Bother türkçesi Bother nedir

  • Üzülmek.
  • Zahmet etmek.
  • Zahmet.
  • Musallat olmak.
  • Daraltmak.
  • Dert vermek.
  • Dert.
  • Sıkıntı.
  • Sıkmak.
  • Sıkıntı vermek.
  • Canını sıkmak.
  • Rahat vermemek.
  • Sinir etmek.
  • Sinir bozmak.
  • Can sıkmak.
  • Baş belası olmak.
  • Rahatsız etmek.
  • Takmak.

Bother ile ilgili cümleler

English: Ali didn't bother to knock.
Turkish: Ali kapıyı çalma zahmetine girmedi.

English: Ali didn't bother to argue.
Turkish: Ali tartışma zahmetine girmedi.

English: Ali didn't bother to answer.
Turkish: Ali cevap verme zahmetine girmedi.

English: Ali didn't bother to listen to Mary's advice.
Turkish: Ali Mary'nin tavsiyesini dinleme zahmetinde bulunmadı.

English: "It must bother you to have taken a bad master." "I'm stupid too. So, it's all right."
Turkish: "Kötü bir öğretmene sahip olmak sizi rahatsız ediyor olmalı." "Ben de aptalım. Öyleyse, tamam. "

Bother ingilizcede ne demek, Bother nerede nasıl kullanılır?

Bother about : Aldırmak. Üzülmek. Canı sıkılmak. Canını sıkmak. Endişelenmek.

Bother it : Allah'ın belası.

Bother with : Rahatsız olmak. Rahatsız etmek (birini). Zahmet etmek.

Botheration : Hay allah. Üzüntü. Dert. Sıkıntı. Hay allah!. Rahatsız etme. Tüh. Tüh!.

Bothered : Sinirlendirilmiş. Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş. Rahatsız edilmiş. Rahatsız olmuş. Canı sıkkın. Canı sıkılmış.

 

This man is bothering me : Bu adam beni rahatsız ediyor.

Bothers : Sinir bozmak. Baş belası olmak. Dert vermek. Rahat vermemek. Can sıkmak. Sıkmak. Rahatsız etmek. Takmak. Musallat olmak. Canını sıkmak.

Bothersome : Sıkıcı. Can sıkıcı. Rahatsız edici. Tedirgin.

Unbothered : Rahatsız edilmeyen. Kayıtsız. İlgisiz.

Be bothered : Rahatsız edilmek.

İngilizce Bother Türkçe anlamı, Bother eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bother ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Make angry : Öfkelendirmek. Kafasını kızdırmak. Sinirlendirmek. Küstürmek.

Badger : Porsuk. Etçiller (carnivora) takımının, sansargiller (mustelidae) familyasından, 70 cm kadar uzunlukta, 17 cm kadar kuyruğu olan, kısa ve kalın bacaklı, kış uykusuna yatan, avrupa ve asya’ da yaşayan bir tür. Taciz etmek. Yakasını bırakmamak. Kafa ütülemek. Hiç rahat bırakmamak. Yakasına yapışmak. Üstelemek.

Punishment : Zarar verme. Ceza. Hırpalama. Yüklenme. Ukubet. Eziyet. Cezalandırma. Ağır çalıştırma. Kötü davranma.

Painstaking : Dikkatli. Özenli. İtina isteyen (iş). İtinalı. Dikkatle yapan. Özenme. Özenen. İtina. Emek veren.

Pains : İhtimam. Özen. Emek. Gayret. İtina. Doğum sancıları.

Discomfited : Mağlup olmuş. Yenilmiş. Mosmor etmek (argo terim). Yenmek. Bozmak. Bozum etmek.

Badgered : Yakasına yapışmak. Rahatsız edilmiş. Yakasını bırakmamak. Porsuk. Taciz etmek. Yorgun. Tacize uğramış. Yıldırılmış. Taciz edilmiş. Üstelemek.

Trouble oneself : Zahmete katlanmak.

Discomfit : Mosmor etmek. Sinirlendirmek. Yenmek. Bozum etmek. Bozmak. Mağlup etmek. Mosmor etmek (argo terim). Şaşırtmak.

 

Take pains : Çok uğraşmak. Çok özen göstermek. İtina etmek. Özen göstermek. Zahmet çekmek. Çok zahmete girmek. Özenmek. Kılı kırk yarmak. Yorulmak.

Bother synonyms : inconvenience oneself, chevvy, get under one's skin, punishments, pestered, pesters, chagrin, inconveniencing, gravel, exertions, clogs, bore, annoy, unhinging, grate, burden with, botheration, fixate, beleaguer, grueling, discomfort, aggravate, afflicts, strive, afflicting, cark, grieve, take the trouble of, bedevilment, chivy, gruellings, besiege, bait.

Bother zıt anlamlı kelimeler, Bother kelime anlamı

Please : Lütfen. Hoşnut etmek. Gönlünü etmek. Tenezzül etmek. Memnun etmek. Gönlünü hoş etmek. Gönül almak. Gönlünü almak. Hoşuna gitmek. Buyurmak.

Calm : Endişesiz. Dingin. Gürültüsüz. Teskin etmek. Durgun. Soğukkanlı. Arsız. Sakin. Serinkanlı. Esintisiz.

Bother ingilizce tanımı, definition of Bother

Bother kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To annoy. Worry. To feel care or anxiety. Embarrassment. To worry. One who, or that which, bothers. To be troublesome. Petty trouble. State of perplexity or annoyance. To perplex. [Bakınız: Pother]. Disturbance. As, to be in a bother. To trouble. To make or take trouble.