durumu. Aktarılamazlık. Nakledilemezlik.

Incommensurability : Aynı kriter ile öçlülemezlik. Kıyaslanamamazlık. Eşölçülemezlik. Oransızlık. Ölçülemezlik. Aynı birim ile ölçülememe durumu. Ölçülememezlik. Karşılaştırılamamazlık. Karşılaştırılamaz olma durumu.

Incommensurate : Oransız. Eksik. Ölçülemez. Yetersiz. Kusurlu. Kıyaslanamaz. Nispetsiz.

Incommensurately : Uygun olmayan bir şekilde. Oransız bir şekilde. Yetersiz bir şekilde.

 

Incommunicably : Aktarılamayan bir şekilde. İfade edilemeyen bir şekilde. Nakledilemeyen bir şekilde. Söylenemeyen bir şekilde. Başkalarıyla paylaşılamayan bir şekilde. Anlatılamaz bir şekilde.

İngilizce Incommoded Türkçe anlamı, Incommoded eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incommoded ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Offends : Gücendirmek. Gocundurmak. İncitmek. Suç işlemek. Rencide etmek. Hoş gelmemek. Hoşgelmemek. Saldırmak. Kırmak.

Chevy : Avlanmak. Av. Avlamak.

Burden : Yük taşıma. Yüklemek. Sırtına yüklemek. Yüklenmek. Sıkıntı çektirmek. Sorumluluk. Ağır yük. Ağırlık. Yük.

Baited : Cezp edilmiş. Kandırmak. Olta yemi. Yem. Kışkırtmak. Rahatsız edilmiş. Canı sıkılmış. Rahatsızlık verilmiş. Kandırılmış.

Disoblige : Hatırını kırmak. Yardımı reddetmek. Ricasını yerine getirmemek. Gücendirmek.

Touch : İncitmek. Az miktar. Elini sürmek. Bağlantı. Taç. Değmek. Yandışı. Teğet geçmek. Topun, alanın boy çizgisinden dışarı çıkması. Kırmak.

Besets : Rahat bırakmamak. Sıkıştırmak. Etrafını çevirmek. Sarmak. Dört bir yandan saldırmak. Etrafını sarmak. Rahat vermemek. Kuşatmak.

Clogging : Pıhtılaşmak. Tıkamak. Tıkanmak. Engellemek. Tıkanma. Kösteklemek. Engel olma. Tıkama. Eski bir dans.

Burthen : Mesuliyet. Ana fikir. Yük. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Yüklemek. Ağırlaştırmak. Nakarat. Yüklenmek. Külfet.

Afflicts : Acı vermek. Kaygı vermek. Sarsmak. Üzmek. Istırap vermek. Başına bela olmak. Eziyet etmek.

Incommoded synonyms : chagrins, trouble, inconvenienced, beset, annoys, inconvenience, bothering, hassled, bait, ailed, impose upon, disturbs, hassle, hassles, fashed, cumber, discommode, clog, clogs, astringes, besiege, afflicting, incommodes, give the hump, discommodes, discommoded, bear on, discommoding, bug, annoy, inconveniences, unsettles, fidgets.